Bölge illerinde haftalar öncesinden başlayan hummalı bir çalışmanın, mahalle mahalle, ev ev örülen bir dayanışmanın finali bugün Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda binlerin buluşmasıyla taçlandı. 8 Mart’a giden yolda barış ve özgürlük taleplerinin yükseldiği, hazırlık sürecinde çokça kadına ulaşılmaya çalışıldığı bir dönemin ardından kadınlar ellerinde erbaneleri, üzerlerinde gökkuşağını kıskandıran fistanlarıyla alanı doldurdu.
Diyarbakır 8 Mart'ında kadınlara mikrofon uzattık:
Ofis’ten meydana bir renk nehri
Sabahın erken saatlerinde Ofis semti, kıştan kalma keskin bir soğuğa uyandı. Ancak AZC Plaza önünde toplanan binlerce kadının coşkusu havayı çoktan ısıtmaya başlamıştı. “Niha dema jinê ye” (Şimdi kadın zamanı) pankartı arkasında saf tutan kadınlar, İstasyon Meydanı’na doğru yürüyüşe geçtiğinde Diyarbakır sokakları adeta rengarenk bir nehre dönüştü.
Erbanelerin ritmine eşlik eden zılgıtlar ve hiç susmayan “Jin, jiyan, azadî” sloganları, hazırlık sürecindeki emeğin sokaktaki yankısı gibiydi. Tam kortej meydana girdiğinde ise doğa sanki kadınların direnişine selam durdu: Gri gökyüzü aralandı ve baharı müjdeleyen bir güneş, binlerce kadının üzerine doğdu. Bu güneş, sadece baharın gelişinin simgesi değil, meydandaki umudun ve kararlılığın da bir yansımasıydı.
Saç örgüleri: Kesilen her örgü bir mücadele sözü
Bu yıl meydandaki en çarpıcı imge, kadınların pek çok noktada kullandığı saç örgüsüydü. Bu sembol sadece bir geleneği değil, aynı zamanda kadınların maruz kaldığı saldırılara karşı bir direnişi temsil ediyordu. Meydanda konuştuğumuz bir kadın, saç örgülerinin kesilip sergilenmesini bir barış değil, savaş ilanı olarak tanımlayarak mücadeleyi sürdüreceklerini haykırıyordu.
‘Kadınlar yaşasın ki barış gelsin’
Miting alanı, sadece bir kutlama yeri değil, aynı zamanda taleplerin en yalın haliyle dile getirildiği bir kürsüydü. Konuştuğumuz her kadının yüreğinde ortak bir sızı sesinde büyük bir öfke vardı: Kadın cinayetleri. Meydanda yükselen en güçlü ses, barışın ancak kadınların özgürlüğüyle mümkün olacağıydı. Kadınlar, “Kadın katliamları son bulsun, kadınlar yaşasın” diyerek somut bir barışın pratik adımlarını beklediklerini vurguladı.
Genç kadınlarsa sokaklarda korkmadan yürüyebilecekleri, erkek egemen sistemin yerle bir olduğu bir gelecek hayalini paylaştı. Barış talebi, bu yıl kadınların omzuna binen en ağır yüklerden biri olarak tarif edildi, kadınlar hem Kürt kadını kimliğiyle hem de barışın asli öznesi olarak orada olduklarını hatırlattı. Özellikle Rojava’daki kadınlara gönderilen selamlar, sınırları aşan bir kadın dayanışmasının en somut göstergesi oldu.
Meydanda umut ve dayanışma
Meydanda yalnızca sloganlar değil, birbirine sarılan kadınların dayanışması da dikkat çekiyordu. Kimi elinde mor bayrakla halaya duruyor, kimi arkadaşının omzuna yaslanıp kürsüden gelen sözleri dinliyordu. Erbanenin ritmi arttıkça meydandaki tempo da yükseliyor, kadınların yüzlerinde hem yılların yorgunluğu hem de vazgeçmeyen bir umut okunuyordu. 8 Mart günü meydanı dolduran binlerce kadın, yalnızca bir günü kutlamıyor; eşitlik, özgürlük ve barış taleplerini yeniden dillendiriyordu.
Diyarbakır’da bugün binlerce kadın barışı, eşit, özgür, demokratik bir yaşamı kendi elleriyle örmeye kararlı olduklarını bir kez daha dünyaya ilan etti. Miting, çekilen uzun halaylar ve yarınlara dair verilen özgürlük sözleriyle sona erdi.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık / Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















