Geçtiğimiz hafta Yemeksepeti kuryeleri, Türkiye’nin farklı illerinde “Şeffaf paket ücretleri, insanca bir ücret ve kurye temsilcilerinin karar süreçlerine dahil edilmesi” talebiyle üç gün boyunca kontak kapattı. Eylem, şirketin paket ücretlerine yüzde 32 zam açıklamasının ardından başladı. Ancak motokuryeler için sorunlar ücretlerle sınırlı değil; güvencesizlik ve iş kazaları bu işin parçası haline gelirken, kadın motokuryeler bunlara ek olarak ayrımcılık ve şiddetle de mücadele ediyor.
15 saatlik mesainin karşılığı nerede?
23 yaşındaki Şeyma Demirkol, Mersin’de iki buçuk yıldır motokuryelik yapıyor; iki yıldır da Yemeksepeti’de çalışıyor. Karaman’da felsefe öğretmenliği okurken yaşam koşulları nedeniyle eğitimini yarıda bırakarak kuryeliğe başlamış.
Esnaf kurye olarak çalıştıklarını, bu nedenle kendi işlerinin sahibiymiş gibi gösterildiklerini ancak bir şirketleri olmadan vergi ödediklerini anlatan Demirkol, günde 12 ila 14-15 saat çalıştığını ve kazancının yarısının vergi, yakıt, yemek ve motor masraflarına gittiğini söylüyor:
“Paket ve kilometre başına ücret alıyoruz. Örneğin paket başı 80 lira alıp günde 30 paket taşırsam 2 bin 400 lira kazanıyorum. Bunun 200 lirası yakıta, 200 lirası yemeğe gidiyor. Kalan 2 bin liranın 400’ü vergiye, 600’ü motor masraflarına gittiğinde elimde 1000 lira kalıyor. Bu parayı 14-15 saat çalışarak kazanıyoruz. Hani diyorlar ya ‘Doktordan yüksek ücret alıyorlar diye’ öyle bir şey yok”
'Biz her gün motora binerek zaten risk alıyoruz'
Demirkol, Mersin’de kontak kapatma eylemini başlatan kuryelerden biri. İki arkadaşıyla birlikte kurye sayfalarından eylem çağrısı yaptıklarını, “Bir yerden başlamak” istediklerini anlatıyor. Başta bir saatlik kontak kapatma planlanırken, çağrının yayılması ve tepkilerin artmasıyla eylem bir güne uzuyor. Polis engellemeleri, valilik izni baskısı ve ceza tehdidine rağmen eylemi sürdürdüklerini belirten Demirkol, “Biz her gün motora binerek zaten risk alıyoruz” diyor.
Talepler: Şeffaflık ve insanca bir ücret
Demirkol, kontak kapatma eyleminin temel talebinin şeffaflık olduğunu söylüyor. Yemeksepeti’nin açıkladığı zamlara rağmen paket başı ve kilometre başı kazancın net olmadığını belirten Demirkol, geçen yıl paylaşılan kazanç tablosunun yeniden açıklanmasını istediklerini ifade ediyor. “Kilometre başına ne kadar aldığımı bilmek istiyorum. Zam adı altında yapılan indirimin geri çekilmesini ve gerçek bir zam yapılmasını talep ediyoruz. Esnaf gibi gösteriliyoruz ama kazancımızı ne belirleyebiliyoruz ne de neye göre belirlendiğini biliyoruz” diyor.
2025’te 200 paket için 17-18 bin lira fatura kesildiğini, bunun 2026’da 25 bin liraya çıkarılmasını talep ettiklerini aktaran Demirkol, yapılan zammın beklentileri karşılamadığını vurguluyor: “14 saat çalışıyorsam, karşılığını alabilmeliyim.”
Çalışma koşullarının da iyileştirilmesi gerektiğini belirten Demirkol, her ilde bir bölge şefi bulunmasını ve sorunlara doğrudan müdahale edilmesini istiyor. Regl dönemleri ve kazalar gibi durumların sistem tarafından görmezden gelindiğini söyleyen Demirkol, “Slot kapattığımızda puanım düşüyor. Kaza yaptığımızda bölge şefinin haberi bile olmuyor. Örneğin bazı şirketlerde kuryeler kaza yaptığında ‘kazacı kurye’ var, kaza yapan arkadaşla ilgileniyor. Yemeksepeti’de de bu tarz şeylerin olması gerekiyor. Ya da kaza yapan kuryelere raporlu olduğu zamanlar için belli bir miktar ücret veriliyor. Ama biz Yemeksepeti’de üç ay raporlu olsak üç ay eksiye giriyoruz. Burnu, ayağı kırılan gördüm. İki arabanın arasına sıkışıp kalan, vefat eden insanlar gördüm. Ama Yemeksepeti hiçbir zaman onların yanında olmadı.”
“Bir kadın olarak anlayış gösterme yükümlülüğüm yok”
Demirkol, kadın kuryelerin sıkça tacize uğradığını ve çeşitli ön yargılarla karşılaştığını söylüyor. Yakın zamanda yaşadığı bir olayı örnek vererek, sipariş götürdüğü bir sitede kaskla motor kullanmasına izin verilmediğini, güvenliğin ise “Bu kız sorun çıkarmaz” dediğini aktarıyor. Daha önce benzer bir uygulamanın kaldırıldığını hatırlatan Demirkol, bunun kabul edilemez olduğunu vurguluyor: “Önceliğimiz ücretler kadar bu sorunların çözümüne ilişkin de olmalı. Belki rüzgar geldi ve düşüp kafamı çarptım, beyin kanaması geçirdim. Bunun sorumluluğunu da almıyorlar. Yürüyerek girin diyorlar. Sitenin girişi ile binanın girişi iki kilometre. O yüzden bir kadın olarak anlayış gösterme yükümlülüğüm yok” diyor.
Demirkol, 26 Ocak Pazartesi günü saat 12.00’de Mersin Yenişehir Depo karşısında yeniden eylem yapacaklarını belirterek, “Yemeksepeti taleplerimizi karşılayana kadar mücadeleye devam edeceğiz” diye konuşuyor.
“Esnaf motokuryelik sanıldığı gibi değil”
Konuştuğumuz bir diğer kadın motokurye 29 yaşındaki Cansu Keskin. 2021’den bu yana motokuryelik yapan Keskin, aslında müzik öğretmeni ancak atanamadığı için bu işe başlamış. Yoğun çalışma koşulları nedeniyle yeniden sınava da hazırlanamadığını söylüyor. İlk olarak McDonald’s’ta sigortalı çalıştığını belirten Keskin, asgari ücret ve paket başı ödeme aldıklarını, motorun ve tüm masrafların şirkete ait olduğunu, günde 8 saat çalışıp haftada bir gün izin kullandıklarını anlatıyor.
Keskin, şu anda Tat Gıda’ya bağlı Tıkla Gelsin’de esnaf kurye olarak çalışıyor. Esnaf kuryeliğin sanıldığı gibi olmadığını vurgulayan Keskin, “BAĞ-KUR’umu ödeyemiyorum. Motor alırken yaptığım masrafların borcunu hâlâ kapatamadım. Çok kazanacağımı düşünmüştüm ama giderek eksiye düşüyorum” diyor.
Keskin, çalıştıkları şirkette regl izni olduğunu, ayda bir gün ücretsiz izin alabildiklerini; ocak ayı itibarıyla bu iznin ücretli izne çevrildiğini ancak ödenecek tutarın günlük ortalama kazancı karşılayıp karşılamayacağını bilmediklerini söylüyor.
Kazancının büyük bölümünün motor bakımı, benzin ve gün boyu dışarıda çalıştığı için yemeğe gittiğini belirten Keskin, şirket restoranlarında geçerli yüzde 50 indirimin sürekli bu şekilde beslenmesine yol açtığını ve sağlığını olumsuz etkilediğini ifade ediyor. BAĞ-KUR borcu nedeniyle hastaneye gittiğinde ücret ödemek zorunda kaldığını anlatan Keskin şöyle anlatıyor: “BAĞ-KUR borcu olduğundan vezneye belli bir miktar ücret yatırıp muayene oluyordum. Bu sene başı onu da kaldırdılar. Bir sene uzatma verseler de korkuyoruz. Seneye devlet hastanesine gidemeyeceğim. Mecburen özel hastaneye gitmek zorundayım. Şirketin sağladığı bir özel sağlık sigortası var ama nerelerde geçerli onu da bilmiyorum.”
Çalışma saatleri düzensiz, cinsiyetçilik had safhada
Ücretlerin yanı sıra düzensiz çalışma saatlerinin de hayatlarını zorlaştırdığını söyleyen Keskin, günün neredeyse tamamının işte geçtiğini belirtiyor. İş durduğunda geçen sürenin “kayıp zaman” olduğunu vurgulayan Keskin, “Para kazanmak için 10 saatten fazla çalışmak zorundasın ama bu günlerimi tüketiyor. Daha az çalıştığında ise geçinemiyorsun” diyor.
Kadın motokuryelerin maruz kaldığı ayrımcılığa da dikkat çeken Keskin, özellikle cinsiyetçi dile işaret ediyor. Çalışma arkadaşlarından müşterilere kadar bu dili sıkça duyduğunu söyleyen Keskin, itiraz ettiğinde alayla karşılaştığını anlatıyor. “Bazen rahatsız olduğumda ortamdan uzaklaşıyorum” diyen Keskin, dayanışma olsa da cinsiyetçi ifadelerin hâlâ ciddi bir sorun olduğunu vurguluyor.
Fotoğraf: Unsplash
İlgili haberler
Motokurye kadınlar anlatıyor: Övgü de duyacak, ön yargı da dinleyecek vakit yok bu işte
Ceren ve Nursenem çok genç iki kadın. Çalışma alanları ne kadar zor olsa da ön yargılara inat yaşamlarını sürdürebilmek ve hayallerini gerçekleştirmek için motokuryelik yapıyorlar…
Kuryelik yapan Cansu: Çalışma koşulları çok ağır, taciz, tehdit bizi bitmiyor
Kurye olarak çalışan Cansu ile çalışma koşullarının zorluğundan, güvencesiz çalışma koşullarından, eşitsiz koşullarda çalışmaktan bahsettik.
Kadınları taciz eden Yemek Sepeti Banabi depo müdürünün işine son verildi!
Yemek Sepeti Banabi deposunda çalışan bir kadını tacize maruz bırakan depo müdürü İsmail T.’nin işine son verildi.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























