GÜNÜN FİLMİ: Vagabond
Özgür bir kadını seyre dalmak ve hikâyesinin çarpıcılığı karşısında oturduğunuz yerde rahatsız olmak, hayatın sertliğiyle karşı karşıya kalmak için izlenmesi gereken filmlerden.

“Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri! Bir başkası olmak süresiz,
Yalnız görmek için yaşamaktır. Köksüz bir ruhu olmak!
Kimseye ait olmamak, kendime bile!
Durmadan gitmek, sonu olmayan bir yokluğun peşinde
Ve ona ulaşma isteği içinde!”
Fernando Pessoa

Bu dünyanın hiçbir yerine ait olmamak ve varoluş sancını beraberinde gittiğin her yere götürmek kokuşmuş hayat düzenine karşı kokmak, düşmek, kalkmak ve ölmek. Yersiz yurtsuz ölmenin ağırlığı olur mu? Bence olmaz. Ardında bir kibrit çöpü bile kalmayacak evrene karşı sürüne sürüne kendini bulmak ve varlığınla başa çıkmaya çalışmanın naçizane gururuyla bile ölür insan.

Düzene karşı gelmiş Fransız sinemacı Agnes Varda’nın kamerasından perdeye dökülen Vagabond (1985) tek başına kendini yollara bırakan bir kadının sancılı hikâyesini anlatıyor. Otostop çekerek, yol üzerinde bulduğu işlerde çalışarak para kazanan Mona’nın yollarda sebepsiz sürüklenişi izleyiciyi de beraberinde götürmeye başlıyor. Filmin açılış sekansındaki ölü bedenin ardında yatan olayları izleyip anlam vermeye çalıştıkça olanlara bir neden bulamayışımız, kurgusunun parçalı oluşu da Varda’nın Yeni Dalga’nın güçlü yönetmenlerinden oluşuyla alakalı olmalı. Bir kadın olarak hiçbir şeyden korkmadan, kaçmadan düştüğü yollar Mona’yı ölüme götürüyor ama o bunu zaten göze almıştı seçtikleriyle.

Vagabond, özgür bir kadını seyre dalmak ve hikâyesinin çarpıcılığı karşısında oturduğunuz yerde rahatsız olmak, hayatın sertliğiyle karşı karşıya kalmak için izlenmesi gereken filmlerden.

Kaynak: FilmHafızası


İlgili haberler
GÜNÜN FİLMİ: Vecide

Suudi Arabistan'da bir kadın yönetmen tarafından çekilen ilk film Vecide, bir kız çocuğunun sınırlar...

GÜNÜN FİLMİ: Frances Ha

Modern zamanlarda tek başına bir kadının hayallerine ne kadar yer vardır? Bu durum gerçekçi midir? H...