İşçi bu yağmurda bir gün işe gitmese ne olur?
‘İşçiye, öğrenciye bu eziyeti yaşatmak neden? Bir işçi fabrikada elektrik akımına kapılsa kim bunun hesabını verecek, çok merak ediyorum.’

Öncelikle bu mektubu öfkeli bir işçi kadın olarak yazıyorum. 15 gün önce İstanbul gibi bir yerde sel felaketi oldu ve hiçbir önlem alınmadı. Okullar tatil edildi ama işçiye tatil olmadı. Patrona sermaye kazandırmak için işçiler çalışmaya devam etti. Dün sabah uyandık, hava çok kötüydü. Her yer sular içindeydi ve yollar kapalıydı. Durakta, bu yağmurda ıslanarak servis beklemek istemediğim için işe babamla birlikte kendi arabamızla gitmeye karar verdim. Ama gidemedim. Yaklaşık iki saat boyunca yolda bekledik. O yolu kullanan herkes suyun içine batıyor ve bir şekilde oradan çıkmaya çalışıyordu işe gidebilmek için.

Çünkü işe gitmezsen günlük ücretin, artı devamsızlık primin kesilecek. Yani bu ne demek oluyor: Aslında bir gün işe gitmezsen iki veya üç günlük ücretin kesiliyor. Ücretin kesildiğinde de o ayın sonunu nasıl getirebileceksin diye bir psikolojiye giriyorsun ister istemez. Ben de o psikolojiye girmemek için hava şartları ne kadar kötü olursa olsun işe gitmeye karar verdim. Ama en sonunda yol çatlamış olduğu için artık zorlamadık. Eğer biz biraz daha ilerleseydik bu sefer de araba bozulacak ekstra masraf çıkacaktık. Bu yüzden babama beni otobüs durağına bırakmasını söyledim. 

İki saat boyunca otobüs bekledim ve amirimi aradım.

“Her yer su sel ve araç geçmiyor. Bugün işe gelemeyeceğim” dedim. Çünkü gitmem imkansızdı ama bana şunu söylediler: “Gelmek zorundasın herkes gecikecek ama gelecekler. Sen de geleceksin.” 

İşe gittiğimde “ Evden daha erken çıkabilirdin, iki saat çalışmadın” dediler. Bunun benim sorunumun olmadığını ve elimde olan bir şey olmadığını söyledim. Durakta beklerken yanımda bir sürü öğrenci vardı. Hepsinin üstü ıslaktı. Küçük bir çocuk o kadar titriyordu ki ben de kabanımı çıkardım verdim çocuğa; üşümesin, hasta olmasın diye. 

Peki soruyorum: İşçiye, öğrenciye bu eziyeti yaşatmak neden? Bir gün de işçi işe, öğrenci okula gitmesin. Hava zaten kötü ve ulaşım rezalet, yollar çöküyor. Öğrenciler zaten küçük, selin ortasında kalıp hayatını kaybetse kim bunun hesabını verecek? Ya da bir işçi fabrikada elektrik akımına kapılsa kim bunun hesabını verecek, çok merak ediyorum. Patron kazansın diye bir işçi ölmek zorunda mı? Biz işçilerin canı neden kıymetli değil diye soruyorum, gerçekten soruyorum.

Görsel: Pendiksondakika

İlgili haberler
Kızım eve nasıl dönecek?

‘Yolların dere olduğunu, alt geçitlerin suyla dolduğunu gördüm. Kalbim sıkıştı, böyle bir görüntü pek çok canı yakacaktı. Arabalar, insanlar sularda sürükleniyordu.'

İstanbul’da selin ortasında kadınların mesaisi sürdü

İstanbul'da dünden beri etkili olan yağışlar sonucu birçok ilçede yollar kapandı, birçok yeri sel bastı. Ancak kadınlar hem dün hem de bugünkü afet koşullarına rağmen mesaide olmayı sürdürdü.

İkitelli’yi yine sel vurdu | ‘Bir şey yapılması için bu hâle mi gelmemiz gerekiyor?’

İstanbul’da selin vurduğu bölgelerden İkitelli’de evlerini su basan mahalleliler, daha önce de derenin sık sık taştığını, defalarca kez belediyeye başvurduklarını ancak adım atılmadığını söyledi.


Editörden