Sınıfta da hayatta da bir pusula: Ekmek ve Gül
'Ekmek ve Gül, mesleğimi icra ederken elimde tuttuğum bir pusula gibi bana yön gösteriyor, ama o yolu yürümek bana kalıyor.'

Bir eğitim emekçisi olarak hayatın iki yönünü her gün sınıfta, koridorda, çocukların gözlerinde yeniden görüyorum. Geçim mücadelesi ve insanca yaşama arzusu... Tam da bu yüzden Ekmek ve Gül benim için sadece bir yayın değil; bir bakış açısı, bir dayanışma hattıdır.

Dergiyi bir araç olarak kullandığımı fark ettiğimde, bu benim için bilinçli bir tercihe dönüştü. Çünkü sınıfta müfredatı aktaran bir öğretmenden çok kendini ifade etmeyi, haklarını bilmeyi, düşünmeyi öğreten bir öğretmen olmak istiyorum. Ekmek ve Gül, bana bu yolda yön veriyor.

Benim gibi düşünen, hisseden, mücadele eden insanların varlığını bilmek mesleki tükenmişliğin, umutsuzluğun karşısında güçlü bir dayanak oluyor. Eğitim emekçiliği görünmeyen bir mücadele içerir. Ama bu dergi sayesinde okuduklarımı kendi deneyimimle tartıp, sınıfın gerçekliğiyle karşılaştırıyorum. Bu karşılaştırma beni daha diri, daha mücadeleci bir eğitimci yapıyor.

Her gün karşılaştığım yoksulluk tablosunun münferit olmadığı bariz. Nihayetinde yıllar boyunca geçim mücadelesi veren anneleri, okula aç gelen çocukları görmek durumun sistematik olduğuna işaret ediyor. Ekmek ve Gül okudukça karşılaştığım bu yaşantıların sosyoekonomik, politik arka planına dair daha net bir görüşüm oluştu. Sistemin çıktıları ile her gün burun burunayken bunların sebep-sonuç ilişkisini de oturtabilmek önemli.

Ekmek ve Gül, mesleğimi icra ederken elimde tuttuğum bir pusula gibi bana yön gösteriyor, ama o yolu yürümek bana kalıyor. Ben o yolu, öğrencilerimle birlikte daha adil ve daha güzel bir dünya umuduyla yürümeye devam ediyorum.

Fotoğraf: Thirdman / Pexels


Editörden