İstanbul'da dünden beri etkili olan yağışlar sonucu birçok ilçede yollar kapandı, birçok yeri sel bastı. Ancak kadınlar hem dün hem de bugünkü afet koşullarına rağmen mesaide olmayı sürdürdü. İstanbul Valiliği bugün için okulların tatil olduğunu ve 8 yaşından küçük çocukları olan kamu emekçisi kadınlar için idari izin ilan edildiğini belirtse de başka bakım sorumlulukları olan, özel sektörde çalışan birçok kadın selde kıyamette, işe gitmek zorunda kaldı.
Sağlık emekçisi kadınlar çocuklarını işe getirdi
İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesinden bir sağlık emekçisi, çalıştıkları katta karşılaştığı manzarayı anlattı. Hemşire odasına girdiğinde birçok kadın hemşirenin çocuğunu yanında işe getirdiğini gördüğünü söyledi. Sağlık emekçisi, “Çocuk arkadaşıyla konuşuyormuş dün. ‘Okullar yarın tatil ne güzel evdeyiz’ diye. Arkadaşımın çocuğu da şu cevabı vermiş, ‘Benim annem, babam çalışıyor. O yüzden iş yerine gitmek zorundayım.’ Çocuklar için bu da kritik. Bir arkadaşın bir buçuk yaşında çocuğu var, zar zor kreşe getirmişler. Birçok sağlık emekçisi kadın da serzenişte bulunuyor ve pandemiyi hatırlatıyor. Diyorlar ki ‘Biz İstanbul’da yaşıyoruz. Ailelerimiz uzakta. Pandemide çocukları zaten gönderdik ailelerin yanına. Biz niye yeniden buna maruz kalıyoruz?’”
Yine aynı hastaneden başka bir sağlık emekçisi kadın ise bugün işe nasıl gittiğini anlattı: “Gaziosmanpaşa’da geliyorum. Saat 6 gibi çıktım evden, 9’da işe gelebildim. Eyüp üzerinden geleyim dedim ama yolda çökme varmış. Sonra tekrar GOP Fatih’e, Fatih’ten de Samatya’ya geldim. Çok ıslandım ve yoruldum. Otobüse ulaşmak için bayağı bir yol yürüdüm. 56 yaşındayım ve dizlerim çok ağrıdı.” Sağlık emekçisi kadınlara bu süreçte izin gibi bir süreç olup olmadığını sorduğumuzda ise, “İzin gibi bir şey söz konusu değil. Eleman sayımız çok az. Dört kişi çalışıyoruz serviste” dedi. Güçlü bir yağmurun böyle bir felakete neden olmasına yönelik ise, “altyapı eksikliği, düzensiz kentleşme” diye yanıt veren sağlık emekçisi kadın evlerinin yakınındaki bir istinat duvarının da çöktüğünü eşinden öğrendiğini belirtti.
Başka iş yerlerinde çalışan kadınlar da neler yaşadıklarını gönderdikleri mektuplarla anlattı.
Halimiz vahim
Selma Çınar
Sultangazi
İstanbul'a yağmur yağdı, olan gene emekçileri oldu Ben Okmeydanı Perpa'da özel bir şirkette çalışıyorum. Akşam saat 4'te izin alarak işten ayrıldım. Okmeydanı Perpa durağına geldim. Yaklaşık 40 dakika otobüsün gelmesini bekledim. 50S geldi, zar zor bindik otobüse. Saat 6'ya kadar Sünnet Köprüsüne kadar geldik. Trafik hiçbir şekilde ilerlemediği için burada inip yağan yağmur altında, her yer göl olmuş şekilde yürüyerek Alibeyköy Metrosuna ulaştık. Yanımızda birçok kadın, erkek, genç, yaşlı, hastaneden dönenler vardı. Hatta bir teyze bayağı bir hastaydı, onun kollarına girerek oraya kadar geldik. Metroya binip Su Deposuna geldim, orada indim. Durak o kadar çok kalabalıktı ki. Araç gelmiyor çünkü arabalar hareket bile etmiyorlar. Oradan da Gazi'nin girişine kadar yürüdüm. 16.00'da çıkıp saat 20.00'da eve vardım. Çalıştığım şirkette de evleri uzak olan arkadaşlarımız saat 11'e kadar şirkette kaldılar. Saat 11'den sonra gitmelerine rağmen biri saat 1'de diğer arkadaşımız da saat 1.30'da evde olmuş. Onlarla konuştuğum zaman İstanbul'un altyapı sorunlarından dolayı böyle olduğunu söylüyorlar. İstanbul'un her yeri betonlaştı, ağaçlar kesiliyor. Belediyelerin yetersizliğinden kaynaklandığını söylüyor başka bir arkadaşımız da. Acaba İstanbul'da deprem olsa ne olur diye düşündüm. Çok vahim halimiz.
Okulu sel bastı, çalışanlar matlarla dışarı çıkarıldı
Okulda çalışan bir kadın
Kemerburgaz
Merhabalar. Öncelikle bütün İstanbul'a geçmiş olsun diliyorum. Dün bir felaketti. Ben bir okulda çalışıyorum. Okula birden su doldu, yan tarafımızdaki dere taşmış, kapıları kapatsak da önüne geçemedik. Her geçen an su biraz daha yükseliyordu.
Sonra itfaiye ekiplerine haber verdik. Çocuklar tabii bu arada çok korktular. Ekipler biraz gecikmeli geldi ama geldiler sonuçta sağ olsunlar. Hep birlikte tek tek çocukları tahliye etmeye başladık. Velilere haber verdik.
Sokağı tamamen su aldığı, dere tamamen taştığı için velilerimiz okula kadar gelemediler, sokağın başında kaldılar. İtfaiye ekipleri, öğretmenlerimiz, personellerimiz, hep birlikte tek tek çocuklarımızı, kucaklarımızda, sapa sağlam bir şekilde velilere teslim ettik.
Öğrenciler gittikten sonra birinci kat neredeyse tamamen suyla dolmak üzereydi. Biz çıkamaz duruma geldik. Ekipler bizi gondol gibi bir şeylerle, matlarla onların üzerine oturtarak çıkarttılar.
Çok korkunç bir durumdu.
Sonunda çıktık yola, yola çıktık fakat bir türlü gidemiyoruz, arabalar hareket edemiyor. Ben kendi aracımla dönmeye çalışıyorum. Gaza bastıkça araba sağa sola dönmeye başladı. Tabii korktuk.
Ben Alibeyköy tarafına döneceğim fakat dönen yolları kapatmışlar, borular patlamış Kemerburgaz'ın içerisinde. Tekrar bizi Göktürk tarafına döndürdüler. Göktürk'ten otobana çıkmaya çalıştık ama Göktürk'te ilerlemek mümkün değildi. Çok yavaş yavaş bir şekilde, iki saatte falan Göktürk'e anca çıkmışımdır.
İlerledikçe trafik kilitlendi. Kontağı kapatıp oturmam gerekiyordu. Öyle bir durumdu. Freni çektim oturdum arabada. Saat 4’te çıktık okuldan, saat 8’de eve gelebildim.
Herkese geçmiş olsun diliyorum.
Evi lağım suyu bastı, iş yeri işe gidemediği için maaşından kesecek
Orhangazi Mahallesi-Pendik // İstanbul
Kemikli Dere yatağına yapılmış bir evde yaşıyorum. Dün yağmurun ardından lağım suyu geri bastı ve ev lağım suyuyla doldu. Evimiz kullanılmaz halde. Gecenin geç saatlerden beri Pendik Belediyesi, İSKİ, Kaymakamlık, her yeri aradık. Gelen giden yok. Yarın geleceklerini söylediler. Güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum. İş yerinden izin almak zorunda kaldım ev bu hale gelince. Gelmediğim günün maaşımdan kesileceği söylendi.
'İşten eve 11'de döndüm'
Okulda çalışan bir kadın
Sultangazi
Dünkü yaşanan felaketten biz de nasibimizi aldık. Dün sabah sekizde durağa indiğimde bayağı bir insan kalabalığı vardı. Sonra yüz elli üç arandığında otobüsün güzergahının değiştiğini öğrendik. O kadar insan yağmurun altında mağdur kaldık. Geri yürüyüp metroyla geçmeye çalıştım. Kazım Karabekir'den indim metrodan. Sonrası daha felaketti. Ne araba ilerliyor, trafik kapalı, yağmur yağıyor, otobüs yok, minibüs yok. Kazım Karabekir'den Yunus Emre'ye kadar yürümek zorunda kaldım. Haliyle işe de geç kaldım.
Benim gibi diğer arkadaşlar da işe geç kalmıştı zaten. Çıkış ayrı bir felaket. Bir dakikalık yolu kırk dakikada ilerleyemedik. Kuruma geri döndük. 10'a kadar mecburen kurumda kaldık. Sonrasında yola çıktık. Çünkü Alibeyköy tamamen kapalı. Baraj yolu tamamen kapalı su altında. Hiçbir şekilde çıkamadık.
11 gibi eve vardım. Bizimle birlikte yola çıkan arkadaşların çoğu yolda kalmış. 10'da, 11'de eve giden arkadaşlarımız olmuş. Servisimiz yolda kalmış. Bir diğer servisimiz Ayazağa'ya gidiyordu. Ayazağa zaten batmış vaziyette. Her taraf balçık. Arabalar su altında. Servis en son görüştüğümüzde 9 gibi hala öğrencilere bırakamamıştı. Veliler çok endişelenmiş. Takviye gönderilmiş. Başka bir arabayla öğrenciler alınsın diye. Bu şekilde çok kötüydü yani.
İhtiyaç mazeret değil, kalıcı çözümler
Aynur Yeşilköy
İstanbul’da dün yağan yağmur, hepimizin bildiği o acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı: Bu şehir, en sıradan doğa olayı karşısında bile kilitleniyor. İşten çıkıp eve ulaşmam tam üç saat sürdü. Bu süre yalnızca bir trafik sorunu değil; kent planlamasının ve kamu hizmetlerinin ciddi bir yönetim sınavıdır.
Kilitlenen yollar, çaresizce bekleyen insanlar ve saatlerce süren keşmekeş... Bu şehirde ilk kez yağmur yağmıyor. Yağmur da sağanak da sürpriz değil. Asıl şaşırtıcı olan, her yağışta aynı çileyi milyonlarca insanın tekrar tekrar yaşamak zorunda kalmasıdır.
Çağdaş şehircilik; riskleri öngörmek, altyapıyı güçlü tutmak ve hayatın durmasını önlemektir. Trafikte kaybolan saatler; stres, yorgunluk ve çalınan zaman demektir. Vatandaşın beklentisi yağmurun yağmaması değil, yağdığında şehrin felç olmamasıdır.
Sorun doğanın kendisi değil, hazırlıksızlık ve yetersiz altyapıdır. İstanbul’un ihtiyacı yeni mazeretler değil, kalıcı çözümlerdir.
İstanbullular artık yağmurun ne zaman dineceğini değil, bu çilenin ne zaman biteceğini bilmek istiyor.
Fotoğraf: DHA
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















