Kampüsten bir adım dışarıda: Akademide ve mühendislik alanında kadınlar neler yaşıyor?
YTÜ Kadın Çalışmaları Topluluğu, yaptığı buluşmada eşitsizliğin, cinsiyetçiliğin akademide nasıl üzerinin örtüldüğünü, mühendislik alanında hem eğitimde hem iş yaşamında nasıl yaşandığını tartıştı.

Kampüste toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, kadın öğrencilerin dayanışma ve birlik içerisinde kendini daha güvende hissedebileceği bir ortam oluşturmak amacıyla kurulan YTÜ Kadın Çalışmaları Topluluğu, mezun olduktan sonra nelerle karşılaşabileceklerine, “kadın oldukları için” yaşayabileceklerine ve bunlarla mücadele yolu hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla 5 Nisan Salı günü “Kampüs’ten Bir Adım Dışarıda” etkinliğini düzenledi.

Etkinliğe, deneyimlerini paylaşmak üzere Öğretim Görevlisi Dr. Ayten Semerci ve Çevre Mühendisi Bilgesu Karakulak katıldı.

AKADEMİDE DE KADINLAR CİNSİYETÇİLİKLE KARŞI KARŞIYA, OKUL İDARESİ KÖR SAĞIR

Dr. Ayten Semerci, şiddetin sadece sokaktakinden ibaret olmadığını, kadınların akademik bir tartışma esnasında bile cinsiyetçi hakaret ve küfürlerle karşılaşabildiğini söyledi. Yapılan şikayetlerin ise çoğu zaman idare tarafından görmezden gelindiğine, olayların normalleştirilmeye çalışıldığına dikkat çekti.

Eğitim seviyesine bakılmaksızın akademide kapalı kapılar ardında da şiddet devam ediyor. Semerci, işlerini kaybetmemek için kadınların birçok şeye katlanmak zorunda kaldığını, uğradığı zorbalık karşısında susmak sessiz kalmak için kadrolu çalışma imkanının bile teklif edildiğini, Anadolu'nun küçük şehirlerinden metropol İstanbul'a kadar özel-vakıf-kamu üniversitesi fark etmeksizin her yerde şiddetin devam ettiğini aktardı.

Semerci, deneyimlerini aktarırken kadın olduğu için kendisine yaşatılanların görmezden gelinme, üzerinin örtülme çabasının sebebini akademide üst düzey yönetici konumunda bulunan kadın sayısının azlığıyla ilişkilendirdi. Akademide 24. senesinde olan Semerci, kadınların akademideki yerini nicelik olarak daha iyi görse de akademide eşitsizliğin sürdüğünü söyledi.

Üniversitelerin idari kurumları akademi çevresi ve kampüs içerisinde özel olarak cinsiyet eşitliğini yaratmaya yönelik çalışmalara yer vermediğini ve çoğu zaman “toplumsal cinsiyet” gibi kavramsal ifadelerden kaçınıldığını ekledi.

MESLEKTE AYRIMCILIK ÜNİVERSİTEDE AMFİLERDEN BAŞLIYOR

Semerci'den sonra sözü Çevre Mühendisi Bilgesu Karakulak aldı. Karakulak, yeni mezun bir mühendis olarak kadının iş dünyasındaki ve eğitim hayatındaki konumuna dair konuştu. Söze lisans eğitiminden başlayan Karakulak, akademisyenlerin yaptığı “şaka”lardan cinsiyetçi hitap şekillerine, arkadaş ortamına kadar özellikle teknik üniversitede mühendislik bölümünde kadın öğrenci olmanın zorluklarından bahsetti.

‘BUNU ERKEK ÖĞRENCİLER DİNLERSE…’

Amfide, derste bile kendini var edebilmek için erkeklerden daha fazla çaba harcamak zorunda olduğunu belirten Karakulak özellikle akademisyenlerin ders anlatırken “Bunu erkek öğrenciler daha iyi dinlerse...” gibi cinsiyetçi söylemlerde bulunduklarını ifade etti. Akademisyenler tarafından cinsiyetçi söylemlerin hemen her üniversitede özellikle erkek öğrencilerin sayıca çoğunlukta olduğu bölümlerde devam ettiğini belirtti.

Akademisyenlerin neye göre “iyi” kabul edildiği konusunda Dr. Ayten Semerci ile ortak paydada buluşan Bilgesu Karakulak konunun yalnızca puan toplarcasına yayınlanan akademik makalelerden ibaret olmadığı görüşünde. Nihayetinde akademik bir tartışma anında cinsiyetçi küfre varan hakaretleri edenlerin de, Türkiye'nin en iyi üniversiteleri arasında olan İstanbul Teknik Üniversitesi'nde ayrımcılık yapan hocaların da akademik yönden gayet iyi sayıldığı aşikâr. Semerci ve Karakulak bu zihniyetle hareket eden kişilerin akademide yer edinip yüzlerce öğrenciyi de kendi düşünceleri ile etkilememesi gerektiği görüşündeler.

KENDİNİ İFADE ETMEK, SÖZ ALMAK KADINLAR İÇİN ZORLAŞIYOR

Karakulak, cinsiyetçi söylemlerle ve çeşitli aşağılamalarla ikinci planda geçirilmeye zorlanılan bir lisans eğitimi sonrasında iş hayatında da toplu bir etkinlikte ya da toplantıda söz almanın, kendini dinletmenin, kendini ifade etmenin zorluğunu aktardı: “Hem kadınsın hem genç!” İş dünyasında bu iki faktörün eşitliğin önüne geçtiğinden ve ön yargı oluşturduğundan bahsetti. Karakulak, kadınların sadece kendini açıklamak için bile çok çaba harcadığını söyledi.

Kadın mücadelesinin her alanda olduğu gibi eğitim hayatında da iş hayatında da devam etmek zorunda olduğunu bu bağlamda mücadelenin yolunun örgütlenmekten geçtiğini söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

GEÇMİŞTEN BUGÜNE YALNIZ DEĞİLİZ
Etkinliğe katılım sağlayan öğrenciler, Semerci'nin yirmi yılı aşkın tecrübesiyle geçmişte kadın mücadelesi hakkında bahsettiklerini yeri geldiğinde şaşkınlık ve büyük bir üzüntü ile karşıladı. Konuya daha güncel bir bakış açısıyla yaklaşan Karakulak'ın anlattıklarının daha yakın dönemde gerçekleşmiş ve hâlâ gerçekleşiyor oluşu etkinliğe katılanların da aslında benzer şeyleri yaşadığının farkına varmasını sağladı. Uğradıkları baskı, yaşadıkları sözlü veya fiziksel taciz, her alanda maruz kaldıkları zorbalık ve bunları yaşayan tek kişinin kendileri olmadığı gerçeği etkinliğe katılan öğrencilerde dayanışma hissini pekiştirdi. Dr. Ayten Semerci ile Çevre Mühendisi Bilgesu Karakulak'ın deneyimlerinde ve anlattıklarında kendini bulan öğrenciler yalnız olmadıklarını anladı.
Yıldız Teknik Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu olarak “Kampüsten Bir Adım Dışarıda” gibi etkinliklerle farkındalığı artırmak mücadelemizi devam ettirmek en büyük amacımızdır.  Mücadelemizle kadının yerinin gün geçtikçe daha iyi olacağına inancımız tamdır.

Fotoğraf: Yıldız Teknik Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu

İlgili haberler
İAÜ, YTÜ ve BOÜN'den kadın toplulukları ile Cinsel...

CİTÖK ne anlama geliyor? Biz kendi üniversitemizde nasıl kuracağız? Tüm bunların yanıtını farklı CİT...

Akademide tacize yer yok!

Kadının babası tarafından şiddet ile terbiye edilmesi gerektiği düşüncesi kabul edilemez bir zihniye...

GÜNÜN İSYANI: Kadından mühendis olur!

Mühendis olmak için üniversiteye giden kadın öğrenciler karşılarına çıkan cinsiyetçi engellere karşı...