Dilovası işçi katliamı davasında 5. duruşma: 'Erdoğan'la fotoğrafım var' diyen patron serbest bırakıldı
Dilovası'nda Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum imalathanesinde 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin davanın beşinci duruşması görüldü.

Güncellendi

Dilovası’nda 3'ü çocuk, 6'sı kadın 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin davanın beşinci duruşması bugün Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görüldü.  Dilovası Katliamı davasında, patron Ali Osman Akat hakkında bir yıl bile yatmadan tahliye kararı verildi. Kaçak işletme, çocuk emeği sömürüsü, suçlu yeğenlerini kaçırma girişimi ve milyon dolarlık para trafiğiyle suçlamaların merkezinde olan Akat’ın asıl patron olduğu ortaya konsa da mahkeme, “Erdoğan’la fotoğrafım var” sözleriyle savunmasını yapan patron için “daha fazla tutuklu kalması ölçülü olmaz” kararı verdi. İşçi aileleri, Akat için kendileriyle kan parası pazarlığı yapan AKP’li belediye başkanının “Bu adamı daha fazla içeride tutamıyoruz, parayı alın” dediğini aktararak, “Hepsi beraber, hepsi işbirliği içinde” dedi. 

“Ruhsat varsa tamam diyorduk, yoksa sözlü uyarıyorduk”

Katliamın yaşandığı yıl Dilovası Belediyesinde zabıta şoförü olarak çalışan, bu yılın başında görev yeri değiştirilen Kocabay, yangından iki hafta önce, 24 Ekim 2025'te imalathaneye denetime gittiklerini ve işyerinin ruhsatının olmadığını söyledi. Denetimi şöyle anlattı: “Müdürüm Nizamettin Bey, Kurtuluş Oransal’a ruhsatı sordu. Oransal, ruhsatın muhasebede olduğunu, yanlarında olmadığını söyledi. Bunun üzerine tartıştılar. Belediyeden Dursun Bey’i aradık, ellerindeki listede bu işyerinin ruhsatı olup olmadığını sordu. Var dediler. Tutanak tuttuk.”

Tutanağın işyeri sahibi tarafından imzalanıp imzalanmadığı sorusuna Kocabay’ın verdiği yanıt dikkat çekti: “İşyeri sahibi imza atmak istemedi. Tutanağı ben yazdım ama o imza attı mı atmadı mı hatırlamıyorum. Onun adına atılan imzayı ben de atmış olabilirim. İmzadan imtinada paraf şeklinde imza atabiliyorduk.”

Denetime gittikleri atölyeyi dolaşmadıklarını, yalnızca ruhsat sorduklarını söyleyen Kocabay, belediyenin denetim anlayışını da tek cümleyle özetledi: “Ruhsat varsa tamam diyorduk, yoksa sözlü uyarıyorduk.”

Yani 7 işçinin yaşamını yitirdiği imalathaneye yangından iki hafta önce zabıta girdi, ama kimse üretimin nasıl yapıldığına, içeride kimlerin, hangi koşullarda çalıştığına bakmadı. Tanığın anlatımına göre denetim, kapıda sorulan bir ruhsat sorusundan ibaretti.

Tanık, esas dosyadaki savcının kuzeni çıktı

Aile avukatları sorgu sırasında Kocabay’a belediyede çalışan bir akrabası olup olmadığını ve katliama ilişkin esas dosyadaki savcıyla akrabalığı bulunup bulunmadığını sordu. Kocabay, esas dosyada görevli savcının kuzeni olduğunu kabul etti, ancak olaya ilişkin aralarında görüşme olmadığını savundu.

“Kızım nasıl ışığı göremediyse sorumlular da göremesin”

Mahkeme heyetinin söz verdiği aileler, bir yıldır süren bekleyişi ve öfkelerini salonda dile getirdi. Yangında yaşamını yitiren Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, “Bir senedir adalet bekliyoruz. Kızım 17 yaşına girecekti. Kızım nasıl ışığı göremediyse sorumlular da göremesin” dedi.

Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir ise “Adalet istiyorum, ben her gün ölüyorum. Kızıma onlar sebep oldu. Belediyeden de tüm sorumlulardan da davacıyım” diye konuştu.

“Üç evladımın üzerine kapıyı kilitleyip geldim”

Yangında yaşamını yitiren Esma Gikan’ın yakını Aytekin Gikan, beş duruşmadır yalan beyanlar dinlediklerini söyleyerek “Tiyatro izliyoruz” dedi. Çocuklarının duruşmaya gelmek istediğini anlatan Gikan, “Bugün üç evladım ‘Annemizi kim öldürdüyse biz de görmek istiyoruz’ dedi. İzin vermedim. Ben üç evladımın üzerine kapıyı kilitleyip geldim. Onların şu an bile can güvenliği yok. Bu sebeple davanın Gebze Adliyesinde görülmesini talep ediyorum. Kim gördüyse, sustuysa, göz yumduysa şikâyetçiyim” diye konuştu.
“İnsanlar yanarken şirketler arasında 5 milyonluk para akışı olmuş”

Aile avukatları, imalathaneye ilişkin daha önce defalarca şikâyette bulunulduğunu, buna karşın belediyenin de bakanlığın da herhangi bir yaptırım uygulamadığını hatırlattı. Avukatlar, “Bakanlığın sorumluluklarının görmezden gelinmesi, belediye yetkililerinin tahliyesi cezasızlığa yol vermek anlamına gelmektedir” dedi.

Aile avukatlarından Mürsel Ünder ise Ravive Kozmetik ile Likia adlı firma arasındaki para ilişkisine dikkat çekti. Önceki duruşmalarda tahliye edilerek ev hapsine alınan Aleyna Oransal’a düzenli maaş ödemesi yapıldığını belirten Ünder, “İnsanlar yanarken, cesetleri toplanırken Ravive ile Likia arasında 5 milyonluk para akışı gerçekleşmiş. Bu parayı garantiye almaya çalışmışlar” dedi. Ünder, Ravive ile Likia ve diğer şirketler arasındaki mali ve ticari ilişkilerin açığa çıkarılması için şirketlerin mali kayıtlarının dosyaya eklenmesini talep etti.

Savcı mevcut durumun korunmasını istedi

Katılan tarafların beyanlarının tamamlanmasının ardından ara mütalaasını açıklayan savcı, sanıklar hakkında mevcut durumun aynen devamını talep etti. Duruşma, sanıkların ve avukatlarının savunmalarıyla sürüyor. Savunmaların ardından mahkeme heyetinin ara kararını açıklaması bekleniyor.

Mahkeme ara kararını açıkladı

3'ü kamu görevlisi 8 tutuklu sanığın yargılandığı beşinci duruşmada, kamuoyu tarafından ‘görünmez patron’ olarak bilinen Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat tahliye edilirken, diğer sanıklar İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Gökberk Güngör ve kamu görevlileri Cengiz Taşdemir, Nizamettin Balcı, Necati Temiz’in ise tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Bir sonraki duruşma 23 Mart 2027’ye ertelenirken, davada tutuklu sayısı 6’ya düştü.

"Firmaların ana finansörü" olduğu belirtilmişti

Daha önceki duruşmalarda mahkemeye sunulan delillerle Ali Osman Akat’ın, kazanın yaşandığı Ravive Kozmetik ve Lykke isimli firmaların “ana finansörü” olduğu; yalnızca mali destek sağlamadığı, üretim ve organizasyon süreçlerinde de belirleyici rol oynadığı belirtilmişti.

İşçi ailelerinin avukatları, Akat ile Ravive şirketi arasında milyonlarca liralık ticari ilişki ve 2021 yılında yaklaşık 2 milyon dolarlık bir para transferi tespit edildiğini açıklamışlardı. Ayrıca Ravive Kozmetik’in, Ali Osman Akat’a ait All One, Tis ve Lactone şirketleriyle yıllar boyunca kesintisiz ticaret yaptığı kaydedildi. Belgelere göre yalnızca 2025 yılında Ravive’nin All One firmasına yaklaşık 27 milyon TL’lik satış yaptığı, buna karşılık All One’dan 23 milyon TL’yi aşkın ürün aldığı ifade edilmişti.

“Seçilmiş vekiller gazeteciler tutuklanırken sermaye neden tutuklanmıyor?”

Ailelerin avukatlarının Ali Osman Akat’ın olası kastla tutuklanması için başvuruda bulunduğu Sulh Ceza Hâkimliği Ali Osman Akat'ın başka bir dosyadan tutuklu olması nedeniyle tutuklanmasına karar vermedi. Akat, yaklaşık bir ay sonra tutuklu bulunduğu dosyadan tahliye edildi.

Duruşma sonrası açıklama yapan işçi ailelerinin avukatı Onur Fırat Kaynun, iki mahkemenin kararları arasındaki çelişkiye tepki gösterdi. Kaynun, “Bizim şikâyetimiz üzerine Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişiyi tutuklamaya sevk etti ancak Sulh Ceza Hâkimliği, ‘Buradaki ağır ceza dosyasında tutuklu olduğu için ben bu kişiyi tutuklayamam’ dedi. Bir mahkeme, ‘Bu kişi başka bir dosyada tutuklu olduğu için tutuklamıyoruz’ diyor. Diğer mahkeme aradan bir ay geçmeden bu kişiyi tahliye ediyor. Tutukluluk, başka bir tutuklamaya engel değildir” dedi.

Kaynun, “Seçilmiş vekiller, gazeteciler, basın mensubu arkadaşlar, öğrenciler, politik mahkûmlar 15-20 defa peş peşe tutuklanabilirken sermaye neden tutuklanmıyor?” diye sorarak, “Bu ülkede işçinin, emekçinin payına düşen şey sadece kan, ter, gözyaşı ve tabut” ifadelerini kullandı.

“Yediler, sömürdüler, şimdi dışarıdalar”

Yangında hayatını kaybeden işçi Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut ise “Ali Osman Akat en başta suçlu olan kişi, bu olayın içindeki baş katil o. Hâkimlerin önüne avukatlarımızın sunduğu bütün dosyalar, bütün deliller, söyledikleri hiçe sayıldı. Hepsini ne yaptılar? Ali Osman'ı dışarı çıkardılar. Bu mu adalet? Biz adalete güvenmek istiyoruz dedikçe bunlar hepsini dışarı çıkarıyorlar. Bunlar suçsuz mu? Ben adam öldürsem hapiste yatarım. Ali Osman adam öldürdü. Yedi kişiyi bile bile öldürdüler. Bile bile cepleri doldu. Neyin suçsuzluğunda dışarı çıkıyorlar? Aleyna Oransal da dışarıda. Niye dışarıda? Yerken yediler, insanları sömürdüler de niye dışarıdalar” diyerek mahkemenin kararına tepki gösterdi.

“Dilovası Belediye Başkanı, Ali Osman Akat adına para teklifinde bulundu”

Yangında ölen Esma Gikan’ın yakını Engin Aras ise duruşma öncesi Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu’nun Ali Osman Akat adına ailelere para teklif ettiğini belirterek “Ali Osman Akat'ın bugün tahliye olacağını bir hafta öncesinden tahmin etmiştik. Sihirli bir el girdi, ne olduysa bilmiyorum. Bir hafta öncesinde Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, ailelere geldi. Ali Osman Akat adına para teklifinde bulundu. Ali Osman Akat'a aracılık yaptı. ‘Bakın, bu adamla gelin anlaşın, bu adamın verdiği parayı kabul edin. Bu adamı biz daha fazla içeride tutamıyoruz. Bu adam bir hafta sonra tahliye olacak. Tahliye olduktan sonra hiçbir şey yapamazsınız’ dedi. Bu adam bir hafta önceden söyledi. Dolayısıyla ne olduysa siyasetin eliyle bu adam tahliye oldu. Bunun lamı cimi yok. Bunların hepsi beraber. Ali Osman Akat olsun, diğerleri olsun, hepsi iş birliği içindedir” dedi.

Duruşmalar nasıl ilerledi?

Davanın ilk duruşması mart ayında Kandıra Cezaevi Yerleşkesi’ndeki salonda görüldü. Mahkeme, tutuklu sanıkların durumunu ve dosyadaki delilleri değerlendirdi. Mayıs ayında görülen ikinci duruşmada, daha önce imalathanede çalışmış 17 yaşındaki bir işçi tanık olarak dinlendi. Tanık, 15 yaşında işe başladığını ve sigortasız çalıştırıldığını anlattı. Aynı duruşmada bazı sanıkların tutukluluk durumları ve dosyadaki deliller değerlendirildi.

Temmuz ayında görülen üçüncü duruşmada ise tutuklu sanıkların telefon ve bilgisayarlarındaki dijital materyallerin incelenmesi gündeme geldi. Mahkeme, bazı sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi ve duruşmayı eylül ayına erteledi.

Eylül ayında görülen dördüncü duruşmada ise belediye görevlileri hakkındaki dosyanın ana dosyayla birleşmesinin ardından kamu görevlilerinin sorumluluğu da yargılamada daha geniş biçimde ele alındı. Mahkeme, Dilovası Belediyesi Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı ile eski Zabıta Müdür Vekili Cengiz Taşdemir’in yeniden tutuklanmasına, dört belediye görevlisinin ise adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi.


Fotoğraf: DHA

İlgili haberler
Dilovası’ndan geriye kalan: Acı, öfke ve mücadele

'Hayatını kaybeden her kadının çalışma hikayesini dinledikçe örgütlü olmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha anladım.'

Dilovası, sendikalı ve güvenceli çalışmanın hayati önemini gösterdi

'Çalışma koşulları öylesine kötüydü ki sadece daha fazla kâr için insanın insana bunu nasıl reva gördüğünü anlamakta zorlandım.'

Özay Tekstil’den Dilovası’na: Kadın emeğiyle büyüyen sömürü, ölümlerle sürüyor

'Geçmişte yaşanan birçok örnek patron sınıfının ve onun devletinin sömürü uğruna kadınların ve çocukların hayatından nasıl vazgeçebildiğini açıklıkla ortaya koyuyor.'


  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden