Türkiye’de ramazan, Milli Eğitim Bakanlığı merkezli tartışmalarla başladı. Bakanlık, ramazan boyunca Türkiye genelindeki okullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlikler düzenlenmesi için talimat verdi. Talimatın laiklik ilkesine aykırı olduğunu belirten kitle örgütleri, sendikalar uygulamayı eleştirip, Bakanlığın "etkinlik değerlendirme formu" ile "fişleme" yaptığını vurguladı.
Okullarda bu talimat hemen karşılığını buldu. Bazı okullarda Bakanlığın okullara gönderdiği kılavuz rehberde yer almayan etkinlikler de gerçekleştirildi.
Antalya'da bir anaokulunda öğrencilere içinde namaz ve oruç gibi başlıkların bulunduğu "Ramazan Çetelesi" dağıtıldığı, öğrencilerin bunu her gün doldurmasının istendiği belirtildi. Kocaeli'de bir okulda zil sesi yerine ilahi çalındığı görüntüleri sosyal medyada paylaşan veli, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçlamalarıyla gözaltına alındı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İstanbul'da Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulunda bir cemaatin selefi andı okutuldu, görüntüler pek çok yerde yer aldı. İzmir Tevfik Fikret Okullarında Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin ilkokul 4. sınıftan lise son sınıfa kadar ikişer öğrenciyi seçip “Din dersinde ne işleniyor?”, “Cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu?” gibi sorular yönelttiği iddiaları Meclis gündemine de taşındı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, küçük yaşta çocuklarla ilahi söyleme görüntüleri ile bu toplama dahil oldu. Memlekette kadınların, çocukların, gençlerin, emeklilerin yaşadıkları sorunlara bu kadar hızlı yanıt vermeyen Bakan, bu meselede hemen müdahil olma ihtiyacı hissetti görünen o ki.
Bakanlığın uygulamalarına itiraza cevap: soruşturma
Kitle örgütlerinin kaygı ve eleştirilerinin ne kadar haklı olduğunu bu örnekler gösterirken, aralarında akademisyen, yazar ve gazetecilerin bulunduğu 168 isim "Laikliği birlikte savunuyoruz" başlıklı bir metinle uygulamaya karşı çıktı. Anayasa'da laiklik ilkesine vurgu yapan açıklama, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in dava açacağını ifade ettiği sert tepkisiyle karşılandı. Arkasından Cumhurbaşkanı Erdoğan bildiri üzerine konuştu. Devlet Bahçeli de bu ekipten hiç geri kalmadı.
Bakan Tekin meselenin buraya gelmesinden çok memnun, yarattığı gerilimden hoşnut, konuşmaya devam etti. Mesele Bakanlığının uygulamasına itirazdan ve tartışmalardan çıkıp, laiklik tartışmasına döndü. 28 Şubat atıfları, laiklik diyenlerin din düşmanlığı yaptığı iddiaları havada uçuşurken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı gecikmedi ve bildiride imzası bulunanları açtığı soruşturmada ifade vermek üzere çağırmaya başladı.
Eğitime ilişkin uygulamalar üzerinden Bakan Tekin bir memleket meselesi yaratmış durumda. Nitekim kendisi kız ve erkek çocuklarının birlikte okumaması konusunda “hassasiyetlere” dikkat eden, kız okulları tartışması yürüten, Bakanlığın tarikat ve vakıflarla yapılan anlaşmalarını cansiparane savunan, “değerler eğitimi” adı altında din eğitimini temel eğitim haline getirmeye çalışan, kuran kursları ve sıbyan mekteplerine sınırsız hoşgörü sunan bir Bakan. Eğitimi gerici ve bilimsellikten uzak hale getirmek için ısrarlı adımlar atıyor. Bir yandan da MESEM'lerle sermayeye, yetişmiş işgücü sunma konusunda planlı ve istikrarlı bir program uyguluyor.
Ramazan ayı Bakanın laiklik ile hesaplaşmasına belki de vesile oldu. Buradan yarattığı gerilim ile uygulamalarına kılıf bulmak ve toplumda da bir yarılma yaratmak gayet elverişli görünmüş olmalı. Böylece, Anayasa’sında laik olarak tanımlanan bir ülkede laikliği savunmanın suç olarak tanımlandığı günlere gelmiş bulunmaktayız. Laikliği yıllar yılı “Müslümanlara eziyet etme” olarak anlatan AKP iktidarı bugün yine aynı şeyi yapıyor.
Laiklik eşitliğin temelidir
Laiklik dini görüş, inanç konusunda baskı içermeyen, özgürlüğe dayalı bir sistemdir. İnanan, güvenle inancının gereğini yerine getirir, inanmayan da özgürdür; çeşitli dinlerden, mezheplerden insanlar da endişe duymadan yaşarlar. Devlet her dine, her inanca eşit mesafede durur ve herkese de eşit yaklaşmış olur. Kaldı ki yıllardır bu ülkenin gerçekten laik olmadığı da tartışılır durulur.
Mesele ülke genelinde bir laiklik tartışmasına dönüşmüş durumda iken, sokakta oruç tutmayan insanların güvende olmayacağı da söylenebilir kolaylıkla. Bir süredir genel ahlak adı altında soruşturmalar yürütüldüğünü biliyoruz ayrıca. Müzik grubu Manifest bu nedenle yargılandı, şarkıcı Mabel Matiz de.
Kadınlar ve kız çocukları en büyük zararı görüyor böyle durumlarda. Kız çocuklarının eğitime katılımından iş yaşamında ve sosyal hayatta var oluşuna kadar kısıtlamalar, eşitsizlikler, baskılar kadınlar için hayatın kendisi olur. Kadın erkek eşitliğine inanmayan iktidarın her icraatı kadınlar için eşitsizlik, yoksulluk, şiddet ve ölüm anlamına geldi ve geliyor.
Meselenin bir diğer yanı da ifade özgürlüğü. Bildiriye imza verenler ifade vermeye başladılar bile. Laikliğe ilişkin görüşlerini ifade edenlerin bir suç işlemiş gibi muamele görmesi, olacak iş değil. Bu durum da ülkede her gün yaşanan gözaltı ve tutuklamalardan bağımsız değil. Fikir ve görüş açıklamanın kendisi bir suça dönüştürülmek istenirken, bu durum kadınlara ve çocuklara dair söylenecek sözlerin de bu kapsama sokulması tehlikesini barındırıyor. Bir kadının şiddete uğradığını söylemesi, çocukların okullarda aç kaldığını ifade etmesi, cinsel şiddete uğrayan kadınların bunu paylaşması, basın açıklamaları yapmak, duruşmaları takip etmek de adliyelerde ifade vermemize neden olabilir. O nedenle de laikliği savunanlara yönelik sözler ve soruşturmalar kabul edilemez, hele de hiçbir suç unsuru yokken.
Tüm çocuklar kaybetti, Bakanlık kazandı
Ülkede yarattığı laiklik tartışmasında laiklik üzerine düşmanca mülakatlar vermeye devam eden Bakan Tekin’in Bakanlığı tam da bu tartışmaların başladığı günlerde bir dava kazandı. Davayı açan çocuğu anaokulunda okuyan Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinden bir kadındı. Dava, anaokullarında bir öğün ücretsiz yemek uygulamasına ilişkindi. Davalı Milli Eğitim Bakanlığı, “Çocukların karnını doyurmaya ayıracak paramız yok, dava reddedilsin” dedi.
Oruç tutan, tutmayan, alevi, sünni, Çerkes, Türk, Arap, Kürt, Çingene ülkedeki bütün çocuklar kaybetti, Milli Eğitim Bakanlığı kazandı. Ramazan ayı için birçok projesi planı olan Milli Eğitim Bakanlığı anaokullarında bir öğün ücretsiz yemek vermemeyi kazandı. Kayıtlara böyle geçsin...
Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
Laiklik nasıl hedefe oturtuluyor?
AKP’den önceki iktidarların tarif ettiğinden öteye, sermayenin, iktidarların ihtiyaçlarına göre şekillenmeyen, gerçek bir laiklik, gerçek bir din ve vicdan özgürlüğü emekçilerin ihtiyacı olan.
Adım adım Anayasa değişikliği ve laiklik
Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Evi'nin düzenlediği ‘Adım adım Anayasa değişikliği ve laiklik’ etkinliği editörümüz Sevda Karaca'nın katılımıyla gerçekleşecek.
Kadınlar, laiklik ve gerçek özgürlük
Kadınların başörtüsü, kılık kıyafeti yıllarca sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı bölgelerinde kadınlar için değil hükümetlerin ideolojilerinin dayatılması aracı oldu. Peki gerçek laiklik nedir?
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























