İzmir’de kadınlar, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler bölümünde okuyan 18 yaşındaki İlayda Zorlu’nun 17 Nisan’da, polis ve aile iş birliği içerisinde kadınlara ve gençliğe yönelik uyguladığı sistematik baskı politikaları sonucu aile evinde katledilmesine tepki göstermek için yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Alsancak Gar önünde toplanan kadınlar Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüdü. “İntihar değil cinayet” yazılı pankart arkasında bir araya gelen kadınlar sık sık “İlayda’nın katili saray rejimi”, “Katil polis hesap verecek”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Devlet elini yaşamımdan çek” sloganlarını attı. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada basın metnini Üniversiteli Kadın Kollektifinden bir öğrenci okudu.
“İlayda Zorlu, vize sınavları bittikten sonra Hatay’a aile evine ziyarete gitmişti. 17 Nisan’da ise İlayda, arkadaşlarına ulaşarak babasının eve gelince ona şiddet uygulayacağını söyledi. Sebebi neydi? Sebebi, polis olan babası polis tarafından aranarak ‘kızınız yasadışı eylemlere katılıyor, terör örgütüne üye, iki güne dağa kaçırırlar’ denmiş olması. Polis, 18 yaşına gelmiş bir kadının babasını arayarak şikayet etmiş ve aile içi şiddeti-baskı ve tehdit tetiklemiştir” diyen öğrenci, 17 Nisan günü gecesinde Hatay’ın yerel basınında İlayda’nın, polis babasının beylik tabancasıyla göğsünden vurarak intihar ettiğinin söylendiğini, devletin bu baskı ve denetim zincirinin İlayda’nın yaşamdan koparılmasına giden süreci yarattığını belirtti.
“İlayda kadınlar için özgür bir yaşam istiyordu”
İlayda’nın, kadınların yaşam mücadelesinde alanlarda olan bir üniversiteli olduğunu vurgulayan öğrenci, “İlayda 8 Mart’a gidiyordu çünkü amfisinde taciz edilen, sokakta katledilen kadınlar için özgür bir yaşam istiyordu. Öldürülen kadınların bir sosyal medya haberinde geçen bir isim olup unutulmamalarını, faillerinin cezasını çekmesini istiyordu. Tam olarak bu eylemlere katıldığı gerekçesiyle, bu talepleri sahiplendiği için İlayda’nın ailesi arandı ve terör örgütüne üye olduğu söylendi. Örgütlü mücadeleye katılan kadınlara ve gençliğe dönük polisin sistematik araması, devletin ‘güvenli aile, güvenli gelecek’ çalışması kapsamında gerçekleştirildi. Yani kutsal aile politikası ile meşrulaştırılan bu aile araması, üniversiteli bir kadının hayattan koparılmasının yolunu açtı” ifadelerini kullandı.
İlayda’nın ölümünün bir intihar değil doğrudan politik bir cinayet olduğunu ifade eden öğrenci, “Yerel medyaya ‘kaza’, ‘intihar’ olarak geçirilmeye çalışılan bu ölümün arkasındaki gerçeği bizler biliyoruz. 6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku’nun devlet-polis iş birliği içerisinde, SIM kart verileri silinerek faillerin korunduğunu, olayın aydınlatılmasının engellendiğini günlerdir izliyoruz. 8 Şubat’ta Muğla’da bir teknede hayatını kaybeden Bahar Taş’ın ölümünün ardından deliller şüpheli ölüm vakasına uygun toplanmadı. Her güne ait kamera görüntülerine ulaşıldı ama olay gününe ait kamera kaydı bulunamadığı söylendi. Gözaltına alınan şüpheliler kısa sürede serbest bırakıldı. AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde ölü bulunan Nadira Kadirova, Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz, aile-tarikat- devlet iş birliği ile katledilen Narin, delil kararttıkları ailesini tehdit ederek susturmaya çalıştıkları Rojin Kabaiş... Failler devlet-polis iş birliği ile korunuyor, cinayetler intihar denilerek örtbas edilmeye çalışılıyor” diye konuştu.
“Saray iktidarı katledilen her kadının failidir”
İlayda’nın devletin yarattığı ve beslediği şiddet düzeni içinde, devletin cezasızlık ve aklama politikalarıyla birlikte, devlet eliyle katledildiğini belirten öğrenci, “İstanbul Sözleşmesi’ni bir gece yarısı kararnamesi ile feshedenler, 6284’ü uygulamayanlar, bütçede kadınların güçlenmesi için günlük 52 kuruş ayıranlar, kadına yönelik şiddeti değil boşanmayı engelleyip nafaka hakkımıza saldıranlar, failleri cezasızlıkla ödüllendiren saray iktidarı katledilen her kadının failidir. Hiçbir kadının ölümünü şüpheli olarak bırakmayacak, intihar edilerek üstü örtülen cinayetlerin açığa çıkarılıp faillerin yargılanması için mücadele edeceğiz” dedi.
“İlayda’nın katilleri, kadın mücadelesini kriminalize edenlerdir. İlayda’nın katili AKP’nin polisidir. AKP’nin polisinin işlediği suçları da devlet-aile- polis iş birliği içinde işlenen suçları da tek tek bu sokaklarda, meydanlarda anlatacağız” diyen öğrenci son olarak taleplerini sıraladı.
Talepler ise şu şekilde:
Kadınlara ve gençliğe yönelik sistematik baskı politikaları son bulsun.
Polisin aile aramaları, fişleme ve hedef gösterme faaliyetleri durdurulsun
İlayda’nın ailesini arayan polis derhal bulunsun ve yargılansın.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















