Batman’da onlarca kız çocuğunu tesettüre sokan kim?
Peygamber Sevdalıları Vakfının çocuklara yönelik etkinlikleri ve MEB ile kurduğu ilişki eğitimden toplumsal yaşama uzanan geniş bir saldırıya işaret ediyor.

Geçtiğimiz günlerde Daily Islamist, sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter), “Batman’da ‘Niyet Ettim Örtünmeye, Emrin Başım Üstüne’ programında yüzlerce kız tesettüre girdi” ifadeleriyle bir video paylaştı. Videoda, başörtüsü takmış 8-15 yaş arasındaki onlarca kız çocuğunun bir merasim düzeni içinde yürüdüğü görülüyordu. Bahsedilen program ise Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından düzenlenmişti. Vakfın bu kadar kız çocuğuna nasıl eriştiği sorusu önemini korurken, bu vakfın ne olduğuna bakalım.

Peygamber Sevdalıları Vakfı, yakın geçmişten ismine aşina olduğumuz bir vakıf. Milli Eğitim Bakanlığı ile 2024 ve 2025 yıllarında imzaladığı protokoller bulunuyor. 2025 yılında imzalanan eğitimde iş birliği protokolü, vakfın okullarda “yarışma” adı altında faaliyet yürütebilmesine ve materyallerinin okullarda dağıtılabilmesine 5 yıl boyunca izin veriyor.

Vakıf, 2024’te Diyarbakır’da 7-10 yaşları arasındaki çocuklarla düzenlediği “Hayat namazla güzeldir” etkinliği ile gündeme gelmişti. Bu etkinlikte çocukların “harem selamlık” şeklinde yürütüldüğü ve seremoni şeklinde namaz kıldırıldığı görüntüler sosyal medyaya servis edilmişti. Bunun karşısında, “Tarikatlarla protokol yapmadığını” iddia eden Milli Eğitim Bakanına soru önergeleri verilmişti. 2025’teki protokole karşı Eğitim-İş sendikası, 2025’in başında protokolün iptali için dava açmıştı.

Vakfın yönetim kadrosunun geçmişi ise dikkat çekici. Vakıf Başkanı Mehmet Beşir Şimşek’in, Hizbullah’ın medrese faaliyetlerini yürüten Âlimler ve Medreseler Birliğinin eski genel başkan yardımcısı olduğu biliniyor. Vakfın Başkan Yardımcısı Ekrem Gülşen ise 2011 yılında Hizbullah operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Yönetim kurulunda yer alan Yakup Kaya ise Hizbullah ile ilişkili olan HÜDA PAR’ın Genel İdare Kurulu yedek üyesi.

Domuz bağlarıyla, kadın cinayetleriyle ve terör eylemleriyle bilinen Hizbullah ile ilişkili bu vakfın, okullarda çocuklarla yan yana gelmesine alan açan; hatta propagandasının müdürlükler aracılığıyla okullara taşınmasına imkan tanıyan bir Milli Eğitim Bakanlığı var karşımızda.

Maarif modeli adı altında çocukların bilimsel eğitim almasının önüne geçen, gericiliğin hayatın her alanında örgütlenmesi adına eğitimde de adımları ısrarla atan bir Bakanlık.

Ve bu Bakanlık, okulların kapılarını bu gruplara açarken; haklarını arayan özel sektör öğretmenlerine, bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek isteyen öğrenci ve velilere, çalışma ve hatta yaşam güvencesi kalmamış öğretmenlere en iyi ihtimalle sırtını dönüyor, en kötü ihtimalle ise sopayla karşılık veriyor. Yıllardır baş örtüsü üzerinden duygu sömürüsü yapan iktidar, hak arayan öğretmenlerin baş örtülerinin, kıyafetlerinin yırtılması, şiddete uğramaları için kolluk kuvvetlerini harekete geçirebiliyor. Bunu yaparken de tüm olanaklarını halk düşmanı grupların önüne altın tepside sunuyor.

Ancak burada kurulan ilişki yalnızca eğitim politikalarıyla sınırlı değil.

Çünkü çocuklara yönelik bu tür etkinlikler yalnızca okulun ya da eğitimin nasıl şekilleneceğine dair bir müdahale değil; aynı zamanda kadınların toplumdaki yerine dair bir anlayışın da yeniden üretilmesi anlamına geliyor. Henüz çocuk yaşta kız çocuklarına belirli bir kadınlık rolünün törenler ve semboller aracılığıyla sunulması, özellikle son dönemde kadınların özgürlük mücadelesine ve haklarına yönelik saldırılardan bağımsız düşünülemez.

Bu noktada iktidar yanlısı gruplar, kadınların haklarını hedef alarak “Gerçek özgürlük bu değil” söylemini daha sık kullanmaya başladı. Kadınların mücadeleyle elde ettiği medeni haklar, birçok grup tarafından İslam hukuku örnek gösterilerek ortadan kaldırılmak isteniyor ve iktidara bu yönde çağrılar yapılıyor.

Bu çağrıların karşılığı ise nafaka hakkının gaspı, aile hukukunda ara buluculuk ve kadınların miras hakkının dahi tartışmaya açılması oluyor. Kadınların eşit birer yurttaş olabilmeleri için gerekli temel haklara saldırılırken “Gerçek özgürlük bu değil” deniliyor. Benzer bir ifadeyi Peygamber Sevdalıları Vakfından da duyuyoruz.

Ancak çocukların nasıl giyineceğine, kadınların nasıl yaşayacağına ve toplumun nasıl şekilleneceğine karar verme cüretini taşıyan gruplara ve iktidara karşı kadınlar uzun zamandır aynı şeyi söylüyor: Özgürlük, kadınlar adına verilen kararlar değil; o kararları kadınların verebildiği bir hayattır.

Fotoğraf: Ekran alıntısı

İlgili haberler
Milli Eğitim Bakanı Tekin, cemaatlerle protokol sözünden geri adım attı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Meclis Genel Kurulunda tarikat ve cemaatlerle protokole devam edileceği sözünden geri dönerek, 'Herhangi bir cemaatle protokol imzalamamız söz konusu değil' dedi

Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen bir vakıf okullarda yarışma düzenleyecek

Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Peygamber Sevdalıları Vakfı, MEB ile yaptığı protokolle 11 okulda 'Siyer Yarışması' düzenleyecek.

Eğitimde Maarif Modeli: 'Çocukları karanlığa sürükleyecekler'

Talim ve Terbiye Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı yeni müfredatı onayladı. Onaylanan müfredat içeriğinin çocuklar üzerinde yaratabileceği etkiyi Sosyolog Birgül Avdan ile konuştuk.


Editörden