Şık Makas’ta haksız yere işten çıkarılan kadın işçilerden biriyim. Yaklaşık 150 gündür haklarımızı alabilmek için mücadele ediyoruz. Şüphesiz bu süreç hepimize çok şey öğretti.
Fabrika içerisinde çalışırken bazılarımızın birbirini tanıma fırsatı olmamıştı. Ama direnişin başından beri farklı bölümlerden işten çıkarılan kadınlarla bir araya geldikçe aslında hepimizin aşağı yukarı aynı sorunlarla mücadele ettiğini gördüm. Bunun en büyük sebebi ise yaşımızdan ve medeni durumumuzdan bağımsız olarak sadece kadın olmamızdı.
Çalışırken çoğumuz aynı şeyleri yaşıyorduk; daha fazla çalıştırılmak, emeğimizin karşılığını tam alamamak, sesimizi çıkardığımızda ise görmezden gelinmek... Ama çoğu zaman bunun sadece bizim başımıza geldiğini düşünüyorduk. Direniş alanında yan yana geldikçe yalnız olmadığımızı, aynı sorunların hepimizi etkilediğini daha iyi anladım. Yaşadıklarımızın sadece bizim çalıştığımız fabrika ile sınırlı olmadığını biliyorum. Türkiye'nin her yerinde kadınlar hem çalışma hayatlarında hem de günlük yaşamlarında birçok eşitsizliğe maruz kalıyor. Kadının emeği çoğu zaman görmezden geliniyor. Kadınlar iş yerlerinde daha güvencesiz koşullarda tacize ve mobbinge uğrayarak çalıştırılıyorlar. Patronlar daha fazla kâr edebilmek için kadınların emeğini sömürüyor.
Şık Makas direnişinin başından beri bu mücadeleyi sırtlayanların büyük çoğunluğunun kadınlar olduğunu görüyorum. Hem evde hem direniş çadırında hem de alanlarda mücadele veren kadınların omuzlarına çoğu zaman erkeklerden çok daha fazla yük biniyor. Buna rağmen kadınlar vazgeçmiyor.
Vazgeçmeyen, birlikte mücadele eden kadınlarla yan yana olduğum için kendimi güçlü, umutlu ve kararlı hissediyorum. Bu duygularla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü karşılıyorum.
Türkiyede her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyanıyoruz. Kadınların yaşam hakkının bile tehdit altında olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Kadınların çalışırken, sokakta yürürken, evinde otururken bile güvende olmadığı bir düzenin değişmesi gerektiğini biliyorum çünkü kadınların hayatı, emeği ve onuru asla değersiz değil.
Bu yüzden aslında bizim direnişimiz sadece haklarımızı almak için verdiğimiz bir mücadele değil; aynı zamanda kadınların eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam sürdürebilmesi için verilen daha büyük bir mücadelenin de parçası.
Direnişte geçen aylarda kadınların bir araya geldiğinde gerçekten güçlü olduğunu, yan yana durduğumuzda, birbirimize sahip çıktığımızda ve dayanışmayı büyüttüğümüzde hiçbirimizin yalnız olmadığını biliyorum. Elbette haklarımızı alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz ama biliyorum ki haklarımızı aldıktan sonra da kadınlar olarak mücadelemiz bitmeyecek çünkü bu ülkede kadınların eşit ve özgür bir yaşam sürdürebilmesi için değiştirmemiz gereken çok fazla şey var.
Bu yüzden farklı iş yerlerinden, farklı sektörlerden tüm emekçi kadınları dayanışmayı büyütmeye, örgütlenmeye, sesimizi daha güçlü çıkarmaya ve alanlarda yan yana gelmeye çağırıyorum çünkü biliyorum ki biz kadınlar birlikte olduğumuzda hem hayatımızı hem de geleceğimizi değiştirebiliriz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun...
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Direnişteki Şık Makas işçisi kadınlar anlatıyor | 'Hakkımızı alana kadar vazgeçmeyeceğiz'
Tokat’ta Şık Makas fabrikasında çalışan kadın işçiler, üç aydır ödenmeyen maaşlar ve Kod-22 ile işten atılmaya karşı direnişte. Kadın işçilere mikrofon uzattık.
Şık Makas işçisi kadınlar 8 Mart’ı direniş çadırında karşılıyor
Tokat’ta direnişlerini sürdüren Şık Makas işçisi kadınlar 8 Mart’ı direniş çadırında karşılıyor. İşçiler, direnişin kendilerini değiştirdiğini ve kadınların birlikte daha güçlü olduğunu vurguluyor.
Şık Makas işçileri bir kez daha hakları için yürüyor
Şık Makas işçileri tüm Tokat emekçilerini, direnişlerinin 119. gününde kıdem ve ihbar tazminatlarını kazanmak için yürüyüşe çağrıyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























