İstanbul’da Özbekistanlı Durdona Khokimova bir erkek tarafından öldürülmüş, cesedi çöp konteynerinde bulunmuştu. Pek çok kadın platformu, siyasi partiler çeşitli açıklamalar yapmış olsa da Durdona’nın katledilmesinin Türkiye gündeminde tuttuğu yer, göçmen karşıtlığının bir kadın cinayetine dönük tepkiye nasıl etkide bulunduğuna dair bizlere çeşitli ipuçları verdi. Ancak bunun da ötesinde, cinayet dönem dönem sorulan kimi soruları yeniden hatırlattı: Türkiye’de çalışan göçmen kadınların yaşamları ve emekleri yeterince korunuyor mu?
Ankara’da çeşitli işlerde çalışan ve yaşları 30-45 arasında değişen göçmen kadın işçilerle bu soruya yanıt aramak için bir araya geldik. Kadınlar, yaşam koşullarını ve çalışma şartlarını anlattılar.
‘Beni öldüreceğinden korktum’
Aynur 39 yaşında Kırgızistanlı bir göçmen. Yaklaşık 20 senedir Türkiye’de. Geldiği ilk yıllarda uzun süre iş bulamamış ve onu getiren aracı kurumun ofisinde barınmak zorunda kalmış. Türkiye’den sınır dışı edilmesine rağmen beş sene bekleyip yeniden Türkiye’ye gelmiş. Aynur’un anlattıklarından, çoğu kadının oturma izni alamadığını veya yeterli paraları olmadığı için çalıştıkları yerlerde yatılı kaldıklarını anlıyoruz. Ancak bu durum onlar için ek bir ücret aldıkları anlamına gelmiyor.
Aynur da göçmen birçok kadın gibi uzun süre yaşlı bakımı, ev hizmetleri gibi işlerde çalışmış. Bu işlerde kayıtsız çalışırken göçmen kadınların yaşadığı güvencesizliği ise Aynur başından geçen, unutamadığı bir olay ile anlatıyor:
“2011 yılında Ankara dışından iş teklifi geldi, ben de eşyalarımı toplayarak bir otobüse atladım ve gittim. Gittiğim yerde bir evde kalacağımı sandım. Ancak gittiğimde bir apart dairesinde orta yaşlı bir adam bana sevgililik teklifi etti. Bana, beni aparttaki ‘diğer kadınlardan’ çok daha iyi yaşatacağını söyledi.” Bunu yaşadığında henüz 20’li yaşlarında olduğunu ifade eden Aynur, teklifi kabul eder gibi yapıp ertesi gün valizleri ile geri dönerek yeniden iş aramaya başlamış. Aynur bu hikayeyi şu sözlerle bitiriyor: “Beni öldüreceğinden veya başka şeyler yapacağından korktum.”
‘Bizim erkekler buranın çalışma koşullarına dayanamaz’
Konuştuğumuz bir başka göçmen kadın ise 44 yaşındaki beş çocuk annesi Sevgi. Bütün çocuklarının Kırgızistan’da, babalarının yanında olduğunu söyleyen Sevgi, Türkiye’ye çalışmaya gelme nedenini sorduğumuzda, “Bizim erkekler buranın çalışma koşullarına dayanamazlar, sabırlı değiller” diyor.
Sevgi uzun süre ev hizmetlerinde yatılı çalışmış. Çocuklarına para göndermek için Türkiye’ye gelmiş ama pandemiden sonra kazandığı paranın Türkiye şartlarında hiçbir şeye yetmediğinin de farkında olduğunu söylüyor. Filipinli kadınların İngilizce bilmelerinden dolayı yalnızca çocuk bakarak kendilerinden iki kat fazla ücret aldığından bahseden Sevgi, kendisinin ise bütün evin temizliğini yapıp çocuğa bakmasına rağmen daha az ücret aldığını söylüyor. Sevgi’nin sözlerinden işçi göçmen kadınlar arasında bir rekabet oluşturulduğu izlenimine kapılıyoruz. Sevgi, şimdilerde hem kendine hem de kız kardeşine yeni bir iş arıyor ve bu iş arayışın uzun süredir devam ettiğini dile getiriyor.
Haftanın altı günü, izinsiz çalışma
Yakın zaman önce ülkesine dönerken uçaktaki erkek işçi sayısının arttığına dikkat ettiğini söyleyen Sevgi, “Bu duruma şaşırdım. Eskiden erkekler çalışmak için buraya gelmez, Rusya’ya giderdi. Oranın koşulları ve kazandıkları paralar Türkiye’den çok daha iyiydi. Ama Rusya artık göçmen almıyor. O yüzden erkekler de Türkiye’ye gelmeye başlamışlar” diyor.
Konuştuğumuz kadınlar bize göçmen kadınların çalışma koşullarına dair bilgiler de veriyor: Çoğu göçmen kadın, haftanın altı günü yatılı çalışıyor ve yıllık izin kullanmıyor. Zengin ailelerle çalışan kadınlar, patronları tatile gittiğinde onlarla beraber giderek tatil yapabildiklerini söylüyor. Çalıştıkları yerlerin çoğunda mobbinge maruz kaldıklarını anlatan kadınlar, gidecek yerleri olmadığından bu durum karşısında hiçbir şey yapamadıklarını söylüyor. Dahası kadınlar, Türkiyeli işçinin çalışmayacağı şartlarda çalıştıklarının da farkındalar. Ama genç yaştan itibaren böyle bir hayatın içinde olmaktan, başka bir hayat tahayyül edip etmediklerini bilemiyoruz.
Göçmen kadınlar: ucuz ve güvencesiz işgücü
İçişleri Bakanlığı verilerine göre; ikamet izni ile Türkiye’de 120 bin 301 Türkmenistan, 84 bin 85 Azerbaycan, 58 bin 208 Özbekistan, 43 bin 934 Kazakistan uyruklu insan bulunuyor. Ancak bu sayı yalnızca ikamet izni veya vatandaşlığı olanları gösteriyor. Bu ülkelerden gelen çoğu göçmen kadın; ev içi hizmeti, yaşlı veya çocuk bakımlarında çalışmak için Türkiye’de bulunuyor. Öyle ki Türkiye’de çok az ücretle, güvencesiz işlerde, kaçak veya sigortasız çalışma şartları geldikleri ülkelere göre daha iyi olarak nitelendiriliyor.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Aliağa Belediye Başkanının evinde şiddete uğrayan göçmen kadın açlık grevinde
Aliağa Belediye Başkanının eşi Özlem Acar’ın yanında şiddete maruz bıraktığı iddia edilen göçmen kadın açlık grevine başladı.
Şiddetten kaçan göçmen kadınların hikayesi...
Göçmenler bu ülkenin bir parçası artık, birlikte yaşayacağız ve birlikte daha güzel bir hayat için mücadele edeceğiz.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























