Bu mektubu size, gerçekten çok yoğun duygular içerisinde; geçen zaman zarfında birçok haksızlığa uğramış bir kadın, bir kamu görevlisi ve her şeyden önce bir anne olarak yazıyorum. 2013 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hizmet etmeye gayret gösteren bir kadın olarak resmi bir kurumda görev yapmaktayım. KPSS başta olmak üzere, görevde yükselme sınavını da başarıyla kazanmış; görevine atamayla değil, liyakatle gelmiş bir kamu görevlisiyim. Geleceğimizin mimarı olan gençlerimize, yurt müdür yardımcısı olarak hizmet ediyordum. Bu görevdeki en büyük gayem; anne ve babalarından, sevdiklerinden uzakta yükseköğrenim hayatlarını sürdüren gençlerimize bazen bir abla, bazen bir arkadaş, bazen de sorumluluk sahibi bir yönetici olmaktı. Ancak yaşadığım bir olaydan sonra, bir kadın ve bir anne olarak neler çektiğimi bir Allah bilir; bir de o süreçte her anıma şahit olan 12 yaşındaki kızım, annem ve babam… Bu mektubu kaleme alırken sadece yaşadıklarımı ifade ederek sesimi ve adalet arayışımı duyurma ihtiyacı hissetmekteyim.
3 Şubat tarihinde, mevcut Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürü A.E., görev yaptığım kız yurduna kahvaltıya geldi. Bir gün öncesinde, yurt idaresi tarafından il müdürünü kahvaltıda ağırlamak amacıyla personelden para toplandı. Kahvaltıya ilişkin olarak da kendisinin bazı talepleri olduğu ifade edildi. Bir devlet kurumuna yakışmadığını düşündüğüm bu organizasyona katılmayı uygun bulmadım. Daha sonra, Gençlik ve Spor Elazığ İl Müdürünün, kahvaltıda neden bulunmadığımı Yurt Hizmetleri Müdürüne ve yurt müdürüne sorduğunu öğrendim. Akabinde, yurt müdürünün odasına çağrıldım. Bana kahvaltıya neden katılmadığım soruldu. Niyetli olduğumu ifade ettim. Bunun üzerine bana yüksek sesle “Yalan söylüyorsun” diyerek itham etti. Odada bulunan iki müdürün yanında, bana yönelik sert tavrını sürdürdü. Ardından masanın üzerinde bulunan su şişesini bana fırlattı, ayağa kalkarak üzerime yürüdü ve darp ederek hakaretlerde bulundu. Ben de derdest edilerek odadan çıkarıldıktan sonra 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak darba maruz kaldığımı, polis ekiplerinin gelmesini istediğimi bildirdim. Hukuki mevzuata uygun şekilde, polis eşliğinde hastaneye giderek darp raporumu aldım. Benim polisi aradığım bilgisi üzerine İl Müdürü de mevzuata uygun olmayan bir şekilde kendi makam aracıyla giderek darp raporu almıştır. Daha sonra hakkımda gerçeği yansıtmayan bilgiler verilerek açığa alınmam sağlanmıştır. Üç ay süreyle görevden uzaklaştırılıp ve açığa alındım.
Olaylar yalnızca bununla sınırlı kalsaydı, belki de buna şükredecektim. Ancak bundan sonrasında yaşadıklarım, gerçekten bir kadının bir annenin başına gelebilecek en ağır süreçlerden biri olmuştur. Evimde annemin, babamın ve kızımın yüzüne bakarak “Ben masumum” demenin ağırlığını ve bunun ruhumda açtığı yaraları tarif edebilmem mümkün değildir. Bu olayın hemen ardından, Gençlik ve Spor İl Müdürü A.E.’ye ait olduğu belirtilen ses kayıtları bazı sosyal medya hesaplarında yayımlanmıştır. Söz konusu ses kayıtlarında bana yönelik küfürler ettiği, beni darp ettiğini ifade ettiği ve yanında bulunan kişilerin de yalancı şahitlik yapacaklarını açık ve net bir şekilde söylediği duyulmaktadır.
Birkaç hafta sonra ise hakkımda herhangi bir suç isnadı ve somut bir delil bulunmamasına rağmen, savcılık talimatıyla evime şafak operasyonu düzenlenmiştir. Yaşlı anne ve babam sabahın erken saatlerinde uyandırılmış, kızımın gözleri önünde elektronik cihazlarıma el konulmuş ve polis eşliğinde önce hastaneye, ardından adliyeye sevk edilmişimdir. Hakkımdaki suçlamaları öğrenmeyi beklerken, “Amirine karşı neden saygısız davranıyorsun?” şeklinde nasihatlerde bulunulmuş ve sonrasında serbest bırakılmışımdır. Tüm bu süreç devam ederken, eş zamanlı olarak yerel basında çeşitli programlar ve haberler yapılmış, kamuoyunda kendisine ait ses kaydının yapay zekâ ile oluşturulduğu ve bu ses kayıtları üzerinden kendisini karalamaya çalışan kişinin ben olduğum yönünde bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Hakkımda suç isnat edilmeye çalışılarak, ters kelepçe ile adliyeye götürüldüğüm ve tutuklandığım yönünde haberler yaptırılmıştır. Ancak devletimizin resmî kurumları tarafından yapılan incelemelerde hakkımda herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili kurumları tarafından yapılan kriminal incelemelerde ise internette dolaşan ses kaydının Gençlik ve Spor İl Müdürü A.E.’ye ait olduğu resmî olarak tespit edilmiştir. Tüm bu yaşananlarla nüfuzunu kullanarak yürütülen soruşturmayı etkilemeye çalışmıştır. Ve gelinen neticede bunu başarmıştır. Bu konuda, hakkımda yürütülen idari soruşturmada tarafıma kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. Ancak soruşturma kapsamında alınan tanık ifadelerinde, İl Müdürü A.E.’ye saldırıda bulunmadığım; aksine diğer müdür tarafından derdest edilerek odadan çıkarıldığım açıkça kayıt altına alınmıştır. Söz konusu tespitlere karşın A.E. hakkında tarafımca yapılan suç duyurusu kapsamında, olayın adli boyutunun değerlendirilmesi sürecinde, darp raporumun kesinlikle dikkate alınmadığını ve “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde bir karar verildiğini öğrendim. Elazığ Valiliği tarafından yürütülen idari soruşturmada ise tanık beyanları ve dosya kapsamındaki değerlendirmeler sonucunda, benim herhangi bir saldırı eyleminde bulunmadığım açıkça ortaya konulmasına rağmen, aynı süreç içinde karşı tarafın başlattığı hukuki sürecin kabul görmesi, içimde adalet duygusunun derinden kırılmasına neden olmuştur. Tüm bu çelişki, bir kadın kamu görevlisi olarak maruz kaldığım şiddet iddiaları yeterince araştırılmadan ve bütün yönleriyle ele alınmadan sonuçlandırılmaya çalışılmıştır. Bu durum, yalnızca hukuki değil, vicdani olarak da onarılması zor bir yara bırakmıştır. Yani hem hakarete uğradım, hem darp edildim, hem kamuoyu önünde itibarsızlaştırıldım.
Yaşadıklarım yetmezmiş gibi resmî bir görevi olmamasına rağmen, Elazığ Jandarma Alay Komutanlığında görevli bir kişi tarafından gayriresmî şekilde eşimle birlikte görüşmeye çağrıldım. Burada eşimi ve beni baskı altına almak adına resmî olmayan bir sürecin içine çekilmek istendiğimi düşündüm.
Tüm bu süreçte yaşadığım olaylar yalnızca Elazığ’daki görevimle sınırlı kalmamış; devam eden idari ve adli gelişmeler ile birlikte daha da ağırlaşmıştır. Nitekim, ses kayıtlarında Gençlik ve Spor İl Müdürü A.E.’nin ifade ettiği şekilde Bakanlık talimatıyla Elazığ’dan Siirt iline tayinim gerçekleştirilmiş, ancak bu durum fiilen bir sürgün niteliği taşımıştır.
Maruz kaldığım sistemli zulüm yalnızca idari ve mesleki boyutuyla sınırlı kalmamış, zamanla benim için çok daha ağır bir insani yük haline dönüşmüştür. Yaşadıklarımın etkisi sadece görev yerimle ya da mesleki geleceğimle sınırlı kalmamış; aile hayatımı, psikolojik dayanıklılığımı ve en çok da bir anne olarak varoluşumu derinden sarsmıştır. Öyle ki, maruz kaldığımı düşündüğüm bu süreç, beni hayata tutunma gücümü sorgular hale getirecek bir noktaya taşımıştır. Ben, bir asker eşi olarak kızıyla birlikte yaşam mücadelesi veren bir anneyim. Önce hakarete uğradım. Ardından darp edildim. Sonrasında itibar suikastına maruz bırakıldım. Yetmedi; gelecekteki kariyerimin önünün kesilmesi adına İl İdare Kurulu tarafından cezalandırıldım. Bununla da kalınmadı; daha ağır bir bedel ödemem istenircesine, Bakanlığımız tarafından Siirt iline gönderildim. Cep telefonumda herhangi bir suç unsuruna rastlanmamasına rağmen ceza aldım. Darp raporuyla şiddete uğradığım belgelenmiş olmasına rağmen valilik tarafından açığa alındım. Ses kaydında her şeyi itiraf etmesine rağmen, Gençlik ve Spor İl Müdürü görevine devam ederken ben Siirt iline gönderildim. Ne yazık ki tüm bunları kamuoyuna aktarmak istediğimde, basın mensuplarından yeterli desteği göremedim. 2-3 yayın kuruluşu dışında hiç kimse benim açıklamalarımı alma gereği dahi duymadı. Ve ben 12 yaşındaki kızım olmasaydı, belki de bugün haber sitelerinde “intihar eden bir kadın” olarak yer alacaktım. Ben ayrıcalık değil, adalet istiyorum. Bir anne olarak kızımın gözlerinin içine bakabileyim; bir kamu görevlisi olarak yıllarca emek verdiğim mesleğimin onurunu koruyabileyim; bir kadın olarak da uğradığımı düşündüğüm haksızlıkların araştırılmasını talep edebileyim istiyorum.
Görsel: Canva
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















