Başak Gürkan ve birkaç gün önce Aynur Ekici… Semtimizde katledilen iki kadın. Bu olaylar bende büyük bir öfke ve isyan duygusu yaratıyor. Çünkü biz kadınlar hâlâ en temel hakkımız olan yaşam hakkı için mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz. Sokakta yürürken, eve dönerken, kendi hayatımızla ilgili kararlar alırken korkmak istemiyoruz. Sürekli kendimizi korumaya çalışmak, hayatımızı korkular üzerinden kurmak zorunda değiliz.
Ben 35 yıldır aynı mahallede, aynı sitede yaşıyorum. Burada büyüdüm, kendimi güvende hissettim. Ama bugün eve girene kadar içimde bir korku taşıyorum. Bunun nedeni yalnızca yaşanan cinayetler değil; kadınları erkeklerle eşit bireyler olarak görmeyen, şiddeti önlemeyen, failleri yeterince cezalandırmayan ve kadınların şikayetlerini görmezden gelen bir düzen. Yıllardır yaşadığım sokaklar ıssızlaştı, sokak ışıklandırmaları yetersiz. Sokaklarda gündüz vakti dahi uyuşturucu satıldığını gördüm. İşten geç saatte dönüyorum ve yanımdan biri geçse dahi tedirgin oluyorum. Çünkü yardım istediğimde kimsenin gelmeyeceğini düşünüyorum. Her gün Başak’ın evinin önünden geçiyorum ve bir gün o fotoğraflarda olmak imkansız gelmiyor.
Kadına yönelik şiddeti bireysel bir mesele olarak ele alamayız. Kadınların şiddet gördükleri evlerden ayrılamamalarının arkasında ekonomik güvencesizlik, yoksulluk, işsizlik, barınma sorunu ve çocuk bakımının kadınların omuzlarına yüklenmesi var. Bir kadının gidecek yeri, düzenli geliri, çocuğunu bırakabileceği bir kreşi yoksa şiddetten uzaklaşması da zorlaşıyor. Bu nedenle kadınların ücretsiz hukuki desteğe, sığınma evlerine, kreşlere, güvenceli işlere ve etkin koruma mekanizmalarına erişmesi gerekiyor. Elbette yerel yönetimler de bu konuda sorumluluk almalı.
Kadın dayanışmasını çok önemsiyorum. Bir kadın şiddet gördüğünde neden ayrılmadığını, neden sustuğunu sorgulamak yerine yanında durmalıyız. Mahallelerde kadınların bir araya gelebileceği, birbirini dinleyebileceği, haklarını öğrenebileceği ve dayanışabileceği alanlar yaratmalıyız. Çünkü bizi yalnızlaştıran bu düzene karşı birbirimizin sesini duymak, birbirimize sahip çıkmak ve birlikte mücadele etmek zorundayız. Biz sadaka değil hak, vaat değil güvence, teselli değil adalet istiyoruz. Kadınların korkmadan, özgürce ve eşit yaşayabildiği bir hayatı kurmak mümkün. Bunun için birbirimize tutunmalı, dayanışmamızı büyütmeli ve mücadeleden vazgeçmemeliyiz.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















