8 Mart 2026| Dünyada kadınlar savaşa karşı sokağa çıktı: Savaş kadınlara özgürlük getirmez!
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde kadınlar, dünyanın dört bir yanında sokağa çıktı. ABD-İsrail saldırganlığı 8 Mart’a damgasını vurdu.

İran ve Filistin gibi birçok ülkede kadınlar emperyalist bombaların altında 8 Mart’ı karşılamak zorunda bırakılırken dünyanın birçok ülkesinde 8 Mart için sokaklara çıkan on binlerce kadının da ana gündemlerinden biri emperyalist savaş oldu. Dünyanın kadınları hem eşitlik için hem de şiddete ve savaşa karşı haykırdı.

Fransa

Fransa’nın birçok kentinde on binlerce kadın 8 Mart için yürüdü. Başkent Paris’te kadınlar sokaklarda şarkılar söyledi, “Gazze, İran, Venezuela: Hayır, savaş özgürlük getirmez!” sloganları attı.

Marsilya’da da “Donald Trump, defol git, İran senin değil” sloganları dikkat çekti.

Almanya

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen yürüyüşe yaklaşık 30 bin kişi katıldı. Kadınların sayısının polisin beklediği sayının iki katı olduğu açıklandı. Konuşmacılar, Almanya'da kadınlara yönelik şiddeti ve cinsiyet ayrımcılığını kınadılar. Almanya’nın birçok kentinde de 8 Mart yürüyüşleri düzenlendi.

Fotoğraf: Rüştü Yıldırım//Ekmek ve Gül- Berlin


İspanya

İspanya'nın çeşitli şehirlerinde meydanları on binlerce kadın doldurdu. Sadece Barselona'da 22 binden fazla kadın 8 Mart için yürüdü. Kadına yönelik şiddetin yanı sıra ABD-İsrail saldırılarının tetiklediği Ortadoğu savaşı da İspanya’daki kadınların hedefindeydi. Madrid, Barselona, Valensiya, Seville, Granada, Bilbao ve San Sebastian gibi şehirlerde gösteriler düzenlendi. Protestolarda pankartlarda “Savaşa hayır” sloganı öne çıktı. Madrid'de ayrıca trans hakları için ayrı gösteriler de düzenlendi.

Başbakan Yardımcısı Yolanda Diaz, başkentteki mitingde basına yaptığı açıklamada, “Savaşı durdurmak, barbarlığı durdurmak ve haklarımızı kazanmak bizim elimizde. Barışı, İran halkını ve İranlı kadınları savunmak için sesimizi duyuruyoruz” dedi.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Japonya

Japonya’nın başkenti Tokyo’da da 8 Mart yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüşte eşitlik, sosyal adalet ve ayrımcılıkla mücadele mesajları verdi. Ayrıca savaşa karşı pankartlar taşındı.


Yunanistan

Yunanistan’da kadın örgütleri, kurumları ve toplulukları Atina ve Selanik'te yürüyüşler düzenledi. Cinsiyetçiliğe ve cinsel şiddete karşı sloganlar öne çıkardan, mülteci kadınlarla dayanışma da dikkat çekti. Filistin’e destek veren pankartlar ve afişler de öne çıktı.

Fotoğraf: Prin.gr


İngiltere

Başkent Londra’da 7 Mart’ta düzenlenen yürüyüşe binlerce kadın katıldı. Yürüyüşte İran’a yönelik savaş da protesto edildi.

"Silah değil kreş istiyoruz"

İngiltere’nin başkenti Londra’da faaliyet gösteren Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi’nin (Day-Mer) Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü dayanışma ve mücadele temasıyla gerçekleştirdiği etkinlikle kutladı. Etkinlik, kadınların emeğini, haklarını ve mücadele tarihini görünür kılarken, göçmen kadınların karşılaştığı zorluklara dikkat çekti. Eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinde hayatını kaybeden kadınlar için yapılan saygı duruşu ile başlayan açılışta, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığı; kadınların görünmeyen emeğini, direncini ve örgütlü mücadelesini hatırlamak için bir fırsat olduğu vurgulandı. Program kapsamında Gökkuşağı Resim Grubunun sergisi tanıtıldı. Uzun yıllardır Day-Mer bünyesinde faaliyet gösteren grup, bu yılki sergisini kısa süre önce hayatını kaybeden sanatçı Nermin Gündüz’ün eserlerine ayırdı. Ardından Kürecikliler Kadın Korosu, göç, mücadele ve dayanışma hikayelerini türkülerle sahneye taşıdı. Göçmen kadınları hem eşitsizlik hem de ırkçılık vuruyor Ayrıca Hackney Stand Up To Racism adına konuşan aktivist Jane Basset, ırkçılığa ve ayrımcı politikalara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Basset, İngiltere’de göçmenlere yönelik saldırıların arttığını ve özellikle göçmen kadınların hem ırkçılık hem de cinsiyet temelli şiddetle karşı karşıya kaldığını söyledi. Kadına yönelik şiddetin yalnızca göçmenlerin sorunu olmadığını, toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini ifade etti. Faşizme ve ayrımcılığa karşı mücadelenin ancak örgütlü dayanışmayla mümkün olacağını belirten Basset, kadınların bu mücadeledeki rolüne dikkat çekti. Yerel seçimlerde bağımsız aday olan Meryem Kuşçu ve Meryem Ülger sahneye çıkarak konuşmalar yaptı. Meryem Ülger, konuşmasında 8 Mart’ın kadınların eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinin simgesi olduğunu belirtti. Dünyada süren savaşlar, ekonomik kriz ve yoksulluk gibi sorunların en ağır bedelini kadınların ödediğini vurgulayan Ülger, Londra’daki göçmen kadınların dil engelleri, güvencesiz çalışma koşulları ve artan yaşam maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Ülger, kadın emeğinin hem iş hayatında hem de evde görünmeyen bir yük olduğunu söyleyerek, kadın emeğinin sistemin vazgeçilmez temeli olduğunu vurguladı. Kadınların eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma, kreş hakkı ve insanca yaşam talepleri dile getirildi. Konuşmada kadına yönelik şiddetin toplumsal ve sistematik bir sorun olduğu, Türkiye ve İngiltere’de kadınların şiddet, taciz ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı belirtildi. “Yaşam hakkımız pazarlık konusu değildir” mesajı verildi. Ayrıca savaşların ve militarist politikaların kadınlar ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekildi. Ülger, “Silah değil kreş, savaş bütçesi değil sosyal hak istiyoruz” dedi. 

Ekonomik kriz dönemlerinde ırkçılık ve göçmen karşıtlığının körüklendiği belirtilerek, göçmen kadınların hem sömürüye hem de ayrımcılığa maruz kaldığı ifade edildi. Kadınların milliyet, dil ve kimlik farklılıklarına rağmen ortak sorunlara sahip olduğu vurgulanarak dayanışma çağrısı yapıldı. Konuşmada Day-Mer Kadın Komisyonu da kadınların birlikte hareket ederek toplumsal değişimi mümkün kıldığına dikkat çekti. “Day-Merli kadınlar dayanışmayı büyütür ve güçlendirir” mesajı verildi. Etkinliğin devamında Yunan müzik grubu Antama, geleneksel ezgileri çağdaş müzikle buluşturarak sahne aldı. İzleyicilere kültürler arası dayanışma ve müzik dolu anlar yaşattı. Programın ilerleyen bölümünde Logo Dance School öğrencileri halk dansları gösterisi sundu, ardından Sara Fortos yönetimindeki Bendir Grubu sahneye çıkarak ritim performansı sergiledi. Kadınların sesi ve dayanışmasını sahneye taşıyan performanslar izleyicilerden büyük alkış aldı.

Fotoğraflar: Evrensel


İsviçre

İsviçre’nin birçok kentinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen yürüyüşlerde binlerce kadın ve destekçi sokaklara çıktı. Başta Zürich, Bern, Basel, Genève ve Lausanne olmak üzere farklı şehirlerde gerçekleştirilen eylemlerde kadınlar; eşitlik, insan onuruna yaraşır ücretler, korkusuz ve şiddetsiz bir yaşam, kadın yoksulluğunun sona erdirilmesi ve silahlara ve militarizme para yatırmak yerine kadınların güvenliği için bütçe ayrılması taleplerini dile getirdi.

Kadın örgütlerinin çağrısıyla düzenlenen yürüyüşlerde kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, savaşların yarattığı yıkım ve toplumsal eşitsizlikler protesto edildi. Gösterilerde sık sık “Hâlâ kızgınız”, “Bizim bedenimiz, bizim hayatımız”, “Bir kişi bile eksilmeyeceğiz”, “Çözüm ne? Devrim!”, “Ne savaş, ne devlet, ne patriyarka”, “Bankalara ve seksistlere karşı” ve “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları atıldı.

Yürüyüşlerde ayrıca faşizme ve kapitalizme karşı mücadele ve göçmen kadınların yaşadığı ayrımcılık gibi konular da gündeme getirildi. Katılımcılar taşıdıkları pankart ve dövizlerle kadınların yaşam hakkının korunması için devletlerin daha güçlü önlemler alması gerektiğini vurguladı.

Eylemlerde savaşlara karşı mesajlar da öne çıktı. Konuşmacılar, dünyanın birçok bölgesinde süren savaşlarda en ağır bedeli kadınlar ve çocukların ödediğine dikkat çekerek barış çağrısı yaptı. Ayrıca ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıların derhal durdurulması için devletin girişimde bulunması gerektiği, İsviçre’nin ise “tarafsızlık maskesine sığınarak yapılan savaşlara göz yumduğu” yönünde eleştiriler dile getirildi.

8 Mart yürüyüşlerinde polisin aldığı abartılı güvenlik önlemleri ve yoğun polis varlığı dikkat çekti. Güvenlik önlemlerinin yüksek olmasına rağmen yürüyüşler genel olarak sloganlar, konuşmalar, danslar ve davullar eşliğinde devam etti. Trafiğin yoğun olduğu bazı noktalarda kadınlar yolları kısa süreliğine trafiğe kapatarak konuşmalar yaptı. Eylemler sırasında yapılan açıklamalarda 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin sembolü olduğu vurgulandı.


Fotoğraflar: Nilgün Özdal


Norveç


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Norveç’in birçok kentinde düzenlenen yürüyüş ve etkinliklerle kutlandı. Bu yıl başkent Oslo’da yapılan ve yaklaşık 7 bin kişinin katıldığı 8 Mart kutlamasında ana slogan “Müslüman nefreti ve ırkçılık yüzünden artık hiçbir hayat kaybedilmesin” oldu.

Norveç’in diğer büyük şehirlerinden Bergen ve Stavanger’de düzenlenen 8 Mart etkinliklerinde “Kadınların tam özgürlüğü için mücadele” çağrısı yapılırken, Trondheim’da ise “Kadınlara yönelik her türlü baskıya karşı mücadele” sloganı öne çıktı.

Başkent Oslo’daki kutlamalar saat 16.00’da Youngstorget meydanında başladı. Etkinlikler, 23 Ağustos’ta Oslo’da Etiyopya kökenli Norveç vatandaşı 34 yaşındaki Tamima Nibras Juhar’ın ırkçı bir saldırı sonucu hayatını kaybetmesine atıfla “İsmini söyleyin – Tamima, Müslüman nefreti ve ırkçılık yüzünden artık hiçbir hayat kaybedilmesin” sloganıyla düzenlendi.


Programda Likestilling, Inkludering og Nettverk (LIN), Kvinnefronten, Leger Uten Grenser ve Landsorganisasjonen i Norge (LO) temsilcileri konuşmalar yaptı. Kültürel etkinliklerin ardından yürüyüşe geçildi.

Alanda konuşan LO başkan yardımcısı Henriette Jevnaker, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığına vurgu yaptı.

Jevnaker konuşmasında, “Keşke 8 Mart sadece kutlayabileceğimiz bir gün olsaydı. Ama bunu yapamıyoruz. 8 Mart hâlâ bir mücadele günüdür” dedi.

Kadınların eşit ücret, güvenceli ve tam zamanlı iş, yaşanabilir ücret ve insanca çalışma koşulları için mücadele etmeye devam ettiğini belirten Jevnaker, kürtaj hakkı, kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olması ve kadınlara yönelik şiddete karşı mücadelenin de gündemdeki temel konular olduğunu ifade etti.


Kadınların mücadelesinin aynı zamanda sendikal hareketin mücadelesi olduğunu belirten Jevnaker, bu geleneğin 1889 yılında kibrit fabrikası işçilerinin grevine kadar uzandığını söyledi. O dönemde kadın işçilerin sağlıksız çalışma koşullarına karşı başlattıkları mücadelenin zamanla güçlü bir işçi hareketine dönüştüğünü hatırlattı.

Konuşmasında Oslo’da öldürülen Tamima Nibras Juhar’a da değinen Jevnaker, onun refah sistemi içinde çalışan bir emekçi olduğunu hatırlattı.

Jevnaker, Tamima’nın bakım verdiği kişilerden biri tarafından öldürüldüğünü ve olayın arkasında ırkçı motivasyon bulunduğunu belirterek, çalışma ortamında yeterli güvenliğin sağlanmamış olmasına dikkat çekti.

“Bundan ders çıkarmalıyız. Bu bir daha asla yaşanmamalı. Hem refah devletine ihtiyaç duyanlar hem de refah devletinde çalışanlar için güvenliği sağlamalıyız,” dedi.

Jevnaker konuşmasının devamında dünyada yükselen otoriter yönetimlere de dikkat çekti. Muhafazakâr ve milliyetçi ideolojilerin birçok ülkede eşitlik, kürtaj, cinsel eğitim ve LGBTİ haklarını sınırladığını belirten Jevnaker, kadınlara yönelik şiddetin de artış gösterdiğini söyledi.

Kadınların bedeni ve cinselliği üzerindeki kontrolün artırıldığını, bazı ülkelerde kürtaj ve doğum kontrolüne yönelik yasakların gündeme geldiğini belirten Jevnaker, otoriter yönetimler altında hukuk devletinin zayıfladığını ve bunun kadınlara yönelik şiddetin cezasız kalmasına yol açtığını ifade etti.

“Birileri ‘eşitlik çok ileri gitti’ dediğinde verilecek cevap gür bir hayırdır. İşte bu yüzden bugün buradayız ve işte bu yüzden 8 Mart hâlâ bir mücadele günüdür” dedi.

Konuşmaların ardından katılımcılar şehir merkezinde yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte taşınan pankartlarda kadın hakları ve toplumsal eşitliğe ilişkin çok sayıda slogan yer aldı.

Sloganlar arasında Dünya Sağlık Örgütü’nün önerilerine atıfla kürtajın bir sağlık hakkı olduğu, Suriye ve İran’daki kadınlara yönelik baskılara karşı dayanışma, Filistinli kadınlarla dayanışma, kadınlara yönelik şiddetin sona erdirilmesi, eşit ücret, tam zamanlı çalışma hakkı, kadın sağlığı araştırmalarına daha fazla kaynak ayrılması ve mülteci kadınların haklarının korunması gibi talepler öne çıktı.

Fotoğraflar: Evrensel

Kapak fotoğrafı: Sinan Özbolat/Ekmek ve Gül- Hamburg 


Editörden