BELLEK

Yıldızlara, yaşadığımız evrene dair bugün bildiklerimizde kadınların büyük payı olduğunu biliyor muydunuz? Kemerlerinizi bağlayın, gökbilim tarihine ucuz işçi olarak girebilmiş kadınları okuyacaksınız

Michigan tarihinin en büyük toplu katliamının kısa tarihi: 1913 yılının madenciler daha iyi çalışma koşulları için greve çıktı. Noel arifesinde ise çoğunluğu madenci çocuğu 73 insan katledildi.

1930’larda Teksas’ın San Antonio şehrinde yaşayan göçmen kadın işçi Emma Tenayuca’nın ve Amerika’nın uygulamaya koyduğu sıkı ekonomi politikalarıyla boğazları en çok sıkılan göçmenlerin hikayesi.

Amerika’da bir zamanlar ıssız dağ bölgelerinde yaşayan ve kitaplara ulaşamayan halka, zorlu yolları at sırtında aşarak kitap götüren kadınlar vardı: ‘Kitap Kadınlar’la tanışın.

Maya kadınları acılarını, dirençlerini, yaşama isteklerini ilmek ilmek işleyerek hayatta kalmaya, hayat vermeye devam ediyor.

Geçmişte kadınlar sanıldığı gibi siyasete ilgisiz değillerdi. Türkiye’de kadınlar siyasette varlık göstermek için uzun yıllar çaba sarf etti. Serpil Çakır anlatıyor...

20. yüzyıl başındaki Amerika’ya gidelim. ‘Kadının doğal alanı evi olmalıdır, toplumsal yaşam değil’ diyen Emma F. Langdon’ın nasıl militan bir sendikacıya dönüştüğünü okuyalım.

Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak bildiğimiz hastanenin bundan yıllar evvel sadece kadınlara sağlık hizmeti verdiğini sonrasında ise bir hapishaneye dönüştürüldüğünü biliyor muydunuz?

Latin dünyasındaki özgürlük mücadelesinin simgesinin kadınlardır. Çünkü bunun bir tarihi var: 25 Kasım’a adını veren Mirabal Kardeşler’i tanıyalım.

Türkiye’nin yaşadığı sancılı değişimin toplumsal analizcisi, Mübeccel Kıray’ı yaşamını yitirişinin 10. senesinde saygıyla anıyoruz.

Erkeğin aile içinde kadına şiddeti sadece günümüzde değil, geçmişte de hayli yaygındı. Konu kadınlar tarafından dile getirilmiş, ‘Kocalara İnsaf’, ‘Koca Ne Demek?’ gibi başlıklı yazılarda işlenmişti.

Türkiye'nin ilk kadın kimyageri Remziye Hisar’ın öyküsü bilim alanında, bir kadın olarak hak iddia edebilmek için hep mücadele eden bir kadının başarı öyküsü...

Devrimden önce çalışan kadınlar sadece evlerde hizmetçi ya da çiftliklerde işçiyken, sağlanan eğitimler ve toplumdaki düzenlemelerle artık kadınların binlercesi öğretmen, doktor, mühendis ve dahasıydı

1700’lü yılların sonunda ABD'de köle ve siyahi olmanın getirdiği zorluklarla mücadele edip, tarihe geçen bir kadınla tanıştırıyoruz sizi. Bu yaşam mücadelesini başlatan soru: ‘Ben kadın değil miyim?’

Giysi kadın bedenini denetlemek için kullanılan araçlardan biridir. Kadınların kapalı mı açık mı, kısa mı, uzun mu giyineceğine sadece din değil devlet de tarih boyunca müdahale etmiştir.

Tam bir yüzyıl önce Osmanlı’da nikah ve aile ile ilgili ilk hukuki düzenlemeler hayata geçirilirken, Ekim devrimiyle kurulan Sovyetler Birliği ise dinlerden bağımsız bir nikahı yasalaştırıyordu.

Bir yandan kadınlara neyi hak edip etmedikleri dikte ediliyor diğer yandan kadınların kazanımlarını ortadan kaldırmaya, kadınları yüz yıl öncesinin hak yoksunu koşullarına mahkum etmeye çalışıyorlar.

Sabah kahvaltılarını sıcacık yapan, öğle koşuşturmacasında bir mola olan, akşam günün yorgunluğunu alan yine çay. Çayın bu gücü nereden geliyor diye merak ediyor musunuz? Elbette tarihten!

Evli olmasına rağmen kendi soyadını kullanan ilk kadın, kadın haklarının sabahyıldızı Lucy Stone ile tanışmak ister misiniz?

Tarihi değiştiren bir mücadelenin öznesidir o, hikayesini anlatarak da o tarihte kadınların da olduğunu gösterir. Yaşamı, tarihi yazan ve değiştiren başka işçi kadınlara ışık olsun!
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
Editörden
Bültenimize abone olun!
E-posta listesine kayıt oldunuz.