Soruşturmayan, delil karartan tüm kamu görevlileri yargılansın
'Mücadelenin ve kadınların birbirlerine sahip çıkmasının kıymeti, esas meselemiz. Kadınlar için adaleti getirecek olan da bu.'

Gülistan Doku bu ülkedeki kayıp kadınlardan biri. 2020 yılından bu yana Gülistan Doku’ya ne oldu sorusunu ailesi ve kadınlar ısrarla soruyor ve adalet talep ediyor. Tıpkı adını bildiğimiz ya da bilmediğimiz çok sayıda kadın için olduğu gibi. Nitekim bu ülke kadınların öldürüldüğü, şiddete uğradığı bir ülke. Kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığı, ancak yetkililerin etkili önlemler almamakta direndiği bir ülke...

2020 yılından bu yana ısrarlı takibe karşın adım atılmayan, failleri araştırılmayan bu dosyada birdenbire gözaltı haberleri gelmeye başladı. Dosyaya ilişkin ayrıntıları, gelişmeleri yıllardır emek veren mücadele eden avukatlardan değil, Sabah, Yeni Şafak, Akit gibi gazetelerden okuduğumuz bir süreci yaşıyoruz.

Yıllardır etkin bir soruşturma yapılmadığı, faillerin üstüne gidilmediği ısrarla dile getirilmişken dönemin valisine ilişkin bilgiler dosyaya sunulmuşken neden bir işlem yapılmadığı, altı yıl boyunca olayda dahli olanların neden saklandığı çok önemli bir soru şimdi.

Adalet bu ülkede yıllardır en çok talep edilen şey. İş cinayetlerinden siyasi katliamlara, düşünce ifade edenlerden, kadın cinayetlerine kadar herkes ama herkes adalet istiyor. Ülke ağzını açanın, fikrini söyleyenin kendisini bir anda cezaevinde bulabileceği bir ülkeye dönüştürülmüşken ve bu sistemi yaratanların “Ucu nereye giderse gitsin” dediği bir süreç şimdi konuştuğumuz.

Anlaşılan o ki dönemin valisinin dahli olduğu bir dosya bu. Oğlunun failler içinde olduğu ve oğlunu korumak için delilleri kararttığı hatta yok ettiği iddiaları adını belirttiğimiz gazetelerde yer alıyor. Kaldı ki valinin adının dosyaya daha önce avukatlara bırakılan bir not üzerinden bildirildiğini de yine gazetelerden öğreniyoruz. Bu arada gizlilik kararı olan bir dosyadan böylesi bilgi ve belgelerin yayımlanması da bir not olarak burada dursun.

“Neden şimdiye kadar bir şey yapılmadı?” diye soruyoruz şimdi. Neden deliller toplanmak bir yana, karartıldı? Neden altı yıldır kızlarını arayan, soran, feryat eden ailenin gözünün içine bakılarak yalan söylendi? Bu soruları sormadan ve cevaplarını talep etmeden yeni savcılar ve yeni adalet bakanının “yüce gönüllüğü” ile açıklanabilecek bir durum olmadığı ortada.

Adalet zaten güçlünün korunmadığı, eşitliğin esas olduğu, kim adalete başvurduysa kendisini güvende hissettiği ya da hissetmesi gereken bir mekanizma değil midir? Ama bu ülke çoktandır buradan çok uzakta.

Kadınların yaşadığı şiddet AKP iktidarının politikalarının sonucu bunu bir kez daha söylemenin tam yeri muhtemelen. İktidarın kadın düşmanı ve eşitliğe aykırı politikaları ve uygulamaları şiddeti kadınların hayatının bir parçası haline getirdi.

Bu nedenle Gülistan’dan Rojin’den haber alınamıyor, bu nedenle Bahar Taş’ın şüpheli ölümü aydınlatılmıyor ve öldürülen kadınlar için adalet mücadelesi sürüyor. Yargının yaklaşımı kadınlar söz konusu olduğunda erkek egemen iktidarla aynı doğrultuda devam etti hep. Pınar Gültekin’in ölümüne ilişkin Yargıtay kararını unutmamalıyız.

Adaletin sadece işini iyi ve güzel yapan “iyi” savcılarla yürüyebilen bir şey olmadığı bizim yeni söylediğimiz bir şey olmasa gerek. “İyi” savcıların olmadığı memleketin dört bir yanı ne olacak bu durumda mesela. Mesele kişilerin iyiliğine, insafına bırakılmayacak bir adalet mekanizmasının varlığı ya da yokluğu. Bu ülkede bu mekanizma o kadar bozuk ve o kadar güvenilmez ki sonuçlanan davalar dahi tartışma konusu olmaya devam edebiliyor, Narin Güran cinayetinde olduğu gibi.

Yeni adalet bakanı anlaşılan o ki tartışmalı statüsünü düzenlemeye ve itibar sorununu çözmeye çalışıyor. Kendisinin bakan yardımcısı olduğu dönemler olduğunu da düşündüğümüzde tüm sisteme ilişkin sorunlardan azade olmadığını hatırlatmak gerekli. Öte yandan hakimlik, arkasından başsavcılık kariyeri de yargının tamamen iktidara bağlı bir kurum haline gelmesinde en önemli adımların atıldığı dönem oldu.

Tüm bunları görüp bilerek Gülistan Doku ve ülkedeki tüm kadınlar için adalet istemeye devam ediyoruz. Gülistan’a ilişkin yürütülen soruşturmada gerekli incelemeleri yapmayan, delilleri karartan tüm sorumluların ve dönemin valisi ile birlikte tüm kamu görevlilerinin yargılanması talebi şimdi söz konusu olan.

Unutmayalım ki; “Gülistan Doku’ya ne oldu?” sorusunu altı yıldır bıkıp usanmadan soran kadınlar, peşini hiç bırakmayan annesi ablası ve yakınları, avukatları, barolar olmasaydı çoktan unutulacak ve kimse bu dosyaya bir daha bakmayacaktı.

Mücadelenin ve kadınların birbirlerine sahip çıkmasının kıymeti, esas meselemiz. Kadınlar için adaleti getirecek olan da bu. 

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisinin oğlu da gözaltına alındı

Altı yıldır kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. Yedi ilde yapılan operasyonda aralarında kamu görevlilerinin de olduğu 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Gülistan Doku soruşturması: Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel görevden alınarak gözaltına alınsın

Doku ailesi ve avukatları, yaptıkları son açıklamada dönemin Tunceli Valisi, şimdi Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel’in görevden alınarak gözaltına alınmasını talep etti.

Dersim'de kadınlar Gülistan Doku için sokağı doldurdu: Dönemin valisi Tuncay Sonel soruşturmaya dahil edilsin

Dersim’de Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan yeni gelişmelere ilişkin Dersim Kadın Platformu çağrısıyla toplanan kadınlar yürüyüş yaptı.


Editörden