Ücretsiz HPV aşısı sözü tutulmadı Bakanlık aşı değil ‘farkındalık’ dağıtıyor
Sağlık Bakanlığı, rahim ağzı kanseri farkındalık ayı kapsamında aşı yerine yalnızca tarama testi öneriyor. 2026’da ücretsiz olacağı vadedilen HPV aşısı ise hâlâ paralı.

Sağlık Bakanlığı, 1-31 Ocak “Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında internet sitesinden bir bilgilendirme yayımladı. Rahim ağzı kanserinin erken tanısına odaklanan görsellerde, 30-65 yaş arası kadınlara HPV-DNA tarama testlerinin düzenli yapılması öneriliyor. Ancak bu anlatının en kritik boşluğu, hastalığın en baştan önlenmesini sağlayacak olan HPV aşısının hâlâ ücretli olması. Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl 250 binden fazla kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor.

Vaat var, icraat yok

Rahim ağzı kanseri, büyük oranda HPV enfeksiyonuna bağlı ve etkili bir aşıyla önlenebilir olmasına rağmen, iktidarın bilgilendirmeleri yalnızca tarama testlerine odaklanıyor. Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2022’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığının 2023 bütçesi görüşülürken HPV aşısına dair,“Belirlenen bir grupta aşılanmaya başlayacağımızı ve kapsamını kademe kademe geliştireceğimizi ifade etmek isterim” demişti. 2025’te ise Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, “HPV aşısını, 2025 sonu itibarıyla insanlarımıza ücretsiz, özellikle 13 yaşındaki çocuklarımıza ulaştıracağız” ifadelerini kullanmıştı. Aradan geçen sürede ise somut bir uygulama hayata geçirilmedi; 2026 bütçesinde HPV aşısına ilişkin bir kalem de yer almadı. Yıllardır süregelen bu vaatler tarama testleriyle sınırlı bilgilendirme ve aşının fiilen erişilemez olmasıyla birleştiğinde, “farkındalık” materyalinde de aşının adının dahi geçmemesi, verilen sözlerin uygulamaya da dönüşmeyeceğini gösteriyor.

Türkiye yaygın aşılama çağrısında imzacı

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), HPV aşısını, rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasında en etkili halk sağlığı önlemi olarak tanımlarken başta Türkiye’nin de dahil olduğu birçok ülke, DSÖ’nün “2030’a kadar yaygın aşılama” çağrısına imza atmış durumda. Dünya genelinde bu karara imza atan 100’den fazla ülkede HPV aşısı ücretsiz hatta 50’den fazla ülkede erkeklere de HPV aşısı ücretsiz olarak uygulanıyor.

Üç doz aşı asgari ücretten fazla

Türkiye’de son beş yılda HPV aşısının fiyatları da katlanarak arttı. Buna göre; 

2022 yılı: Tek doz 1000- 2 bin TL

2023 yılı: Tek doz 1900-2 bin 600 TL

2024 yılı: Tek doz 2 bin 300- 3 bin 200 TL

2025 yılı: Tek doz 3 bin- 4 bin TL

2026 yılı: Tek doz 6 bin- 9 bin TL arasında değişiyor.

HPV aşısında 15 yaş altı çocuklar için iki doz yeterliyken 15 yaş üstüne üç doz yapılması gerekiyor. 2026 yılında aşının üç dozunun maliyeti en az asgari ücretin yarısından fazlasına denk geliyor. Ulusal aşı takvimine alınmayan HPV aşısı, artan fiyatlar nedeniyle fiilen “parası olana” sunulan bir hizmete dönüşüyor. Kadınların ve gençlerin kanserden korunma hakkı da piyasa koşullarına terk edilmiş durumda.

Maliyet gerekçe gösteriliyor

Geçmişte birçok aşıyı kendi imkanlarıyla üretebilen bir altyapıya sahip olan Türkiye, bugün HPV aşısı dahil olmak üzere pek çok temel aşıda dışa bağımlı. HPV aşısının takvime alınmamasında da yetkililer tarafından en sık dile getirilen gerekçe maliyet. Gardasil 9’un ithal olması, çok sayıda çocuğu kapsayacak toplu alım ihtiyacı ve bazı yaş gruplarında üç doz uygulanması, bütçeye yük olarak görülüyor. Aynı zamanda Türkiye’de sağlık sisteminin ağırlıklı olarak tedavi hizmetleri üzerine kurulu olması da HPV aşısındaki gecikmenin nedenlerinden biri. Şehir hastaneleri, ileri tedavi teknolojileri ve ilaç harcamaları öncelikli alanlar olurken, hastalık ortaya çıkmadan yapılan koruyucu müdahaleler ikinci planda. HPV aşısı meselesi artık yalnızca bir sağlık başlığı değil; iktidarın koruyucu sağlık hizmetlerine olan bakış açısını da ortaya koyuyor.

‘Farkındayım ama param yetmiyor’

Asgari ücretle çalışan 27 yaşındaki bir kadın işçi, kiraydı, faturaydı, kredi kartı borcuydu derken bütün ödemelerin sonunda elinde bir şey kalmadığını söylüyor. Temel ihtiyaçlarını gidermekte bile zorlandığını anlatan kadın işçi “Bu yüzden HPV aşısını yaptırmaya param kalmıyor” dedi. Yaklaşık sekiz yıldır HPV virüsü taşıdığını dile getiren kadın işçi “Bakanlık farkındalık ayı için bir şeyler paylaşıyor. Ben de evet, farkında oluyorum. Bu aşıya ulaşamadığımı yeniden hatırladığımı fark ediyorum. Her seferinde kenara para atmak istiyorum ama ben biriktirene kadar aşı zamlanıyor. Zaten biriktirdiğim para da başka bir ihtiyaca gidiyor. Bu döngünün içinden de kurtulamıyorum” dedi.

‘Olan yoksula oluyor’

Aşının acil olarak ulusal aşı takvimine alınması gerektiğini belirten kadın işçi şunları söyledi: “Parası olan aşısını yaptırıyor. Olan yoksula oluyor. Hastalıklar da bizi vuruyor zaten. Parasız olsun ki herkes ulaşsın, herkes sağlıklı olsun. Sağlık Bakanı artık sözünü tutmalı, kadınları oyalamayı bırakmalı. Aşılama devletin sorumluluğu. Sadece kadınlar için de değil, herkes için eşit, ücretsiz ve erişilebilir HPV aşısı ve tarama hizmeti sağlanmalı.”

HPV aşısı bütçenin binde 2’si
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolundan hekimler, Sağlık Bakanlığının maliyet üzerinden yaptığı değerlendirmelerin sağlığı bir kâr alanı olarak gören bir bakış açısının ürünü olduğuna dikkat çekiyor. Farkındalık ayı bitmek üzereyken bakanlıktan hâlâ aşının türü, kaç suşu kapsayacağı ve en önemlisi ne zaman programa dahil edileceğine ilişkin bir açıklamanın gelmemesini eleştiren hekimler, “Yapılan son çalışmalar, HPV aşı uygulamasının uzun vadede önlenebilir rahim ağzı kanserinin tedavi giderleri ve toplumun hastalık yükü göz önüne alındığında bütçe anlamında bakanlığın çekincelerinin tam tersini gösteriyor. Örneğin en son ekim 2025’te yapılan bir çalışmaya göre (Şahin, Karabey; 2025) aslında HPV aşısı Türkiye açısından oldukça maliyet etkin bir uygulama olarak değerlendirilmiştir. Burada iki farklı senaryo (2-4 suşlu ve 9 suşlu aşı) üzerinden yapılan değerlendirmede, aşılama ile rahim ağzı kanseri karşılaştırılmış; kişi başına düşen GSYH temel alınarak yapılan hesaplamalarda dahi aşının son derece maliyet-etkin bir uygulama olduğu gösterilmiştir. HPV aşılamasının uzun vadede halk sağlığı açısından hem ekonomik yükü hem de sağlık yükünü azaltan bir uygulama olacağı açıktır” dedi.  
Tahmini maliyet sadece 39 milyar TL

HPV aşılama programlarında ergen, genç erişkinler ve bağışıklığı baskılanmış (HIV+ bireyler gibi) özel risk gruplarının öncelikle aşılanmasının önerildiğini kaydeden hekimler, “Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) açıklamasına göre aşılama programlarında aşılanması önerilen ilk grup 9-14 yaş adölesan bireylerdir. Bu da TÜİK 2024 verilerine göre 6-7 milyon kişiye, yaklaşık nüfusun yüzde 6-7’sine tekabül etmektedir. Yani dar anlamda 9-14 yaş (yaklaşık 6-7 milyon kişi) geniş anlamda 9-26 yaş (yaklaşık 20 milyon kişi) gruplarının aşılanması ilk planda düşünülmelidir. HPV aşılama maliyeti kişi başı yaklaşık 6 bin TL ve hedef nüfus 6 milyon kişi olarak düşünüldüğünde, tahmini maliyet 39 milyardır ve bu maliyet 2026 bütçesi ile karşılaştırıldığında (18.9 trilyon TL) bütçenin çok küçük ve karşılanabilir bir kısmına, (yüzde 0.206) karşılık gelmektedir. Üstelik bakanlığın toplu alımları ile birlikte aşının çok daha ucuza mal edilebileceği de düşünülebilir” dedi.

‘Koruyan değil kâr odaklı yaklaşım var’
2026 Sağlık Bakanlığı bütçesinin yalnızca yüzde 27.5’inin koruyucu sağlık hizmetlerine; yaklaşık yüzde 10’unun ise şehir hastanelerine ayrıldığına dikkat çeken hekimler, “Biz TTB olarak koruyucu sağlık hizmetlerine daha fazla bütçe ayrılması konusundaki taleplerimizde ısrarcıyız. Tedavi edici sağlık hizmetleri yerine koruyucu sağlık hizmetlerine yatırım yapmanın uzun vadede hem sağlık harcamalarını, hem de toplumun hastalık yükünü azaltacağı bir gerçektir. Ancak bugün ne yazık ki Bakanlık bunun tam tersi bir bakış açısıyla, poliklinik ziyaret sayısının fazlalığı ile övünüyor. Bu kâr odaklı bir bakış açısıdır. Biz buna karşıyız” ifadelerini kullandılar. Toplum temelli bir bakış açısıyla özellikle kadınlar için aşılamanın yanı sıra üreme sağlığı hizmetlerine birinci basamaktan itibaren erişilebilen, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirildiği, eşit, ulaşılabilir, yaygın ve ana dilinde sağlık hizmetinin doğru yöntem olduğuna vurgu yapan hekimler “Genel bütçeden sağlığa en az yüzde 10 pay ayrılmalı ve bu payın önemli bir kısmının da koruyucu sağlık hizmetleri için kullanılması gerekiyor. HPV aşısının da söz verildiği gibi ücretsiz şekilde hızlıca aşı programına dahil edilmesini istiyoruz” dedi.

Fotoğraf: Burcu Yıldırım

İlgili haberler
Bilirkişi raporu: ‘HPV aşısı tıbben gerekli’

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin HPV aşısının ulusal bağışlama programına alınması için açtığı davada ilk bilirkişi raporu geldi.


Editörden