Faşizme karşı desenler: Kathe Kollwitz’in kalemiyiz!
Kimi zaman çocukların “ekmek” diye bağırışı yükselir gravürlerinden, kimi zaman bir annenin ölü çocuğunun çıplak bedenini sararkenki acısını çarpar suratınıza... “Artık kimse savaşta ölmemeli”

Almanya'da 20. yüzyıl başlarında ekspresyonizm (dışavurumculuk) akımı her yanı sarmaktaydı. Hiç bir ekole üye olmayışına karşın içerik ve üslup açısından bu akım içerisinde değerlendirilen Kathe Kollwitz'i diğerlerinden ayıran şey ise renkten uzak kalışıdır. Savaş, yoksulluk, sınıf mücadelesi ve kadınlar gibi acıyla yoğrulmuş temaları yalnızca siyah ve beyaz kullanarak anlatır. Ağırlıklı olarak gravür ( baskıresim) çalışan sanatçının çok sayıda desen, afiş ve heykel çalışmaları da mevcuttur.


Kathe Kollwitz imparatorluk döneminin yasal sistemine hizmet vermemek için avukatlık mesleğinden vazgeçerek duvar ustası olan babası aracılığıyla işçi sınıfını tanımaya başlar. Evlendikten sonra Berlin'in Kuzey Doğu tarafında işçi sınıfının yoğun olduğu bir bölgeye yerleşir. Burada geçirdiği yıllarda günlüğüne şunları yazar Kollwitz: “Ancak çok daha sonra, özellikle eşim kanalıyla, proletarya yaşamının derinliklerinde yatan zorluğu ve trajediyi tanıyıp öğrendikçe ve yardım amacıyla eşime gelen hastalardan bu arada bana da uğrayan kadınları tanıdıkça proletaryanın yazgısı bütün gücüyle beni etkisi altına aldı. Fuhuş, işsizlik gibi çözüm bekleyen problemler bana acı veriyor ve bende huzur bırakmıyordu. Bütün bunlar, halkın alt tabakasını tasvir etmede böylesine bağlanmama neden olurken, sanatsal çalışmalarımda da bu konuları işlemek için hayata katlanma imkânı sağlıyordu.”


ARTIK KİMSE SAVAŞTA ÖLMEMELİ
Sanatın sosyal değişim için gerekliliğini savunan sanatçı hayatı boyunca sanatı aracılığıyla haksızlıklarla, eşitsizliklerle ve adaletsizliklerle mücadele etmiştir.
Bir gün aldığı bir haberle bütün hayatı alt üst olur Kollwitz'in: “30 Ekim 1914 cuma günü oğlunuz şehit düşmüştür.” Savaşta ölmenin anlamsızlığı düşüncesi savaş karşıtı bir mücadeleye dönüşür. Bu süreçte sanatçı Richard Dehmel'in 1918'de yaptığı “Dayanın!” çağrısına açık bir mektubuyla, “Artık kimse savaşta ölmemeli” diyerek tepkisini ortaya koyar. Erkeklerini savaşa göndermekten onur duyan kadınların var olduğu bir toplumda Kollwitz’in açıklamaları bomba etkisi yaratır. Ama sadece açıklamaları değildir insanları etkileyen; resimleriyle ifade eder savaşın anlamsızlığını ve acılarını. Oğlunu kaybetmiş bir annenin mücadelesini ciddiye almasalar da inatla mücadelesine devam etmiştir Kollwitz. Oysa ki Kollwitz’in mücadelesinin tek nedeni oğlunu kaybetmiş oluşu değildi. O en başından beri toplumsal konulara duyarlılığıyla ön plana çıkmış bir sanatçıydı.


HİTLER'İN "DEJENERE SANAT" İLAN ETTİĞİ VE YASAKLADIĞI ESERLER...
Anne çocuk ilişkisi üzerinde kadına dair bir çok soruna işaret eder Kollwitz. Bu sorunların başında da kürtaj yasası gelir. Günümüzde bizimde çok yabancı olmadığımız bir konu bu. Devletin bedenimiz üzerinden siyaset yapmasının iğrençliğine bugün bizler maruz kalmaktayız.
Weimar Dönemi’nde ise kadının birey olma mücadelesindeki bir çok olumlu kazanımları olmasına karşın kısıtlamalar ve baskılar o dönemde de devam ediyordu. 1918 Alman Anayasası'nın 218. maddesi, kürtaj ve hamileliği önleyen aletlerin kullanımını yasaklamıştı. Alman Komünist Partisi 218. maddenin kaldırılmasını için mücadele vermiştir. Kadınların bedeni üzerinde hiç kimsenin söz sahibi olamayacağının ayırdında olan Kollwitz, kürtaj yasasına karşı duran “Die İnternational” adlı gazetede resimler yapmıştır.
Hitler döneminde eserleri dejenere sanat olarak addedilir ve yasaklanır.
Herşeyden önce devrimci bir kadın, bir anne,bir sanatçı ve insan olarak topluma karşı görevlerini fazlasıyla yerine getirmiştir ve tarihe adını yazdırmıştır Kathe Kollwitz.


Kate Kollwitz, Ölü çocukla kadın
Desen, 1903
Oturmuş, bağdaş kurmuş bir kadın çocuğun çıplak bedenini sarmakta
Çocuğunu kaybeden kadın her şeye rağmen güçlüdür
Gölgede kalan kadının elindedir ölü çocuğun yüzü
Çocuğun yüzüne vuran ışık onu alıp gidecek gibidir



İlgili haberler
Savaş kıskacında kadınlar

Feminist Akademisyen Cynthia Enloe savaşın kadınlar üzerindeki etkilerini ve ataerkinin kadınlara bi...

Nazilerin korkulu rüyası ‘Gece Cadıları’

Hepsi 20’li yaşlarında gencecik kadınlar. Ölüm kusan savaşın ortasında uçaklarıyla Nazileri canından...

GÜNÜN KİTABI: Sakindi oranın şafakları

Savaşın insan doğasına, özellikle de kadın doğasına ne kadar zıt olduğunu, ama aynı zamanda faşizm k...