Üniversiteli kadınlar yarının direnişini bugünden örüyor
‘Kadınlar ve LGBTİ’ler olarak her günü direnişimizin parçası görüyor; güvenli kampüs, kadınlara bütçe ve etkin CİTÖK taleplerini büyütüyoruz.’

Geçtiğimiz 8 Mart’ta “aile yılı” politikalarının kadınlara ne getireceği net değildi. Ancak süregelen cezasızlık uygulamaları ve kadınları kamusal hayattan dışlamayı hedefleyen açıklamalar, bu geleceğin karanlığını şimdiden gösteriyordu.

Kamuda tasarruf politikalarıyla kadınlara ayrılan bütçeler azaltıldı. Yıldız’da ışıklandırma ve ring seferleri düşürüldü, kampüs güvensizleşti. Kulüp buluşmalarımızda ise neredeyse her etkinlik rektörlük ve okul yönetiminin sıkı denetiminden geçiyordu. Dayanışmayı büyüttüğümüz alanlarda dahi gördüğümüz bu baskılar, hedefin kadınların sesini kısmak ve varlığını denetim altına almak olduğunu gösteriyordu.

Bu süreçte üniversite öğrencilerinden okurken evlenenlere verilen “destekler” aracılığıyla, genç kadınların kampüslerden uzaklaştırılmak istendiğini görüyorduk. Bu yaklaşım, kadının eğitim hakkını, ekonomik bağımsızlığını ve kamusal hayattaki varlığını güçlendirmek yerine, onu aile içinde bitmeyen bir angaryaya hapsediyordu.

Kampüslerde kadınların yaşam hakkını doğrudan hedef alan bir şiddet iklimi de büyütülüyordu. Üniversiteler bilgi üretiminin, özgür düşüncenin ve gençlerin kendini güvende hissederek var olabileceği mekanlar olmalıyken, kadınların giderek daha fazla tedirginlik ve tehdit duygusunun içine sıkıştırıldığı alanlara dönüşüyordu.

Boğaziçi’nde Hilal Özdemir ve Erciyes Üniversitesi’nde Meliha Keskin’in öldürülmesi, kampüslerin güvenli olmaktan uzaklaştığını gösterdi. Cezasızlık sürerken üniversite yönetimleri kendi sorumluluklarını reddetmeye devam etti. Şiddetin büyüdüğü bir ortamda kampüslerde alınmayan önlemler, görmezden gelinen tehditler ve geçiştirilen şikayetler, kadınların hayatını doğrudan riske atan bir ihmaller zincirine dönüşüyordu.

Çeşitli üniversitelerde aile yılı etkinlikleri kapsamında yapılan “Eğitimde Aile, Ailede Eğitim” etkinliği Yıldız’da düzenlendi. Kampüsümüz bu tür etkinliklerle kadınların ve gençlerin yaşamını aile merkezli, denetleyici ve gerici bir çerçeveye sıkıştıran bir ideolojik hattın parçası haline geliyordu.

“Dayanışmayla büyüyen bir mücadeleyi savunuyoruz”

Kadınların eğitim ve kampüs içindeki eşitlik mücadelesi yerine, onları “ailenin parçası” olarak tanımlayan ve eşitliği hedef alan söylemler üniversitede meşrulaştırılmaya çalışıldı. Bu yaklaşım, kampüsleri özgürlük ve eşitlikten uzaklaştırıp itaat ve roller üzerinden şekillendirme niyetini açıkça ortaya koydu.

Geçtiğimiz dönemin başında kadın topluluğumuz bir dönemliğine kapatılarak dayanışma alanlarımız elimizden alınmaya çalışıldı. Kampüslerimizin güvenli hale getirilmesi için çağrı yapan ve bizleri bir araya getiren bu alanın bizlerden alınması, kampüslerde şiddete karşı yan yana gelmemizi hedef alıyordu.

Ancak kapatılan kadın topluluğumuza rağmen dönem içinde bir araya gelmeye, dayanışmamızı örmeye devam ettik. Bu ısrarı 25 Kasım’da sokaklara taşırdık. Çünkü biliyoruz ki şiddet yalnızca evlerin içinde değil; kampüslerde, yurtlarda, dersliklerde, iş yerlerinde de karşımıza çıkıyor. Ve biz, korkuyla değil dayanışmayla büyüyen bir mücadeleyi savunuyoruz.

Kadınlar ve LGBTİ’ler olarak her günü direnişimizin parçası görüyor; güvenli kampüs, kadınlara bütçe ve etkin CİTÖK taleplerini büyütüyoruz. Tüm bunları birleşik bir dayanışmayla örebilmemizin koşulu da kampüslerimizde kadın topluluklarımızda buluşmaktı. Mücadelemizde ısrarımızla topluluğumuz yeniden açıldı. Bu; kadınların sözünün, emeğinin, öfkesinin ve umudunun yeniden kampüste yankılanması demek. Şimdi bugün, yarının direnişini ellerimizle örüyoruz!

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
YTÜ KAÇAT’tan kadınlar: Göz yumulan vahşete karşı yaşayacağız

YTÜ Kadın Çalışmaları Topluluğundan metroda bir erkeğin elinde bıçakla bir kadının üstüne yürümesine tepkilerini dile getirdiler.

YTÜ'de 11 kulübün faaliyetine yasak

YTÜ’de Kadın Çalışmaları Topluluğunun da aralarında bulunduğu en az 11 kulüp ve topluluk, kapatıldı ya da bir dönemliğine faaliyetleri askıya alındı.

YTÜ’de 11 öğrenci kulübünün kapatılmasına tepki: Kadınların güvenli alanları hedef alınıyor

YTÜ yönetiminin 11 öğrenci topluluğunu kapatmasına öğrenciler “İrademize darbe vurdular, ifade özgürlüğü kapatıldı” diyerek tepki gösterdi.


Editörden