Tekstil işçisi kadınlar için çözüm mücadelede
Tekstil sektöründe kadın emeğinin yoğun sömürüsüne dikkat çeken BİRTEK-SEN, kadın işçilerin örgütlenemediği ve karar süreçlerine katılamadığı bir sendikal mücadelenin eksik kalacağını vurguladı.

Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) olarak 2. Olağan Genel Kurulumuzu büyük bir coşku ve heyecanla; kürsümüzü işçilerin kürsüsü yapacağız iddiamızı yerine getirerek gerçekleştirdik. Bu kürsü, Antep’ten Tokat’a, Adıyaman’dan Urfa’ya, Adana’dan Malatya’ya emek emek dokuduğumuz mücadelelerin sonucuydu. Ve elbette bu mücadelenin en önemli parçası oldu kadın işçiler, olmaya devam edecek. Kongremizde yalnızca kadınların fabrikalarda yaşadıkları sorunları değil, aynı zamanda önümüzdeki dönem nasıl bir sendika istediğimizi ve sendikal mücadelenin kadın işçiler söz konusu olduğunda nasıl bir hat çizmesi gerektiğini de konuştuk. Çünkü biliyoruz ki kadın işçilerin örgütlenemediği, karar mekanizmalarında yer alamadığı, sesini duyuramadığı bir sendikal mücadele eksik kalmaya mahkumdur.

Tekstil sektörü, kadın emeğinin en yoğun olduğu sektörlerden birisi. Bizler, makinelerin başı, ütü bantları, kalite kontrol, paketlemedeki on binleriz. Sektörü ayakta tutan emek, büyük ölçüde kadının bastırılan, ucuzlaştırılan, yok sayılan emeği ama bu emeğimizin karşılığı bize daha fazla sömürü, güvencesizlik ve eşitsizlik olarak dönüyor. Kadın işçiler aynı işi yapmalarına rağmen daha düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Fazla mesaiye zorlanıyorlar. Maruz kaldığımız saldırılar, hak gaspları o kadar ağır ki kreş hakkı, regl izni gibi hakları tartışmaya sıra gelmiyor. Sendikamızın 2025’te beş farklı ilde tekstil iş kolunda çalışan 125 kadın işçiyle yaptığı saha araştırması ve araştırma sonucunda ortaya çıkan “Tekstil Sektöründe Kadın Emeği ve Sendikal Algı Raporu” başlıklı kapsamlı raporu bize çok çarpıcı bir tablo gösterdi. Görüştüğümüz kadınların önemli bir bölümü ücretlerini zamanında alamadığını, zorla fazla mesai yaptırıldığını ve kadın olmaktan kaynaklanan ihtiyaçlarının ve uğradıkları ayrımcılığın dikkate alınmadığını anlattı. Araştırmaya katılan kadınların en az yüzde 40'ı iş yerinde tacize maruz kaldığını ifade etti. Bu çok ağır bir tablo ama daha ağır olan şu ki kadınlar çoğu zaman şikayet bile edemiyor. Çünkü biliyorlar ki işlerini kaybetme riski var.

Dünyanın pek çok yerinde savaş ve çatışmalar büyürken emperyalist politikalar milyonlarca insanı yoksulluğa sürüklüyor. Ülkemizde uygulanan ekonomi politikalarıyla emeğimiz değersizleştirilirken bunun bedelini en ağır biçimde yine biz ödüyoruz. Bir taraftan ucuz ve esnek işgücü olarak görülüyoruz diğer taraftan "aile", "annelik" ve nüfus politikaları üzerinden nasıl yaşayacağımıza, nasıl çalışacağımıza, kaç çocuk doğuracağımıza kadar müdahale edilmeye çalışılıyor. Kadın emeğini ucuzlaştıran anlayışla kadınların yaşamını denetim altına almaya çalışan anlayış aslında aynı düzenin ürünü. Bu nedenle kadınların mücadelesi sadece kadınların meselesi değil. Bu, işçi sınıfının ortak meselesidir. Kadın işçilerin karşı karşıya olduğu bu tabloyu değiştirecek olan şey bireysel çabalar değil, örgütlü mücadeledir.

Bir başka gerçeği daha konuşmak zorundayız. İçinde bulunduğumuz bu düzen erkek egemen ve sendikalar da bundan bağımsız değil. “Kadın Emeği ve Sendikal Algı” raporumuz, aynı işkolunda yetkili olan diğer sendikaların aksine, bizimle temas eden kadın işçilerin sendikamıza olan güveninin yüksek olduğunu gösteriyor. Bu bizim için gurur verici ancak yeterli değil. Biz kadınların sendikalara üye olması, karar alma süreçlerinin her düzeyine katılması gerek. BİRTEK-SEN olarak cinsiyet eşitliğini sadece bir söylem olarak değil, örgütsel bir ilke haline getirmek zorundayız.

Biz daha güçlü bir örgütlülük ve mücadele istiyorsak, daha fazla kadın işçiye ulaşmak, onları mücadelemizin öznesi haline getirmek zorundayız. Kadınların haklarını bilmelerini sağlayacak eğitimleri yaygınlaştırmalıyız. İş yeri komitelerinden genel merkez organlarına kadar kadınların daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlayacak mekanizmaları kurmalıyız. Çünkü kadınların olmadığı yerde gerçek bir eşitlikten, mücadeleden bahsedilemez. İnanıyorum ki kadınların daha güçlü olduğu bir sendika, patronlar karşısında da daha güçlü olacaktır. İnanıyorum ki eşitliğin büyüdüğü bir sendika, mücadelenin de büyüdüğü bir sendikadır. 

Fotoğraf: Evrensel


Editörden