Bizler yaşamak zorundayız
Devlet şiddete uğrayan kadınlar için önlem almıyor, aksine kadınların şiddete maruz kalmasının önünü açıyor. O yüzden kadınlar birlikte hareket etmeli ve birlikte mücadele etmeli.

B.T., 17 yaşındayken işyerinde tanıştığı erkek arkadaşıyla, 2 buçuk yıl sonra kaçarak evlendi… Sonrası, bu ülkedeki sayısız kadın yaşamıyla ortaklaşan bir hikâye… Önce baskı, ardından psikolojik, sonra fiziksel şiddet ve nihayetinde öldürmeye kastedecek kadar gözü dönen bir eş... Yaşadıklarının bireysel bir ‘kader’ olmadığının farkına varan B.T., bugün 22 yaşında güçlü, genç bir kadın. Hikâyesini paylaşarak bütün kadınları mücadeleye çağırıyor.

Ona çok güveniyordum, geleceğe umutlu bakabiliyordum. Evlendik, ilk aylarımız çok güzeldi. Kaçtığımız için ikimizin de ailesi kızmıştı. Sonra kabullendiler. Sevgili olduğumuz süreçte ilgiliydi. Belki en fazla iki defa tartışmışızdır. İlk bir ay kaynanamlarla yaşadık, sonra ayrı eve çıktık. Muhafazakâr bir aileye gelin gittim. Bir gün “Eve amcam gelecek, kafanı kapat” dedi. Sonra ailesi etek, türban almaya başladı. Bir anda kendimi kapanmış buldum. Bundan rahatsızdım ama beni kabul etmeleri için kapandım. Evlendiğimde sanki özgürlüğüm elimden alınmaya başlandı. Daha az konuşmam gerektiğini söylüyorlardı. Eşim, görümcem, kaynanam, “Erkekler varken kadınlar konuşmaz” diyordu. Örf ve âdetimiz aynı değildi. Ben Ordulu, onlar Adıyamanlıydı.

‘BİR DAHA YAPMAYACAĞIM’ DEDİ
Her şeyime karışıyorlardı. Kendimi böcek gibi hissediyordum. Hapiste yaşıyor gibiydim. Her şey için izin almam gerekiyordu. Bakkala gitmem bile sorundu.
Bir gün akrabasının düğünü vardı. O çalıştığı için benim gitmem gerekiyordu. Görümcemden aldığım uzun bir etek, altına da topuklu ayakkabı giymiştim. Düğün çıkışı kaynanamlara gittim. Eşim oraya geldi, evden çıkarken tokat attı bana, “Sen nasıl topuklu ayakkabı giyersin” diye. Önce şok oldum, sonra “Bana annem babam vurmadı, böyle olacaksa boşanalım” dedim. Özür diledi, bir daha yapmayacağını söyledi. İlk fiziksel şiddet böyle başladı.

ŞİDDET ARTTIKÇA ARTTI
Sonraları dengesizdi; bir gün iyi, bir gün kavgalı. Annesini gün içinde aramazsam kavga çıkarırdı. Toplam altı ay aynı evde kalabildik. Annesine şiddete uğradığımı söylüyordum. Kızıyordu; “Kıza vurma” diyorlardı ama arkamdan da dolduruyorlardı. Yolda başım dik durmamalıymış. Erkeklerle göz göze gelirmişim, kıvırarak yürüyormuşum.
Eve getirdiği arkadaşına “Yumurta yer misin?” diye sorduğum için beni dövmeye başladı. Parmağım kırılmıştı. Komşular geldi ama kapıyı açmadı. Eşyalarımı topladım, “Gidiyorum” dedim. Ağlamaya başladı, “Özür dilerim, biri bize büyü yapıyor” dedi. Ertesi gün hastaneye gittik, doktora “Merdivenden düştüm” dedim.
Evliliğimin dördüncü ayında hamileydim. Hamileyken kaynanamlara misafir gelmişti, sabahtan akşama kadar temizlik yaptım. Kanamam geldi, doktor düşük tehlikesi olduğunu söyledi. Eve geldim yattım. Eşim ev neden dağınık, dedi. Ayağa kalkar kalkmaz da çocuğumu düşürdüm.
Altı ay boyunca ailemle çok az görüştüm. Şiddete dair hiçbir şey söylemiyordum. Bir gün bacaklarımdaki morluğu gördüler. “Düştüm” dedim ama inanmadılar. Eşim özür diliyordu ama şiddetine de devam ediyordu.
Türbanımı çıkardım, eşim de kabul etmişti. Ailesi açıldığımı öğrenince “Açıldın da orospuluk mu yapıyorsun” dediler. “Eşim biliyor” dedim. Onlar da “O bunu kabul ediyorsa biz oğlumuzu kabul etmiyoruz” dediler. Eşim ailesine “Açıldığını bilmiyordum, nasıl bir kız olduğunu görün diye getirdim” deyince şok oldum. Babamı aradım, aldı beni ve boşanma davası açtım.

BUNU YAPAN EŞİM, BİLİN!
Başta anlaşmalı boşanacaktık, davayı ben açtım. Onun da dilekçe vermesi gerekiyordu. Okuma yazma bilmediği için kardeşimden yardım istedi. Kız kardeşime gitmesini söyledim. Sonra kız kardeşim ağlayarak aradı, telefonu o aldı, benimle konuşacağını söyledi. Yanlarına gittim. “Benim ailem suçlu, n’olursun barışalım, affet beni” diye yalvarmaya başladı. Beni intihar etmekle korkutuyor, zorla eve götürmeye çalışıyordu.
Biz tartışırken kız arkadaşım aradı. Kız arkadaşıma “Yardım et” diye bağırdım. “Sessiz ol yoksa arabayla yuvarlarım bizi” dedi. Arabanın içinden tornavida çıkardı. Atışalanı yoluna geldik, son bir kez konuşmak istedi. “Sen namussuzluk mu yaptın, o yüzden mi istemiyorsun beni” dedi. Ben de “Alakası yok, hakkını helal et” dedim. Otobanın kenarında boğazıma sarıldı, cebinden tornavidayı çıkarıp her tarafıma saplamaya başladı. Bayıldım. Gözümü açtığımda üstümü açmış karnımı delmeye çalışıyordu. Tekrar bayıldım, bileklerimi ters döndürüyor, ayak bileklerime tornavidayla vuruyordu. Bir yerimi delemeyince daha da sinirleniyordu. Şah damarımı delmek istedi, “Beni aldattın mı, doğruyu söyle” dedi. Konuşamıyordum, güçlükle “Aldatmadım” dedim. Ayağa kalkamıyordum. Tepemde sigara içiyordu. 40-45 dakika dayak yedim. Sigarasını attı ve “Kelime-i şehadet getir” dedi. Boğazımı sıkmaya başladı. Beni boğmaya çalışırken yüzüne kanımı sürdüm biri görür de yakalar diye. Bayılmışım, gözümü açtığımda güneşi gördüm, ayağa kalkmaya çalıştım. Ayakkabım yoktu. Yüzüm gözüm kan içindeydi.
Kendimi otobana yuvarladım, ayağa zar zor kalkıp otobanın ortasında arabaları durdurmaya çalıştım. Kimse durmadı. Sonra kenara geçtim bir adam telefonla konuşuyordu. Ambulansı aradılar, “Ölüyorum, bunu yapan da eşim bilin” dedim.
Bir hafta hastanede yattım. 1,5 ay evde ilaç tedavisi gördüm. Psikiyatriye gitmeye başladım. Şimdi her ay gidiyorum.

HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ...
Boşanma davamın dördüncü duruşması olacak, hiçbirine katılmadım. Bu son duruşma olacakmış. Darp davası da açtım. Başta korktum bu davadan, sonra kaybedecek neyim var dedim. Darp uyguladığında üç gün nezarethanede kaldı. Ardından ölmediğim için ve daha önceden cezai işlemi olmadığı için serbest bırakıldı. Çıkar çıkmaz işine başlamış, herkese benim onu aldattığımı ve boşanmaya karar verdiğimizi söylüyor. Hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor.
Bu olayı 1 yıl önce yaşadım. Yaşadıklarımı paylaşmaktan korkuyordum. Benim yaşadıklarımı yaşayan binlerce kadın var. İnternette, televizyonda tekmelenen, kocaları tarafından öldürülen, tecavüze uğrayan kadınları görüyorum. Ben de ölebilirdim. Eskiden dayak yediğimde utanıyordum, ama artık daha güçlüyüm. Bizler yaşamak zorundayız. Bunun için mücadele edeceğim.

BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ
Devlet şiddete uğrayan kadınlar için önlem almıyor, aksine kadınların şiddete maruz kalmasının önünü açıyor. Devletin eksikliği çok büyük; kadını görmüyor. O yüzden kadınlar birlikte hareket etmeli ve birlikte mücadele etmeli. Kadınlara yapılan şiddetin cezasız kalmasını istemiyorum ve sizlere çağrıda bulunuyorum.
Boşanma davam 11.01.2018 tarihinde, darp davam ise 23.01.2018 tarihinde.
Tüm kadınların ölümle burun buruna kaldığım olayların davalarının takipçisi ve destekçisi olmasını istiyorum.

İlgili haberler
Yetişir mi sana sesim, arkadaşım!

On üç yaşında evlendirilen, on dört yaşında anne olan bir kadın Ayşe, şimdi bir kaçak gibi yaşamak z...

Gülseren

Onca zaman içinde, ne kadın dayanışmasını, ne de emek ortaklaşmasını hiç terk etmemiştir Gülseren’i.

Cennet’in ayakta kalma mücadelesi

Cennet çocukluğundan itibaren çok çile çekmiş. Ailesinin yanında çektikleri yetmemiş bir de kocasını...