Ekmek ve Gül dağıtımı sırasında Altınoluk’ta farklı yaş ve mesleklerden kadınlarla sohbet ettik. Görüşmelerde kadınlar çalışma hayatında yaşadıkları sorunları ve Altınoluk’taki yaşam deneyimlerini paylaştı.
“Öyle çok yoruldum ki artık kimseyi dinlemeye tahammülüm kalmadı”
Yaklaşık 8 ay önce emekli olduğunu söyleyen bir kadın doktor, ilk karşılaşmamızda dergiyi almak ve sohbet etmek istemedi. Daha sonra neden böyle tepki verdiğini şöyle anlattı: “Öyle çok yoruldum ki çalışırken artık kimseyi dinlemeye tahammülüm kalmadı. Kusura bakmayın, o yüzden dinlemek istemedim.”
Kendisine sağlık emekçilerinin zor çalışma koşullarını bildiğimizi, Ekmek ve Gül’de de sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunların ve çözüm önerilerinin ele alındığını anlattık. Sohbetimiz daha sonra müzik ve etkinlikler üzerine devam etti.
Otelde çalışan kadınlar iş güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya
Muğla’da çok ünlü bir otelin 522 odalı tesisinde üç yıl boyunca kat hizmetleri bölümünde çalışan bir kadın da yaşadıklarını anlattı. Çalışanların büyük bölümünün bölgedeki yerel halktan olduğunu söyleyen kadın, kat hizmetlerinde çalışanlara iş ve işçi sağlığına uygun olmayan ayakkabıların kullandırıldığını belirtti. Bu ayakkabılar nedeniyle en az 15 kadın çalışanın birçok kez düştüğünü anlatan kadın, yaşanan başka bir iş kazasını da paylaştı. Bir kadın işçinin iş kazası sonucunda elini kullanamaz hale geldiğini söyleyen kadın, işyerinin yalnızca sağlık giderlerini karşıladığını, ardından da işçiyi işten çıkardığını anlattı. Kadının hakkını aramasının önüne geçmek için tehdit edildiğini de belirten arkadaşımız, işyerinin kadına, “Şikayet edersen sana yaptığımız sağlık harcamalarını da senden faiziyle geri alırız” dediğini aktardı. Turizm sektöründe sendikalaşmanın çok zor olduğunu ifade eden kadın, sektörde çalışanların örgütlenme konusunda ciddi sorunlar yaşadığını söyledi.
Altınoluk’a kuaför açmaya geldi, İstanbul’a dönüyor
Yaklaşık 5-6 ay önce Altınoluk’a yerleşerek kuaför dükkânı açan bir başka kadınla da görüştük. Ancak kendisini dükkânını toplamış halde bulduk. Altınoluk’ta iş yapamadığını söyleyen kadın, “Burada hiçbir iş yapamadım” dedi. İstanbul’a geri dönmeye karar verdiğini belirten kadın, Altınoluk’ta yaşamın kendisi için çok daha zor olduğunu ifade etti.
Bir tarafta yıllarca çalıştıktan sonra tükenmişlik yaşayan sağlık emekçileri, diğer tarafta iş sağlığı ve güvenliği hiçe sayılan, iş kazası geçirdiğinde yalnız bırakılan turizm işçisi kadınlar… Başka bir tarafta ise yeni bir hayat kurmak için geldiği yerde geçinemeyip geri dönmek zorunda kalan kadınlar var.
Kadınların anlattıkları, insanca çalışma ve yaşam koşullarının, güvenceli işin, sendikal örgütlenmenin ve kadınların söz sahibi olmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















