Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) “Şüpheli Kadın Ölümlerini Karanlıkta Bırakmayacağız” diyerek 2026 yılı 6 aylık verilerini İstanbul Beyoğlu’nda basın toplantısı ile açıkladı. Yakınlarının ölümünü aydınlatmaya çalışan aileler de basın toplantısına katıldı. Kadın örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de basın toplantısını izledi.

Açılış konuşmasını yapan Gülsüm Kav, “Normalde şüpheli ölümleri devletin aydınlatması gerekir. Bizim ülkemizde şüpheli ölümleri aydınlatma görevini aileler yapmak zorunda kalıyor. Şüpheli ölüm dosyaları araştırılmadan hızla kapatılıyor. Şüpheli ölüm hızla yarışmak demektir. Deliller beklemez, o deliller ortadan kalktığında ikincil delillerle ilerlemek çok daha zor oluyor. İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekildikten sonraki süreçte bir şey değişmeyeceğini söyleseler de çok şey değişti. Kadınlar şiddetten korunmuyorlar. Eşitliğe savaş açıldı. Kadın, LGBTİ örgütleri hedef haline getirildi. Şüpheli ölümlerdeki artış da bu tablonun bir sonucu” dedi.

Gülsüm Kav
Şüpheli kadın ölümleri kadın cinayetlerini geçti
KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, 2026 yılı ilk 6 ayı kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri verilerinden bahsetti. Ataselim’in açıklamalarına göre 2026 yılının ilk 6 ayında 150 kadın cinayeti, 151 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. 150 kadının yüzde 43’ü evli oldukları, yüzde 7’si boşandıkları erkekler tarafından öldürüldü. Öldürülen kadınların yüzde 61’i evlerinde, yüzde 52’si ateşli silahlarla öldürüldü. Ataselim, bu üç gerçeğin yani kadınların en çok evli oldukları erkekler tarafından, evlerinde, ateşli silahlarla öldürüldükleri gerçeğinin yıllar içerisinde değişmediğini söyledi. “Kutsal aile söylemleriyle gerçekleri örtemezsiniz. Gerçek bu verilerde” diyen Ataselim, öldürülen 8 kadının koruma kararı olduğunu bildiklerini de ekledi. Bunu şöyle açıkladı: “Kadınlar şiddete sessiz kalmıyor, sessiz kalan kadınları koruması gereken kamu kurumları.”

KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim
'Dosyalar etkin soruşturma yürütülmeden kapatılıyor'
Ataselim yıllar içerisinde değişenin ise şüpheli kadın ölümlerinin kadın cinayetleri sayısını geçmesi olduğunu ancak bunun yetkililerin gündeminde olmadığını vurguladı.
Şüpheli kadın ölümlerinin yüzde 61’inde ölüm nedeni tespit edilemedi, yüzde 92’sinde şüpheli ile yakınlığı tespit edilemedi. Şüpheli kadın ölümlerinin yüzde 16’sı yüksekten düşme, yüzde 11’i ateşli silah olarak ölüm nedenleri kayda geçti. Şüpheli ölümlerin yüzde 64’ü evde gerçekleşti. Ataselim, pek çok bilginin tespit edilememiş olmasının nedeninin, dosyaların etkin bir soruşturma yürütülmeden kapatılması olduğunu söyledi.
Raporda başka hangi veriler var?
-Geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün kadın cinayeti olduğunun ortaya çıktığı belirtiliyor. Bunun, etkin ve ısrarlı soruşturma sonucu gerçeğin açığa çıkarılıp faillerin tespit edilebilir olduğunu gösterdiği raporda ifade ediliyor.
-2026 yılının ilk 6 ayını kapsayan rapora göre öldürülen kadınların 10’unun 25 yaşından küçük. En az 9 kız çocuğu öldürüldü. Öldürülen kadınların yüzde 7’si 65 yaş üstündeydi.
-En az 15 kadın adli sicil kaydı olan erkekler tarafından öldürüldü.
-10 kadın akrabası, 9 kadın babası, 6 kadın oğlu, 2 kadın ise kardeşi tarafından öldürüldü.
Raporun tamamını okumak için TIKLAYIN
Adalet Bakanlığından Aysun Yıldırım dosyasına ret yanıtı
Adalet Bakanlığının şüpheli ölümleri soruşturacağını öne süren dairesinin nasıl işleyeceğini takip edeceklerini belirten Ataselim, “Yetkililer, intihar ve kaza diyerek üstü kapatılmış dosyaları da bu kapsamda ele alacak mısınız? Peşinde ve takipçisi olacağız” dedi.
Basın toplantısında, Adalet Bakanlığının Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmelerin ardından kurulduğunu duyurduğu Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına kendi dosyalarıyla başvurduklarını açıklayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), başvurulara ilişkin ilk yanıtlardan birinin Aysun Yıldırım dosyasında geldiğini duyurdu. Platformun aktardığına göre, 24 Haziran'da gönderilen yanıtta 28 Şubat 2018'de İstanbul'da çalıştığı binanın 3. katından şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden Aysun Yıldırım dosyasına ilişkin başvuru, “bir suç işlendiği kanaatine varılmadığı” gerekçesiyle reddedildi.
Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım da basın toplantısında söz alan yakınlardan biriydi. Aysun Yıldırım’ın annesi, kızının katledildiğini ve intihar süsü verildiğini belirtirken ilk soruşturma dosyasının hiç araştırılmadan kapatıldığını belirtti. İkinci dosyalarının da takipsizlik kararıyla tekrar kapatıldığını belirten Hüsniye Yıldırım, kızının sağ elinde 3 tırnağında DNA çıktığını, şüphelinin 2019 yılında tutuklanıp 2020 yılında serbest bırakıldığını, şüphelinin Aysun Yıldırım ile cinsel ilişki yaşadığı iddiasının adli tıp tarafından çürütüldüğünü söyledi. Hüsniye Yıldırım, “Savcı ifademi almayı kabul etmedi. Neden etkin soruşturma yapılmıyor? Mülk adaletin temeli oldu bizim ülkemizde. Komisyon bizi reddetti. 2 defa dosyayı kapatan adliyeye gönderildi dosyamız. 3 senedir Anayasa Mahkemesinde dosya incelemede. İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede feshedenler benim kızımın dosyası 3 yıldır incelemede bırakıyor” diye konuştu.
Etkin soruşturma yok, aileler yas dahi tutamıyor
Yutkunarak, duraksayarak ve zaman zaman gözyaşları içinde konuşan, şüpheli ölümlerde ve kadın cinayetlerinde yaşamını yitiren kadınların yakınları ortak bir noktaya dikkat çekti. Yakınlarının ölümlerinin etkin şekilde soruşturulmadığını belirten aileler, adaletin peşinden kendilerinin koşmak zorunda kaldığını, soruşturmaların ilerleyebilmesi için sürekli delil topladıklarını ve yaslarını dahi tutamadıklarını anlattılar.

Soldan sağa: Havin Aşkan’ın abisi Bedirhan Aşkan, Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer, Mekiye Akyel'in ablası Halime Pilgir, Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım
'Gizlilik kararının ardından soruşturma dosyasının boş olduğunu gördük'
24 Aralık 2024 tarihinde İzmir’de evde şüpheli şekilde ölü bulunan Havin Aşkan’ın abisi Bedirhan Aşkan, Havin’in bulunduğu evde keşif yapılmadığını, gizlilik kararının ardından dosyanın içinin bomboş olduğunu, tırnaklarında DNA bulunmasına rağmen yetersiz bulunduğunu söyledi. Havin’in ölümünde evli olduğu uzman çavuş İ.T. hakkında aile suç duyurusunda bulunmuştu.
'Çocuğumun katledilip sarıldığı halı benim elimde'
İstanbul’da 7 Haziran 2024’te denizde elleri ve ayakları bağlanmış halıya sarılı halde ölü bedeni bulunan Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer, “Bizim uğraşımız adaletle. Benim çocuğumun katillerinin yarısı dışarıda, katledilip sarıldığı halı benim elimde. O halı benden ne zaman alınacak diye soruyorum. Bunu sormaktan asla vazgeçmeyeceğim” dedi. Ayşe Tokyaz cinayetinde failin daha önceden Ejegül Ovezova’nın ölümünden de sorumlu çıktığını hatırlatan Sezer, Ejegül’ün ölümü soruşturulsaydı Ayşe’nin öldürülmeyeceğini belirtti. “Bizim çocuklarımızın adaleti yerde kalamaz. Bugün cezaevinden bir tutuklu nasıl kaçıyor ve elini kolunu sallayıp uyuşturucu ticareti yapmaya devam edebiliyor?” diye sordu. Anne Gülizar Sezer adalet arayışını sürdüreceğini vurgulayarak, davanın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istiyor.
'Kardeşim için adalet sağlanana kadar durmayacağım'
Siirt'te 2024 yılında kaybolan Mekiye Akyel'in ablası Halime Pilgir, “Siirt’te paramparça edilip yakılan bir kadının ablasıyım. Sürekli tehdit ediliyorum. Cansız bedeni hâlâ bulunmadı, yakıldıktan sonra kemikleri nereye attığını bilmiyoruz. Tehdit ne kadar ederlerse etsinler umurumda değil. Bu derin acıyı ifade etmek çok zor. Kardeşimin hakkı alınana kadar durmayacağım” diyerek adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceğini bir kere daha duyurdu.
'Başıma bir şey gelirse intihar etmedim' ses kaydına rağmen dosya kapatıldı
İstanbul’da 2021 yılında evlerinin çatı katında şüpheli şekilde ölü bulunan Eda Küçükbaltacılar’ın annesi Naciye Küçükbaltacılar 5 yıldır yasını yaşayamadığını söyledi. “Dosyam kapatıldı. 10 yıl anne olmak için uğraştım. Sadece 23 yıl anne olabildim. Hak mücadelesi peşinde koşuyoruz” dedi. Kızının dosyasının da 3 yıldır Anayasa Mahkemesinde beklediğini belirten Küçükbaltacılar, “2 dosyanın birleştirilmesi 3 yıl mı sürer? Kızım arkadaşına sesli mesaj göndermiş ‘Erkek arkadaşımla görüşmeye gidiyorum, başıma bir şey gelirse intihar etmedim’ diyen ses kaydı atıyor” dedi.

Soldan sağa: Eda Küçükbaltacılar’ın annesi Naciye Küçükbaltacılar, Duygu Bölükbaş’ın annesi Nuriye Bölükbaş
'Sanıklar neden korunup kollanıyor?'
Antalya’da 22 yaşında ölü bulunan Duygu Bölükbaş’ın annesi Nuriye Bölükbaş, delil yetersizliği ile dosyanın kapatıldığını söyleyerek sözlerine başladı. “Herkes beyaz gömlekler giymişti mahkemede ve gözümün içine baka baka beraat ettirdiler” diyen Bölükbaş, “Sağlığımdan oldum ama son nefesime kadar mücadele edeceğim. Biz aileler yaşamıyoruz, sadece nefes alıyoruz. Ve o cani sadece imza ile serbest bırakıldı. Sanıklar neden korunup kollanıyor? Bana iftira atılıyor, ben dava açamıyorum, o neden tanığa, bize dava açabiliyor? Kızımı bıçakla darp ettiğine dair görüntüler var. Bu da mı suç değil? Çarşafta bir düğüm yok. Düğüm olmadan kızım kendini nasıl asabilir?” sorularını sordu.
'Biz mi savcı, hakim, doktor olalım?'
15 Temmuz 2025 tarihinde evinde şüpheli şekilde ölü bulunan Elif Özkan’ın abisi Orhan Karadağ, Elif’in ölümünün üzerinden tam bir yıl geçmesine rağmen soruşturma dosyasının kapalı olduğunu söyledi. Dosyanın açılıp Elif’e ne olduğunu öğrenmek istediklerini belirten Karadağ, “Ellerinde, kollarındaki tutma izlerini inceleyen kurumlar görmedi mi? Biz mi savcı, hakim, doktor olalım? Olduk zaten” dedi. “Elif neşe kaynağımızdı. Haberlerde ilk bunalım geçirdiğini yazdılar. Biz ulaşınca hemen değiştirdiler. Bu yanıltma tüm resmi kurumlara yansıdı. Katiller ve onlara destek olanlar cezalandırılana kadar durmayacağız” diye ekledi.

Elif Özkan’ın abisi Orhan Karadağ ve Ceren Ünal’ın annesi Yurdagül Doğan
Delil var, etkin soruşturma yok, yargılama yok
2021 tarihinde Ankara’da evinin banyosunda şüpheli şekilde ölü bulunan Ceren Ünal’ın annesi Yurdagül Doğan, kızının ölümüne intihar dendiğini ancak intihar olmadığını söyledi: “O gün saçını boyamış, yemek yapmış. Bulunduğunda iki ayağı da yerde. Evde raporlu dinlenmede. Patronuyla konuşuyor ertesi gün geleceğini söylüyor. Ertesi günü için arkadaşıyla konsere gitme planı yapıyor. Bir gün önce babasından buzdolabı almak için para istemiş.” Doğan, şüphelinin site çevresinde görünüp şüphe çekmesi ile kızının bulunduğunu, kızının bulunduğu gün kolluğun ihmallerini de anlattı: “Şüphe çekiyor, site güvenliği sorduğunda ‘arkadaşından haber alamadığı için geldiğini’ söylüyor. Site güvenliği kapıyı çalıyor, kapı açılmayınca polisi çağırıyorlar. Kolluk gelince şahıs kolluk ekiplerine farklı ifade veriyor. ‘Arkadaşımın arkadaşı’ diyor bu sefer. Balkon kapısı açık bulunuyor. Polis olay yerine kendi girmiyor. Merdiveni balkona dayıyorlar ve polis katilin eline fener veriyor. ‘Merdivenle çık içeri bak, bize kapıyı içeriden aç’ diyor. Katil oraya çıkıyor. Katil, polis içeri girerken direkt banyoya gidiyor. Oraya kendisi koydu çünkü. Neden ilk salona ve odasına gitmiyor? Kamera kayıtları olay günü alınmıyor, 25 gün sonra alınmak için gidiliyor. Tutanakta ‘dairenin içini gören kamera bulunmamaktadır’ diyor. Hangi binada var bu? 3 kere savcıya gidiyoruz kamera kayıtlarının geriye dönük incelenmesi ve bilgisayarın bilişime getirilmesi için. Savcı bunu talep etmiyor. Telefon incelemesi yok. Android telefonu açamadığını söylemiyor. 1 sene adli emanette yatıyor telefon. Tırnağında erkek DNA’sına rastlanıyor. Kime ait olduğu araştırılmıyor. Beyninde kanama tespit ediliyor, araştırılmıyor. Katiline not bırakıyor, annesine kız kardeşine değil, yazı karşılaştırmaları yapılmıyor. Ve biz aylarca otopsi raporu bekliyoruz, rapor çıkar çıkmaz takipsizlik kararı verildi.”
Doğan soruyor: “Nerede bu adalet? Adalet bana gelmeli, ben adalet peşinde koşmak zorunda değilim.” AYM’de dosyalarının bir yıl bekledikten sonra reddedildiğini belirten Doğan, şimdi dosyanın AHİM’de olduğunu söyledi. “Çocuklarımızın adaletini istiyoruz ama geriden gelen çocuklar için de uğraşıyoruz. Başka evlatlarımız katledilmesin. Çabamız biraz da bu yönde” diye ekledi.
Fotoğraflar: Elif Turgut/Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















