Ev ile ofis arasında yeni bir kıskaç: Kamuda esnek çalışma illüzyonu ve kadın emekçilerin gerçek talepleri
Sendikaların görevi; güvenceli istihdam, insanca çalışma saatleri ve kamusal bakım hakları etrafında birleşik bir direniş hattı kurmaktır.

Son dönemde AKP iktidarının “kamuda dönüşüm” ve “tasarruf tedbirleri” adı altında yürürlüğe koymaya hazırlandığı planlamalar, kamu istihdam yapısını kökten değiştirmeyi hedefliyor. Bu dönüşüm senaryolarının en parlatılan vitrin maddesini de "esnek çalışma" modelleri oluşturuyor. Siyasi iktidar tarafından kadın emekçilere bir "lütuf", iş-yaşam dengesi sağlayan bir "kolaylık" gibi sunulan bu model, madalyonun diğer yüzünde kadınları çok daha derin bir çıkmazın içine sürüklüyor.
Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şubesi olarak, iktidarın bu hamlelerine karşı kadın kamu emekçilerinin sesini duymak, iş ve aile sorumlulukları arasında sıkışan kadınların gerçek çıkış yollarını ve taleplerini görünür kılmak amacıyla 120 kadın kamu emekçisinin katılımıyla kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirdi. Çoğunluğu lisans ve yüksek lisans mezunu, 657 sayılı DMK’ya tabi güvenceli memur statüsündeki deneyimli kadınlardan oluşan bu profil, hak kayıplarının ve kapıdaki tehlikenin son derece farkında.

İllüzyon ve gerçeklik: 7/24, eve yayılan sömürü

Anket sonuçları, sermaye medyasının ve iktidarın yürüttüğü "esneklik konforu" propagandasının kadınlar üzerinde ilk etapta kısmi bir illüzyon yarattığını gösteriyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı esnek çalışmanın günlük yaşamda kolaylık sağlayabileceğini düşünse de sorular derinleştikçe ve somutlaştıkça kadın emekçiler kapıdaki tehlikeyi açıkça teşhis ediyor.
Kadınların yarısından fazlası esnek çalışmanın daha düşük ücrete neden olacağını belirtiyor. Sınıf sendikacılığı perspektifinden bakıldığında da esnek çalışma; kamusal istihdamın güvencesizleştirilmesi, mesai kavramının sınırlarının silinerek sömürünün 7/24, eve yayılması anlamına geliyor. Ev ve ofis arasındaki sınırların belirsizleşmesi, "nasılsa evde" denilerek her saat ulaşılabilir olma beklentisi, kadınların omuzlarındaki psikolojik yükü ve stres seviyesini azaltmak bir yana, tükenmişliği tetikliyor.
Bakım yükü kıskacında kadınlar
Ankete katılan kadınların yüzde 67,2’si evli, yüzde 65’i çocuk bakımından, yüzde 16’sı ise hasta, yaşlı veya engelli bakımından birinci derecede sorumlu. Bu çarpıcı veri, iktidarın esnek çalışma tuzaklarını neden tam olarak kadının "bakım yükü" üzerinden kurguladığını net olarak açıklıyor. Kapitalist sistem, kreş ve bakım hizmetlerinden elini çektikçe ortaya çıkan devasa faturayı kadına kesiyor.
Kadınların yüzde 77,3’ü mevcut yasal hakları (süt izni, doğum izni vb.) yetersiz bulurken, yüzde 65,9’u bu hakların çocuk bakımı sorunlarına asla kalıcı bir çözüm getirmediğini vurguluyor. Esnek çalışma, erkeği kamusal alanda tam zamanlı tutarken; kadına "hem ev işini yap, hem çocuğa bak, hem de bilgisayar başında memurluğunu yürüt" diyerek yükünü ikiye katlıyor.

Mekansal parçalanma ve sendikal örgütlenmeye tehdit

İktidarın ve sermayenin esnek çalışmayı bu kadar hararetle istemesinin bir diğer nedeni ise emekçilerin mekansal birliğini dağıtma arzusu. Ankete katılan kadın kamu emekçileri bu tehdidi de net bir biçimde teyit ediyor:
•    Katılımcıların yüzde 52,1’i esnek çalışmanın bir araya gelerek örgütlenmeyi zorlaştıracağını,
•    Yüzde 43,7’si ortak sorunlar etrafında dayanışma geliştirilmesini engelleyeceğini,
•    Yüzde 46,2’si ise sendikal mücadeleye katılımın azalacağını öngörüyor.
Evlere hapsedilen veya hibrit modellerle birbirinden ayrıştırılan emekçilerin bağlarını koparmak, hak arama zeminini zayıflatmanın en kestirme yoludur.

Kadınların çıkış yolu: Hak temelli talepler

Anket sonuçları, kadın kamu emekçilerinin iktidarın dayattığı "esnek güvencesizlik" yerine kamusal, güvenceli ve hak temelli çözümlere ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Kadınların iş ve aile arasına sıkışmışlığına çözüm olacak gerçek talepleri ise şunlar; 
•    İnsanca çalışma saatleri: Katılımcıların yüzde 88’i ücretlerinde hiçbir kesinti olmaksızın haftalık çalışma sürelerinin kısaltılmasını talep ediyor. Çözüm evde esnek çalışmak değil, mesai saatlerinin insani seviyeye çekilmesidir.
•    Ücretsiz kamusal kreş ve bakımevleri: Kadınların yüzde 95’i çocuk bakım hizmetlerinin, yüzde 93,2’si ise yaşlı/engelli bakım hizmetlerinin devlet eliyle, kamusal bir hak olarak yaygınlaştırılmasını istiyor. Kadınlar devletten esnek çalışma değil, her iş yerine ücretsiz kamusal kreş talep ediyor.
•    Hak kayıpsız ebeveyn izinleri: Kadınların yüzde 90,6’sı yarı zamanlı çalışma gibi uygulamalarda SGK ve emeklilik kaybı yaşanmamasını, ücret kaybı olmaksızın doğum sonrası izinlerin anne-baba arasında paylaşımlı olarak kullandırılmasını istiyor.
•    Eşitlikçi yasalar: Katılımcıların yüzde 94,9’u ev ve aile bakımının yalnızca kadının sorumluluğu olmaktan çıkarılmasını destekleyen yasal düzenlemeler yapılmasını talep ediyor.
BES İzmir Şubesi’nin olarak yaptığımız anketin sonuçları ve bu sonuçlara dayanarak hazırladığımız rapor, kamuda dönüşüm adı altında kadın emeğine yönelik yapılmak istenen saldırının haritasını önümüze koyuyor. Kadınları güvencesizliğe mahkum edecek, sosyal yaşamdan koparacak ve sömürüyü dört duvar arasına gizleyecek esnek çalışma modellerine karşı sesimizi yükseltmek zorundayız. Kadın kamu emekçilerinin gerçek çıkış güvenceli istihdam, insanca çalışma saatleri ve ücretsiz kamusal kreş mücadelesini büyütmektir.
Sınıftan yana, emekten ve kadından yana olduğunu iddia eden sendikaların, AKP iktidarının kamuda hayata geçirmek istediği bu esnek çalışma saldırısına karşı bir mücadele hattı örmesi hayati bir zorunluluktur. Çünkü bu saldırı sadece bir "çalışma biçimi değişikliği" değil; işçi sınıfının mekansal bütünlüğünü dağıtmayı, kadını eve hapsetmeyi ve sendikal örgütlenmeyi tamamen tasfiye etmeyi amaçlayan yapısal bir hamledir.

‘Konfor’ yalanını teşhir etmek

İktidarın ve sermaye medyasının esnek çalışmayı bir "konfor", "özgürlük" ya da "kadına lütuf" gibi sunan propagandasını parçalamak sendikaların ilk görevidir. Esnekliğin aslında 7/24 sömürü, güvencesizleşme ve ücretlerin düşürülmesi anlamına geldiği iş yerlerinde, sokaklarda bıkmadan anlatılmalıdır.

‘Esnek çalışma değil, kamusal kreş' kampanyası

Sendikalar, iktidarın çizdiği oyun sahasında oynamayı reddetmelidir. Kadının iş ve aile arasında sıkışmasının panzehri esnek çalışması değil, devletin bakım hizmetlerini kamusal olarak üstlenmesidir. Bu yüzde sendikalar, "Her kamu kurumuna ücretsiz, nitelikli, 24 saat açık kamusal kreş" talebini en öncelikli mücadele başlığı haline getirmek zorunda. 

İnsani çalışma saatleri mücadelesi

Teknoloji ve üretkenlik artarken mesai saatlerinin uzatılması ya da eve yayılması kabul edilemez. Sendikalar, ücret kesintisi olmaksızın haftalık çalışma sürelerinin azaltılması (haftada 35 veya 32 saat) ve mesai bitiminde "ulaşılamama hakkının" yasal güvenceye alınması için somut politikalar üretmeli ve bunun için bastırmalıdır.
Kendini sınıftan yana tanımlayan bir sendika, iktidarın "kamuda dönüşüm" adı altında getirdiği esnek çalışma paketlerini müzakere edilebilecek birer reform gibi göremez. Bu paketler, emeğe yönelik topyekun bir saldırıdır ve sendikaların görevi, ev ile ofis arasına sıkışan kadın emekçilere esnekliğin sınırlarını tartıştırmak değil, "güvenceli istihdam, insanca çalışma saatleri ve kamusal bakım hakları" etrafında birleşik bir direniş hattı kurmaktır.

Fotoğraf: Canva Pro

İlgili haberler
Bir anketin gösterdikleri: Büro iş kolunda kadın emekçiler ne diyor?

'Mesele, sendikayı kadın emekçilerin bulunduğu iş yerlerinden başlayarak, onların sözüne, deneyimine ve iradesine dayanarak kadın emekçilerle birlikte yeniden kurmaktır.'

3. KESK Kadın Kurultayı’na giderken: Sağlıkta dönüşüm kadın sağlık emekçilerini nasıl etkiledi?

Sağlık emekçisi kadınlar Sağlıkta Dönüşüm Programı'nı yalnızca sağlık sistemindeki değişiklikler olarak değil; gündelik yaşamlarının her alanına yayılan bir dönüşüm olarak deneyimliyor.

Kamu emekçisi kadınların sendikal örgütlenme deneyimleri: Engeller ve beklentiler

Kadınların sendikal mücadelede güçlenmesinin yolu, dolaylı temsil mekanizmalarından değil; kadınların çalışma alanlarında örgütlendiği, doğrudan söz ve karar sahibi olduğu bir anlayıştır.


Editörden