Dilovası imalathane yangını davası: Dava takibi engellenmek isteniyor
Dilovası'nda Ravive Kozmetik'te çıkan yangında 3'ü çocuk 7 işçinin ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması bugün. Ancak, dava Dilovasından 1,5 saat uzağa kaçırıldı, salona dijital araçlar alınmıyor.

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025’te İşkur binasının yanındaki Ravive Kozmetik’te çıkan ve 3’ü kız çocuğu, 3’ü kadın 7 işçinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın ilk duruşması Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülüyor.

Savcılığın talimatıyla duruşma salonuna telefon ve bilgisayar gibi hiçbir dijital aracın girişine izin verilmedi. Sakarya Hendek’te Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikasında 6 yıl önce gerçekleşen patlamada yakınlarını kaybeden aileler ile Beşiktaş’ta 29 işçinin öldüğü Masquerade yangını davasının aileleri de işçi ailelerine destek ve dayanışmaya geldi. 

Duruşmada dokuz tutuklu sanık hazır bulunurken, ölenlerden üçünün çocuk olması nedeniyle dört sanık "olası kastla insan öldürmek" suçlamasıyla müebbet hapis istemiyle yargılanıyor.

Dava kaçırıldı

Duruşmanın Dilovası’ndan 1,5 saatlik mesafede bulunan Kandıra’da görülmesine tepki gösteren avukatlar ve aileler kararın katılımı zorlaştırmak için alındığını ifade ediyor. Kandıra’ya taşınma gerekçesi olarak “sanık/müşteki sayısının fazla olması ve sanık sayısının artma ihtimali” gösterildi.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ergin yargılama sürecinin kısıtlamalarla başladığını, birçok il barosunun davaya katılma taleplerinin mahkeme heyeti tarafından reddedildiğini aktardı. Duruşmadaki kısıtlamalara tepki gösteren Ergin, gazetecilerin salona telefon ve tabletle alınmamasını eleştirerek uygulamanın aleniyet ilkesini yerle bir ettiğini belirtti. Yaşananları "sinir ucu yargılamalarının bir başka çeşidi" olarak tanımlayan Ergin, "Burada 7 tane işçi katledilmişti, 'Duruşması nasıl gidiyor?' deyip merak edip girme hakkı vardır insanların. Toplumsal bir davayı toplumdan kaçırma geleneği artık oluştu, yerleşiyor gibi yorumlamak lazım. Bu fiilen kısmi kapalı bir duruşmadır" dedi.

Hendek ve Gayrettepe'den gelen acılı ailelerin duruşma salonuna girmekte büyük zorluk yaşadığını aktaran Ergin, mahkemenin fiziki yetersizlik gerekçesini de eleştirdi. Ergin, "Hem 'yeterli salon yok' deyip şehrin merkezinden sürüyorsun, hem de 'burada da yeterli yerin yok' diyerek gelen yurttaşları duruşma salonunun içine almıyorsun. Yani kendi sebebini kendin çürütmüş oluyorsun" ifadelerini kullandı.

Dava başladı

9'u tutuklu 16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasında kimlik tespitleri tamamlandı. Mahkemece talimatla ifadelerinin alınması için çeşitli mahkemelere yazı yazıldığından, tutuksuz sanıkların hiç birisi salonda bulunmuyor.

'Basiretli bir iş insanıyım'

İşyerinin sahibi olarak görünen iki yeğenini kaçırırken yakalanan tutuklu sanıklarından Ali Osman Akat'ın kimlik tespiti sırasında "Basiretli bir iş insanıyım" demesi dikkat çekti. Suçluyu kayırma nedeniyle tutuklanan L’actone sahibi Ali Osman Akat’ın, geçmişte 111 kilo uyuşturucu davasından yargılandığı ortaya çıkmıştı. Akat’ın TBMM’ye de dezenfektan sattığı da biliniyor.

Kimlik tespitinin ardından iddianamenin özeti okundu.

Baroların davaya katılma talebi reddedildi

İddianame özetinin okunmasından sonra, duruşma yeri, tanıkların talimatla dinlenmesine ilişkin usulü itirazlarını dile getirdiler. Sonrasında Kocaeli Barosu, İstanbul Barosu, Bursa Barosu, Kocaeli Barosu ve Türkiye Barolar Birliği'nin yanı sıra ÖHD katılma talebinde bulundu.

Yaşam hakkının temel bir insan hakkı olduğu, Baroların insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunma ve bu kavramlara işlerlik kazandırma görevi çerçevesinde davaya katılmak, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak ve tüm sorumluların cezalandırılmasını istemek üzere katılma talebini gerekçelendirdi.

Mahkeme tüm katılma taleplerini ve usule ilişkin tüm itirazları reddetti.

'Ben çocuklarımın kemiklerini topladım, yalan söylüyor' 

Duruşmada beyanları alınan Ravive Kozmetik Patronlarından İsmail Oransal, Dilovası’daki atölyenin yönetiminin kendilerine ait olmadığını iddia etti. İsmail Oransal, tutukluluğu sırasında ölen babası Kurtuluş Oransal’ın kolluk kuvvetlerine verdiği “Babaları olduğum için işlerin başında duruyordum” ifadesiyle çelişkili ifade verdi.

“Bugün içim çok rahat. Yetkimi daha önceden babama devretmiştim. Ben de suçluların bulunmasını istiyorum. Ben de babamı (Ravive Kozmetik Patronu Kurtuluş Oransal) kaybettim” diyen İsmail Oransal, “Ravive şirketi üzerinden kazanıyorum. Ataşehir merkezdeyim. Fason üretim yapıldığı için babama ait, üretimle ilgilenmiyorum” ifadelerini kullandı.

İsmail Oransal mahkemedeki ifadesinde kolluk güçlerinden işkence gördüğünü söylediği esnada yangında hayatını kaybeden 17 yaşındaki Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir “Ben çocuklarımın kemiklerini topladım. Yalan söylüyor” diyerek tepki gösterdi.

İşletmenin yangın raporunun, iskan ve çalışma ruhsatının doğrudan sorumlusu konumda olan İsmail Oransal, hakimin “Sattığın ürünler hangi koşullarda üretiliyor diye hiç merak etmedin mi?” sorusuna “İnşallah 5 sene sonra yapmayı planlıyorum. Ben siparişi veririm. Sonucu alırım” şeklinde yanıt verdi.

2024'te Ravive Kozmetik'in taşınma sözleşmesi öncesinde yönetim kurulunun oybirliği ile aldığı kararda İsmail Oransal ve Ali Oransal'ın ıslak imzası olması deliline karşı, İsmail Oransal "Bilmiyorum" dedi.

‘5-6 ayda bir geliyorum diyor, 1 ay boyunca krem doldurmaya geldi’

Sanıkların beyanlarının ardından söz verilen işçi aileleri İsmail Oransal’ın ifadelerinin yalan olduğunu belirterek tepki gösterdi. 17 yaşında yaşamını yitiren çocuk işçi Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, “Biz çok acı yaşıyoruz, burada malından bahsediyorsun senin malın batsın bizim çocuklarımız gitti” ifadelerini kullandı.

Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut, “5-6 ayda bir geliyordum diyor, ben orada çalıştım sürekli geliyordu yalan söylüyor. Bir ay boyunca krem doldurmaya bile geldi. Ben kendisini çok iyi hatırlıyorum bizzat orada çalıştım” şeklinde konuştu.

Ravive Kozmetik’te çalışan işçi Gülhan Benli ise, “Sanık beni tanımadığını söyledi, patlamadan iki gün önce maaşımı kendisinden istedim bana gülerek, ‘Babam ne zaman isterse o zaman verir’ dedi. 5-6 ayda bir geliyorum demesi de yalan” dedi.

EMEP Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan: Gerçek bir adalet ancak bu dava sürecinin sahiplenilmesiyle gelecek
Dilovası Ravive Kozmetik iş cinayeti davasında ilk gün bitti, 9'u tutuklu 16 sanıktan sadece biri dinlenebildi. *Davayı takip eden Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, Ekmek ve Gül'e davanın ilk gününü anlattı.
Patlamanın gerçekleştiği üretimin kaçak bir binada yürütüldüğünü belirten Erkan, kayıt dışı, sigortasız ve güvencesiz biçimde kadın ve çocuk işçilerin çalıştırıldığının ortaya çıktığını vurguladı. Bu koşullar ortadayken dava sürecinde yaşanan gelişmelerin hem aileleri hem de davayı takip edenleri kaygılandırdığını ifade etti.

Duruşmanın planlanan saatten yaklaşık bir buçuk saat sonra başlayabildiğini aktaran Erkan, duruşmayı izlemek isteyen gazeteciler ve takipçilerin çeşitli engellerle karşılaştığını söyledi. Telefonların içeri alınmaması ve katılımcıların tek tek kimlik kontrolünden geçirilerek salona alınmasını hatırlatan Erkan, davanın kamuoyu tarafından izlenmesini zorlaştıran bir tablo oluştuğunu dile getirdi.
Dosyada biri cezaevinde hayatını kaybeden şirket sahibi olmak üzere toplam 16 sanığın yargılandığını belirten Erkan, bunların 9’unun tutuklu, 7’sinin ise tutuksuz yargılandığını ifade etti. Müşteki vekillerinin tutuksuz sanıkların da duruşmaya bizzat katılması ya da SEGBİS üzerinden bağlanması yönündeki taleplerinin mahkeme heyeti tarafından reddedildiğini aktardı. Türkiye Barolar Birliği ile birlikte Kocaeli, Sakarya, Bursa ve İstanbul barolarının ve Kocaeli Kadın Platformu’nun davaya katılma taleplerinin de kabul edilmediğini söyledi.
Davanın ilk gününde yalnızca bir sanığın dinlenebildiğini belirten Erkan, şirket yöneticilerinden İsmail Oransal’ın ifadesi boyunca sorumluluğu reddeden bir savunma yaptığını, üretim süreciyle ilgili bilgi sahibi olmadığını ileri sürdüğünü aktardı. Oysa sanığın şirkette imza yetkisine sahip olduğuna dikkat çekti.
Erkan, duruşmayı yalnızca barolar, siyasi partiler ve milletvekillerinin değil, sendikaların da takip ettiğini belirterek özellikle Birleşik Metal-İş Sendikası’nın üç şubesi, üç şubenin yönetim kurulu üyeleri ve iş yeri temsilcileriyle salonda bulunduğunu, ayrıca DİSK bölge temsilciliğinin de davayı izlediğini söyledi. Bu katılımın davanın takip edileceğine dair önemli bir gösterge olduğunu ifade etti.
Sendikaların, emek örgütlerinin ve işçilerin davaya katılımının artmasının kritik olduğunu vurgulayan Erkan, gerçek bir adaletin ancak dava sürecinin toplumsal olarak sahiplenilmesiyle sağlanabileceğini belirterek Dilovası için adalet çağrısını yineledi.


'Bu cinayet düzenine bir kişiyi daha kurban etmemek için mücadeleye devam edeceğiz'

Davaya destek için Gayrettepe'de ve Sakarya Hendek'te iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri de katıldı. Duruşma öncesi basın açıklamasında konuşan, 2020'da Sakarya Hendek'te iş cinayetinde katledilen 7 işçiden biri olan Halis Demir'in kardeşi Merve Nur Yılmaz şunları söyledi: "Biz bugün burada Gayrettepe ve Hendek aileleri olarak, kaçak depoda katledilen 7 işçinin adaleti için buradayız. Çünkü hepimiz biliyoruz ki birimizin adaleti, hepimiz için adalet. Bu cinayet düzenine daha kaç kişi lazım? Biz son bir kişi kalsak bile, bu cinayet düzenine bir kişiyi daha kurban etmemek için, emek için, adalet için, işçi sınıfı için, insan hayatı ve onuru için sonuna kadar mücadele edeceğiz. 

Ne olmuştu?

Dilovası’daki Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025 sabahı çıkan yangına ve 3'ü kız çocuğu, 3’ü kadın 7 işçinin ölümüne ilişkin şu anda sadece patronlar yönünden bir dava sürüyor. Yangında sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma yürütülmüyor.

Ravive Kozmetik’in bulunduğu binaya 4 yıl önce yıkım kararı verilmiş olmasına rağmen yıkım işlemi gerçekleştirilmemişti. Ravive Kozmetik, binada faaliyetini sürdürüyordu. Buna karşın patlamadan bir yıl önce iş yerine Dilovası Belediyesi tarafından iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmişti. Resmi kayıtlarda paketleme ve dolum yapıldığı belirtilse de gerçekte yanıcı ve tehlikeli kimyasallarla üretim gerçekleştiriliyordu.

İş yerinde acil çıkış kapısı, yangın merdiveni, yangın uyarı sistemi, sensör, otomatik söndürme sistemi, havalandırması, hatta yangın söndürme tüpü bile yoktu. Yani hiçbir güvenlik önlemi bulunmuyordu. Tamamı sac panellerle çevrili binada işçilerin kaçacak, canlarını kurtaracak yolu yoktu. Üstelik kadın ve çocuk işçiler bu iş yerinde sigortasız, yevmiye usulü çalıştırılıyordu. 2024 yılında 5 ay arayla 2 kez kayıt dışı ve hiçbir önlem almayarak işçi çalıştırdığı için şikayet edilen iş yeri, İŞKUR Dilovası hizmet binasının yanında olmasına rağmen denetlenmedi.

Ravive Kozmetik katliamı fason, taşeron üretim biçimleriyle, bu üretim sürecinin esas ve asli sorumlusu olan ana firmaların; o vitrinleri süsleyen, pahalı ve büyük markaların nasıl bir sömürü ağı kurduklarını açığa serdi. 

İddianameden
Arzu Erkan'ın Dilovası Ravive Kozmetik yangını iddianamesine ilişkin yazdığı yazıyı okumak için TIKLAYIN: Dilovası Katliamında 100 gündür adalet yok!

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali Oransal ve kardeşi İsmail Oransal ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna O. ve Gökberk G. hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) firmasının işletmecisi firari Ü.Ç, sorumlu müdürü tutuklu Ü.A. ile iş güvenliği uzmanları M.D. ve S.Ç, fabrika binasının eski sahibi tutuklu G.D, binayı satın alan şirketin yetkilileri C.Ö.Y, Ö.Y. ve Ö.Y'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması istenilen iddianamede, kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu şüpheliler A.O.A. ve O.Y. ile tutuksuz Ö.A. ve firari A.B. için "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Soruşturmanın başında göstermelik bir şekilde görevlerinden uzaklaştırılmış olan İŞKUR Kocaeli İl Müdürü Ulvi Yılmaz ile SGK Kocaeli İl Müdürü Salih Aydın görevlerine iade edildi.

Patlamaya ilişkin hazırlanan iddianame, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından savcılığa iade edildi. Yeni bir iddianame düzenlenirken, büyük marka ve şirketlere fason ve taşeron üretim yapan Ravive Kozmetik’te yaşananlarda bu marka ve şirketlerin sorumluluğuna yer verilmedi. Yakınlarını kaybeden ailelerin avukatları, iddianameye itirazlarını sundukları dilekçede, soruşturmayı yürüten savcının Dilovası Belediyesinde çalışan bir kişinin yakını olduğunu belirterek, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin dosyanın başka bir savcı tarafından yürütülmesini talep etti.

Avukatların yangına ilişkin hazırladığı dosyada, üretim yapılan binada yangın merdiveni, alarm sistemi ve acil çıkış bulunmadığı; iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı tespit edildi. Bilirkişi raporlarında, parlayıcı kimyasalların bulunduğu ortamda gerekli teknik donanımın olmaması nedeniyle yangının kısa sürede büyüdüğü ifade edildi.
Soruşturma kapsamında şirket yetkilileri hakkında işlem yapılırken, aileler kamu görevlilerinin de yargılanmasını istiyor. Aileler ve avukatları, yangının “denetimsizlik ve cezasızlık” sonucu meydana geldiğini belirterek belediye yetkilileri, bakanlıklar ve ilgili kurumlar hakkında da soruşturma başlatılması gerektiğini belirtiyor.

Fotoğraf: İzel Gözde Meydan/Evrensel

İlgili haberler
Dilovası’dan Türkiye’ye çocuk işçilik gerçeği

Türkiye’de milyonlarca çocuk okul yerine atölyelerde, fabrikalarda çalıştırılıyor. Dilovası’daki facia ise çocuk işçiliğin görünmez değil, görmezden gelinen bir gerçek olduğunu gösteriyor.

Dilovası’da patlamadan kurtulan Ayten Aras: ‘Sigortamız yoktu, on iki saat çalışıyorduk’

Dilovası'ndaki katliamdan şans eseri kurtulan işçi Ayten Aras anlattı: "Dört yıldır çalışıyorum, günlük 800 lira alıyordum. Kimisi 600-700 lira alıyordu. En fazla 1000 lira alan vardı."

Özay Tekstil’den Dilovası’na: Kadın emeğiyle büyüyen sömürü, ölümlerle sürüyor

'Geçmişte yaşanan birçok örnek patron sınıfının ve onun devletinin sömürü uğruna kadınların ve çocukların hayatından nasıl vazgeçebildiğini açıklıkla ortaya koyuyor.'


Editörden