Sözleşmelerde kadın işçilerin talepleri neden yer almaz?
İşkolunda 130 bini aşkın işçiyi ve ailelerini doğrudan ilgilendiren sözleşme görüşmeleri, bu yıl metal işçileri açısından ekonomik krizin gölgesinde ve zorlu geçeceğe benziyor.

Metal sektöründe; işkolunda örgütlü işçi sendikaları (Türk Metal, Birleşik Metal-İş, Özçelik-İş) ile patron sendikası MESS arasında imzalanan, 2017-19 dönemi grup toplusözleşmesinin yürürlük süresi 31 Ağustos’ta sona eriyor. Sendikalar bu ay Çalışma Bakanlığı’na yetki başvurusu yapacak, eylül ayı itibariyle de müzakereler başlayacak.

İşkolunda 130 bini aşkın işçiyi ve ailelerini doğrudan ilgilendiren sözleşme görüşmeleri, bu yıl metal işçileri açısından ekonomik krizin gölgesinde ve zorlu geçeceğe benziyor. Bunun ipuçları aylar öncesinden belirmeye başlamıştı. Yılbaşından itibaren krizin yükünü işçilerin üzerine yıkmaya çalışan metal patronlarının işten atmalardan ücretsiz izinlere, belli sürelerde üretime ara verip kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya kadar bir dizi saldırısı ile karşılaştı işçiler.

Büyüklüğü ve grup sözleşmesinin kapsamı açısından metal sözleşmelerinin her sektörü doğrudan etkilediği tartışmasız. Lakin metale gelmeden, diğer işkollarında imzalanan sözleşmelerin ve patronların takındığı tutumun metal sözleşmelerine de emsal olduğunu geçmiş yılların deneyimleri ile biliyoruz. O açıdan cam işkolunda imzalanan sözleşmenin yürürlük süresinin 3 yıla çıkarılması ve son olarak TÜPRAŞ’ta Koç Holding’in yine 3 yıl dayatması ve kazanılmış hakları gasbetme girişimleri metal işçilerinin de karşı karşıya oldukları tehditlerin boyutunu ortaya koyuyor.

Görünen o ki, metal patronları masaya kriz sopası ile oturmaya hazırlanıyor. Peki, metal işçileri, özellikle de metal işçisi kadınlar, bu TİS döneminde nasıl bir tutum alacak? Bu sorunun yanıtını metal işçisi kadınlarla aramaya çalıştık.

TASLAĞI İŞÇİLER HAZIRLAMALI
Eylül ayında başlayacak MESS grup sözleşmesi için taslak hazırlıkları yaz döneminde yani işçilerin yıllık izin döneminde başlayacak. Bu dezavantajlı durumu tersine çevirmek için, şimdiden yani işçi sendikalarının yetki başvurusu yapacağı haziran ayından başlatmak gerekiyor tartışmaları. Eylülde bir oldu bittiyle karşılaşmamak için bunun elzem olduğunu düşünüyor metal işçisi kadınlar. Türk Metal üyesi bir kadın işçi, “Metal Fırtına öncesi yetki ayı, taslak hazırlığı gibi tartışmalar olmazdı. Eylül ayında sendika MESS ile masaya otururdu, biz o zaman öğrenirdik ne kadar zam isteniyor. Direniş özellikle eski işçilerde bu bilinci oluşturdu diye düşünüyorum. Bence işçinin nasıl işin arkasında durduğunu geçen dönem gösterdik. Sendika anket bile yapmak zorunda kaldı. Şimdi de öyle olmalı...”

TİS tartışmalarının fabrikalarda henüz başlamadığı, Türk Metal üyesi işyerlerinde sendikacılara duyulan güvensizlik kadar kriz koşullarının yarattığı atmosferin de bunda etkili olduğunu düşünen bir kadın işçinin söyledikleri, bu açıdan çarpıcı: “Geçen dönem yüzde 24’e imza attı sendika ve buna da ‘yüzyılın sözleşmesi’ dediler. Altı ay sonra zamlar karşısında bu para uçtu gitti. Şimdi kriz var. Her şey ateş pahası. Düşünüyorum, ne kadar zam alsak elimiz bolluğa çıkar, bunun bende bir karşılığı yok. Yüzde 40-50 zam geldi her şeye. Bunun altında ezilmememiz lazım. Bir kere şu zamlar durdurulmalı. İki çocuğum var. Biri ilkokul, diğeri ortaokulda, yetişemiyorum ihtiyaçlarına...”

METALDE KREŞ YOK, AYRIMCILIK VAR
Çoğunlukla sadece alınacak zam oranının tartışıldığı metaldeki TİS sürecinde kadınların özgün talepleri hiç tartışılmıyor maalesef. Bunun en somut göstergesi; 180 işletmede 130 bin işçi adına görüşmelerin sürdürüldüğü işkolunda kreş olan işyeri sayısının çok az olması. Rakam veremiyoruz çünkü işçi sendikalarının bu konuda paylaştığı bir veri yok. Ford Otosan gibi ülkenin en büyük otomotiv fabrikasında bile kreş bulunmuyor misal. Kadın işçilere 60 aylık olana kadar çocuk başına 650 lira bakım ücreti veriliyor. O da TİS’le güvence altına alınmış değil.

Yan sanayide ise durum içler acısı. Kreş ya da bakım ücreti, buralarda çalışan kadın işçilerin fersah fersah uzağında. Hamile kalan kadın işçilerin hafif işlerde çalıştırılması, 6 ay ücretsiz izin hakkı, çocuğu 1 yaşına gelene kadar sadece gündüz vardiyasında çalıştırılması, süt izni gibi haklar birçok işyerinde yasalarca güvence altına alınmış olmasına rağmen kullanılamaz durumda.

Sohbetimiz sırasında işçi kadınların üzerine basa basa söylediği “İşyerlerinde eşitlik istiyoruz” oluyor. Yıllarını da verseler işyerlerinde terfi edememeye, yaptıkları işlerin ya da söylediklerinin erkek işçilerinkiler kadar değer görmemesine ve bunun kendilerine fazlasıyla hissettirilmesine isyan ediyorlar.

TEK BAŞINA HİÇ BİR ŞEYİZ AMA...
Sözleşme döneminde bunların tartışılması, taslakta kadın işçilerin taleplerinin de yer alması, sendika yönetimlerinin tutumundan da anlaşılacağı üzere, ancak kadın işçilerin müdahalesi ile olabilir. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, işyerlerinde ayrımcılığın son bulması, ücretlerde iyileştirme gibi taleplerin ve elbetteki krizin yükünün işçilere yıkılması girişimlerinin karşısında ancak ve ancak birbirine kenetlenmiş işçiler durabilir. Ford işçisi bir kadın bu gerçeği şöyle ifade ediyor: “Tek başına hiçbir şey yapamayacağımızı biliyorum. Ben de dahil hepimizin kafasındaki soru ‘atılırsam o kadar borcun altından nasıl kalkarım’. Herkes borçlu, herkes bu işe mecbur. Ama hepimizin durumu aynı olduğuna göre o zaman birlikte çözeceğiz demektir, öyle değil mi? Tek başına hiçbir şeyiz ama birlikte koca bir fabrika. Yoksa boyumuz ne uzuyor ne de kısalıyor...”

NE YAPIYOR BU KADIN KOLLARI?
Metal direnişi sonrası şubelerde “kadın kolları” adı altında kadın örgütlenmesi içerisine giren Türk Metal Sendikası’nın kendi ifadesiyle “sosyal sendikacılık anlayışı” çerçevesinde işçi kadınlara sunduğu tek olanak sosyal, kültürel etkinlikler. Bir de bir Türk Metal geleneği olarak her 8 Mart’ta yaptığı ‘eğlence’ ağırlıklı işçi kadın buluşmaları. “Kadın Kolları” ne yapar işyerlerinde diye sorduğumuz bir kadın işçinin yanıtı şöyle: “Kadınlarla kahvaltı yapar, onları 8 Mart etkinliklerine götürür. Bu etkinliklerde bol bol fotoğraf çeker, şube sayfasında paylaşır. Başka da bir şey görmedim...”

2019 grup sözleşmesi hazırlıklarına belki de buradan başlamak gerekiyor. Sadece Türk Metal’in değil diğer sendikaların da kadın kolları, kadın büroları var. Metal işçisi kadınların, sorunları ve çözümü karşısında işlevsiz durumda olan bu yapıları işlevli hale getirmeleri mümkün. Önce şunu sormak lazım: Sendikaların kadın kolları işçi kadınlara ne zaman sözleşme taleplerini soracak? Ve elbette bunun gerçekleşmesi için temsilcilikleri, şubeyi zorlamak gerekiyor.
İşçilerin talepleri doğrultusunda hazırlanacak bir taslak, karar alma süreçlerine etkin katılım, sözleşmenin onayları alınmadan imzalanmaması kadın erkek tüm metal işçilerinin talebi kuşkusuz. Bu süreçte kadınların kendi talepleri ile yer alması ise kendi birliklerini sağlayıp, özgün taleplerini belirmekten, bunları elde etmek için mücadeleden geçiyor.

İlgili haberler
‘Seçme hakkını’ seçmek... Zora, zorbalığa rağmen.....

Görüyor ve biliyoruz ki bu seçimler yalnızca “Belediyeyi kim yönetecek?” seçimi değildi, şimdi artık...

Ev işçisi Leyla anlatıyor: Sigorta yok, gelecek yo...

Ev işçisi Leyla: ‘Bazen ev sahipleri çok takıntılı oluyor, kıl görse yeniden temizlik yaptırıyor. Ti...

Kriz derinleşiyor, kadın işsizliği artıyor

Normalde ve kriz dönemlerinde neden ilk kadınlar işsiz kalıyor, neden kadın işsizliği daha yüksek? D...