1 Mayıs yaklaşırken, sömürünün “kader” olmadığını haykıran, kadınların ve çocukların görünmez kılınan emeğine ayna tutan eserleri bir araya getirdik. Orhan Kemal’den Suat Derviş’e, Adelheid Popp’tan Bernhard Kellermann’a uzanan bu liste, okuru bugünün yakıcı gerçeklerine karşı sesini yükseltmeye ve safını belirlemeye çağırıyor.
Alnında Mavi Kuşlar
1 Mayıs 1977 katliamının gölgesinde şekillenen Aysel Özakın’ın romanı Alnında Mavi Kuşlar, bir yanda İstanbul'un sanayi semtlerindeki işçi mahallelerine, grev hazırlıklarına ve yoksulluğa; diğer yandan Taksim ve çevresindeki entelektüel çevreler ve tartışmalarına bakış atıyor. Dönemin siyasal iklimi ve çatışmaları arasında, romanın ana karakteri Selda’nın toplumsal mücadele ile kendi iç dünyası arasındaki sorgulamalarını sarsıcı bir dille anlatıyor.
Tünel
Alman yazar Bernhard Kellermann’ın 1913’te kaleme aldığı Tünel romanı; Avrupa ve Amerika'yı okyanus altından bağlayacak devasa bir inşaatın hikâyesi üzerinden kapitalizmin kâr hırsını ve işçilerin ölümcül çalışma koşullarını sorguluyor.
Ekmek Kavgası
Toplumcu gerçekçi öykücülüğün ustalarından Orhan Kemal’in ilk öykü kitabı Ekmek Kavgası; ekmek peşinde koşan "küçük insanların" hayatlarını tüm ayrıntılarıyla ortaya döker. Fabrikalarda, sokaklarda ve hapishanelerde geçen öykülerden oluşan kitap, geçim derdinin insan onuruyla nasıl bir kavgaya dönüştüğünü anlatıyor.
Bir Kadın İşçinin Gençliği
Avusturya işçi kadın hareketinin öncüsü Adelheid Popp'un kendi yaşam öyküsü olan eser, 10 yaşında fabrikaya giren bir kız çocuğunun işçi sınıfının mücadelesine katılma sürecini anlatıyor. Bu anılar, işçi kadınların yaşadıklarının ‘kader’ olmadığını anlatırken onlara yol gösteriyor.
Popp, anılarını kaleme alma nedenini ise “Nasıl sosyalist olduğumu yazma gereksinimi duymam, yalnız ve yalnızca, yürekleri mücadele etme isteğiyle çarpan ancak başarabilecekleri inancını taşımadıkları için her seferinde yeniden geri çekilen sayısız kadın işçiye cesaret aşılamak istediğim içindir. Sosyalizm beni nasıl değiştirip güçlendirdiyse, aynı etkiyi başkaları üzerinde de yapacaktır” diyerek açıklıyor.
Önce Kadınlar ve Çocuklar
Yazınlarının merkezine yoksulları ve emekçileri oturtan Suat Derviş’in Önce Kadınlar ve Çocuklar kitabı, özellikle yoksul semtlerde kadın ve çocuklarla gerçekleştirdiği röportajların bir dizisi. İstanbul’dan kadın ve çocukların bir portesini önümüze sunan Derviş’in röportajları; okura ucuz emek sömürüsünün “önce kadınlar ve çocuklar “ile başladığını anlatırken güvencesiz çalışma koşullarını ve kadınların gündelik hayatlarında yaşadıkları yoksulluk ve eşitsizliklere de pencere açıyor.
Bu hikayeler çamaşıra, tütüne, tarlaya giden hayatını 10 paraya ortaya koyan, çocuklarını güvencesiz bir halde bırakan kadınların hikayeleridir. Önce Kadınlar ve Çocuklar kitabına ilişkin Hazal Kar'ın yazısını okumak için TIKLAYIN
İlgili haberler
Bir kitap: Grev Bildirisi
Grev Bildirisi insana, emeğe dair bir öykü kitabı. Alın terinin gerçek karşılığı ödenmediği müddetçe ne kadar yok sayılırsa sayılsın asla günceliğini yitirmeyecek bir tema.
GÜNÜN KİTAP ÖNERİSİ: İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens, İki Şehrin Hikayesi’nde biriken öfkenin patladığı, kölelerin zincirlerini kırdığı, açların ayaklanıp ‘intikam’ çığlıklarıyla yargıyı ve gücü ele geçirdikleri bir döneme ışık tutar.
GÜNÜN KİTABI: Bu senin bildiğin peri masallarından değil
Kurbağa öpmekle ve kurbağaların dönüştüğü prenslerle derdi olan, her yaştan kızın ilgisini çekebilecek bir kitap.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























