Sendikal mücadelenin benim gördüğüm en büyük engellerinden biri, iş yerlerindeki parçalanmışlık ve örgütlenme bilincinin zayıflığıdır. Görev yaptığım okulda 50’yi aşkın sendika üyesi bulunmasına rağmen, ortak sorunlar karşısında güçlü bir refleks gösterilemeyebiliyor. Birlik ve dayanışmayı büyütmek yerine günü kurtarma ve öne çıkma endişesi hakim olduğu için kritik durumlarda dahi eylemlere katılım son derece sınırlı kalıyor; bu durum sendikalılar arasında bile ciddi bir umutsuzluk yaratıyor.
Sendikali kadınlar da, sendikal mücadelede çok daha özgün zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bakım yükü, ev içi sorumluluklar ve yoğun iş yükü gibi nedenlerle sendikal çalışmalara katılmak zorlaşıyor; bu durum akşam toplantılarına katılımı da ciddi şekilde engelliyor. Emek hareketinde aktif yer almaya çalışan bir kadın olarak, ben de zaman zaman arkadaşlarımın desteğiyle ve koşullarımı zorlayarak sendikal çalışmalarda var olmaya çalışsam da bu ağır yükler nedeniyle katılamadığım çok fazla zaman oluyor. İş yeri düzeyinde kurulacak kolektif bir irade ortaya koyma konusunda da ciddi zaman ve bir araya gelme problemleri yaşıyoruz. Kadınların fiili yaşam koşullarına uygun, iş yeri merkezli ve hayatın gerçek ritmiyle uyumlu yeni bir sendikal anlayış inşa edilemediği sürece bu tıkanıklığı aşmak mümkün görünmüyor.
Fotoğraf: Evrensel
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















