Ev kadınlığı: Ne maaş, ne sigorta... Akşama kadar koşturmaca
Hem doktor, hem aşçı, hem kuaför, hem bekçi, hem mühendis, hem itfaiyeci, hem pastacı, hem dondurmacı, hem ayakkabı bağlayıcısı... Hepsini topla al sana ev kadınlığı...

Filemizde bu hafta Ankara Sincan'dan Ekmek ve Gül grubundan kadınlar ev kadınlığına ilişkin dertlerini topladı. Belki sizler de kendi deneyimlerinizi, dertlerinizi, özlemlerinizi atsanız bu fileye...

Zeynep Bulut yazdı:
EV KADINLIĞI NEDİR?
Bu soruyu çevremizdeki insanlara sorduğumuzda genelde aldığımız cevap ‘bir işi ya da mesleği olmayan, kısacası çalışmayan kadın’ şeklinde oluyor. Çeşitli nedenlerle yapılan anketlerde bile meslek kısmına ev kadını yazdığınızda bu işsiz kategorisine girmekte.
Peki ev kadınlarının gerçekten işi yok mu ya da çalışmıyor mu? Bunu ev kadınlarına sorduğumuzda yapacak çok işlerinin olduğunu hatta bazı işlere yetişemediklerini anlıyoruz. Yemek, bulaşık, çamaşır, çocuk arasında koşturup bazen kendine ayıracak zaman bulamayan kadınlar. Eşini işe, çocuğunu okula hazırlayan kadınlar.
Geçenlerde ev kadını Sultan’ın evinde sohbet ederken oğlu geldi. Yorgun argın attı kendini kanepenin üzerine ve "Annem ne güzel evde, ben okula gidiyorum, yoruluyorum’’ dedi. Bu çocuk daha 10 yaşında ve o bile annesinin evde yorulacak kadar çalışmadığını düşünüyor. Sultan abla oğluna güzel bir cevap verdi; “Senin kirli çamaşırını kim yıkıyor, sabah kahvaltını kim hazırlıyor, gömleğini kim ütülüyor oğlum" dedi. İşte ev kadınlığı deyince 10 yaşındaki bir çocuğun bile hiç düşünmeden verdiği tepki.
Günlük hayatımızda da çok rastladığımız bir durum aslında. Mesela annem ev kadınıydı, babamdan çok yorulduğundan eminim ama akşam babam işten gelince nedense annem bütün gün hiçbir iş yapmamış gibi yemeği hazırlar, sofrayı kurar, toplar, bulaşıkları yıkar, babam da TV karşısında keyif yapardı. Neden? Çünkü babam bütün gün işte çok yorulmuştu!

ÜÇ KURUŞ PARAYA TENCERE KAYNATMA MARİFETİ
Ev kadınlarının omzundaki yük sadece ev işleri değil tabi ki. Alışverişi de pazarı da ev kadınlarına bakıyor. Üç kuruş paraya tencereyi kaynatmak marifeti de bu meslekten sayılmayan kadınların işi.
İki gün aynı yemeği yemeyen erkekler var mesela. "Ne yapayım yemek yapıyorum artıyor, ister istemez ben de ertesi gün ısıtıyorum yensin diye, çöpe mi atayım yazık değil mi? Bir gün ıspanak yapmıştım. Küçük oğlum yemiyor. İki gün geldi gitti sofraya. Mübarek üçüncü gün kendim yerim diye koydum sofraya. Mutfağa gittim çatal kaşık getirmeye. Birden bir gürültü koptu içeride. Benimki almış yere çalmış sofrayı. Yediğim tokadın acısına mı yanayım yoksa ertesi gün yaptığım temizliğe mi bilemedim." Sibel bu cümlelerle anlatıyor başından geçen bir olayı.
Yine ev kadını bir ablayla sohbet ederken "Bizimkisi görünmeyen emek işte, ne maaş var ne sigorta ama akşama kadar koşturur durursun" dedi. Belki de en iyi bu cümle anlatıyor ev kadınlığını.
Bunlar eminim her kadının hayatında karşılaştığı örnekler. 


KADINLAR YANITLIYOR: EV KADINLIĞI NASIL BİR İŞ?
Sincan’da Ertuğrul Gazi Mahallesi halk pazarında kadınlara ev kadınlığıyla ilgili sorular yönelttik.
İlk önce Ayşe’nin yolunu kestik. ‘Acelem var’ deyip sorularımızı cevaplayamadı ama giderayak "Bütün erkekleri toplayıp alın başımızdan" dedi.
Elif ev kadınlığının bir işte çalışmaktan da zor olduğunu düşünüyor. Hele çocuk varsa küçükken ayrı zor, büyüyünce ayrı. Hele de kocanız bir işe elini sürmüyorsa kadının vay haline diyor. Elif en son kendisine geçen ay komşularıyla yaptığı günde vakit ayırmış. onun dışında zaten ev işlerine yetişemediğini söylüyor.
Aslı, "20 yıldır ev kadınıydım, şimdi yetişmiyor, çalışmak zorundayım" diye başlıyor sözlerine ve devam ediyor: "Valla ben hep söylüyorum. Kendime hiç ayıracak zamanım yok, hep çocuklara koşturuyorum.’’ Eşinin çalışıp çalışmama konusunda kendisine karışmadığını söylüyor Elif ve sözünü "Valla ev kadınlarına Allah yardım etsin. Çok zor her şeye bir başına koşturuyorsun’’ diyerek bitiriyor.

'EVDE HASTALARA BEN BAKIYORUM AMA BEN HASTALANINCA BANA BAKAN YOK!'
Zeliha 57 yaşında ev kadını. Bir gününün nasıl geçtiğini anlatıyor bize "Sabah kalk. Temizlik, çocuk, çamaşır derken akşam oluyor. Eşim hastayken ona bile ben bakıyorum, ama ben hastayken kimse yüzümüze bakmıyor. Kendim için bir şey yapmıyorum. Diğer ev kadınları da ayıramıyordur bence. Hele çocuk varsa çok zor’’ diyor.
Zeliha, kadına şiddete de değiniyor ve ona göre “Yasalar kadınları korumuyor, o yüzden şiddet bu kadar yaygın.”

'ÇALIŞANLARIN MESAİ SAATİ VAR, BENİM NEDEN OLMASIN?'
Fatma, evde kendine mesai saati belirlemiş. "Akşam 5’de bırakıyorum işi gücü. Benim mesaim bitti diyorum, dinleniyorum’’ diyor. Fatma’ya en son ne zaman kendine vakit ayırdığını sorduğumuzda 4-5 yıl önce arkadaşlarıyla gittiği sinemayı hatırlıyor. O kadar... Kadınlara "Evde yaptığınız işleri bir işveren için yapsaydınız ne kadar maaş talep ederdiniz" diye sorduk. Aldığımız cevaplar "En az 1500-2000 lira arası" oldu. Bazı kadınlarsa yaptıkları işlerin parayla ölçülemeyeceğini düşünüyor, özellikle çocuk yetiştirmek konusunda. 


Sincan'dan Hacer mektup yazdı:
KOCALAR ÜÇ KURUŞ VERİP KIRK TÜRLÜ HESAP SORMASIN DİYE...
Ben çok küçük yaşta evlendim ve küçük yaşta anne oldum. Hayatım boyunca hiç çalışmadım. Orta okuldan terkim zaten. Şu an iki tane kızım var. Biri okudu, eline mesleğini aldı. Diğeri de okulu bitirirse ben de rahat yüzü göreceğim diye düşünüyorum. Eşim ilk evlendiğimizde gece çalışıyordu. Ben korkudan hiç uyuyamazdım. Sabahları da kalkamazdım tabi. Bir gün eşim anahtarını unutmuş evde. Ben nasıl uyuduysam zile basmış basmış uyanmamışım. Evimiz bahçe katıydı. Gelip yatak odasının camını yumruklayınca uyandım. İlk defa o gün tartıştık. Daha çok o bağırdı ben dinledim desem daha doğru olur. “Ne biçim kadınsın sen” dedi bana. “Kalk evinin işini tut bu saate kadar yatılır mı” dedi. Oysa ki ben, aklı bende kalmasın diye, geceleri korktuğumu hiç söylememiştim.
Şimdilerde erken kalkıyorum o zamandan alışkanlık kaldı bende. Sabah 6 dedin mi ayaktayım. Çayı koyarım, kahvaltıyı hazırlarım. Önce kızımı sonra eşimi uyandırırım. Onlar işe okula gider ben de ortalığı toplarım, çamaşırları yıkar, evi süpürür, toz alırım. Sonra öğle yemeği- akşam yemeği telaşı başlar. Sonra çay, sonra ortalığı yeniden topla. Günüm böyle geçiyor. Komşularım olmasa yapacak başka bir şeyim yok. Her gün kahve içeriz mutlaka. Benim sosyal hayatım da onlar. Kızlarımın okumasını, para kazanmasını bu yüzden istiyorum. Kaderleri annelerine benzemesin diye. Kocaları üç kuruş para verip onun da kırk türlü hesabını sorar sonra. Yemek beğenmez. Ben bunları yaşadım onlar yaşamasın. Bu mektubu da Ekmek ve Gül’e “Bütün kadınların dertleri birbirine benziyor” diye yazıyorum. Kendi kaderinizi değiştiremiyorsanız kızlarınızınkini değiştirin.


"Bütün gün evde ne yapıyorsun, kalk evinin işini tut, bu saate kadar yatılır mı?" diye soran kocaların ev içindeki ağır mesaisinin bir bölümü. Temsili değil... 

Sincan’dan Sultan ev kadınlığının o her günü aynı kılan, ömür törpüsü rutinlerini yazdı:
DÖN DOLAŞ AYNI EV, YIKA PAKLA AYNI İŞ!

Merhaba,
11 yıllık evli, ev kadınıyım. Eşim Ostim’de çalışıyor. Ev kadınlarına hep “bütün gün evdesin ne yapıyorsun” derler. Ben de bir günümün, hayatımın nasıl geçtiğini anlatmak istedim.
Sabah kalk çocuklara, eşime kahvaltı hazırla. İşe okula gönder. Kızım anaokuluna öğlen gidiyor. Öğlene kadar onunla ilgileniyorum, derslerini yaptır. Kızı okula götür... Ancak ondan sonra tek başıma kalıp, kafa dinliyorum. Evi temizle, yatakları topla, bulaşıkları yıka, mutfağı toparla, çamaşır yıka, as, ütüle. Vakit kalırsa komşulara gidiyorum, yada onlar bana geliyor. Derken çocuklar okuldan geliyor, yemek yiyorlar, oyun oynuyorlar, evi barkı batırıyorlar, tekrar akşam için yemek hazırla sofra kur, kaldır, akşam çay zamanı, eşimle biraz sohbet ediyoruz, edemiyoruz. Çocukların dersi, çalıştın çalışmadın tartışması derken gün bitiyor. Günüm, hayatım böyle rutin geçiyor, bütün ev kadınları gibi. Eşime sorsan ‘evde akşama kadar ne yapıyorsun’ der. Arkalarını hep ben topluyorum.
Ben biri kız, iki erkek üç çocuk annesiyim. 25 yaşında evlendim, 37 yaşındayım 11 yıldır hayatım böyle. Evle, çocukların okulu, market arasında geçiyor. Haftasonları da genellikle evdeyim, eşim çocukları gezdirir binde bir akrabalara, pikniğe gideriz. Kendim için hiçbir şey yapamıyorum, ot gibi yaşıyorum. Gün geçiyor.
Senede bir iki kere köye gidiyoruz, bayramda seyranda. Şimdiye kadar tatil yapmadım. Bekarken yufkacıda çalışıyordum. En iyisi bekarlıktı. İstediğimi alıyordum, geziyordum. Çalışırken iki kere tatile gittim, Kuşadası’na ve Didim’e. Şimdi Kızılay’a Ulus’a gidemiyorum. En son bekarken Kızılay’a gitmiştim. Hayatım, mahallede ve evin içinde, çocukların peşinde koşturmakla geçiyor. Gitsem, gezsem eşim bir şey söylemez ama hem zaman hem de imkansızlıktan, bir yere gidemiyorum.
Çocuklar biraz büyüdü, önümüzdeki yıl kız okula başlasın, İŞKUR’un pasta kursuna gitmeyi düşünüyorum. İŞKUR aracılığıyla işe girebilirsem, çalışmayı da düşünüyorum. Kadınların çalışması ayakları üzerinde durması lazım. Çocuk olunca zor.
Ev kadınlarının hayatı, ev, iş, çoluk, çocuk geçiyor. Çevremde, akrabalarda durumu iyi olan kadınlar da var. Onlar kendilerine, çocuklarına, evine bir şeyler aldıklarında ben özeniyorum, çocuklarda özeniyor. Çocuklar okulda arkadaşlarından görüp istiyorlar. Bu durum üzücü tabii. Durumu iyi olanlar bunları hiç düşünmez, alan var alamayan var. Kadınların birbirinin halinden anlaması lazım, dayanışması lazım. Biz kendi sitemizde, mahallemizde bunu yapmaya çalışıyoruz.
Ekmek ve Gül internet sitesini imkanlarım ölçüsünde izleyeceğim, desteklerim. Kadınlar için yapılan şeyleri destekliyorum, ne yapılırsa faydalı olur. İnşaata tuğla koymak gibi.

Hadi siz de ev kadınlığı derdinizi, görünmeyen emeğinizi, yapmak istediklerinizi, özlemini duyduklarınızı yazın, bizimle paylaşın..
e-mail adresimiz posta@ekmekvegul.net
Whatsapp numaramız 0 533 209 01 78
Ekmek ve Gül'ün Facebook sayfası için tıklayın
Ekmek ve Gül'ün twitter hesabı için tıklayın


İlgili haberler
DOSYA: 1 Mayıs'a giderken Kadınlar ve Çalışma Yaşa...

Türkiye'de çalışabilir yaştaki her üç kadından yalnızca biri çalışıyor. Avrupa'da kadın istihdamını...

DOSYA: 1 Mayıs'a giderken Kadınlar ve Çalışma Yaşa...

Cumhuriyet tarihinin en düşük kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 23.3 ile 2004 yılındaydı. Bugü...

DOSYA: 1 Mayıs'a giderken Kadınlar ve Çalışma Yaşa...

Türkiye’de 15 yaşından büyük 20 milyon kadın, çalışma yaşamının dışında. 11 milyondan fazla kadın, s...