Sermayenin bakım çelişkisi
Kadın istihdamı bakım yükü nedeniyle düşerken sermaye kârlılık için çözüm arıyor. 7/24 ücretsiz kreş talebi ise mücadele gerektiriyor.

2023 yılında 25-49 yaş grubunda ve 3 yaşın altında çocuğu olan-olmayan kişilerin istihdam oranlarına baktığımızda tablo mevcut koşullarda şaşırtıcı değil ancak çarpıcı: Çocuğu olmayan grupta istihdam oranı kadınlarda yüzde 58, erkeklerde yüzde 79.3, çocuğu olanlarda ise oran kadınlarda yüzde 27.1, erkekler de ise yüzde 90.6. 

Kadın istihdamına sermayenin ihtiyacı var. Ama çözemediği bir çelişkiyle karşı karşıya ve bu çelişkiyi bizzat kendisi derinleştiriyor. Bir yandan kadınları istihdama daha çok çekmesi gerekiyor ama bir yandan bakım sorununu çözme zorunluluğu var. Çünkü iktidarın politikasını yaptığı, sermayenin istediği esnek çalışma, kısmi çalışma da bakım sorunu çözülemeden kadınlar için oldukça zorlayıcı.

Eşitsizliği ve toplumsal rolleri kadın emeğini ucuzlaştırmak için kullanan sermaye, onun emeğine de kesintisiz olarak ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden de kendi cephesinden, bakım sorununun azaltılması üzerine çeşitli yöntemleri tartışıyor.

Eylül 2025 yılında yayımlanan, Türkiye’de bakım ekonomisinin dönüştürücü büyümesi için Birleşmiş Milletler ortak programı kapsamında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından hazırlanan “Sanayi için bakımın dönüştürücü gücü: Türkiye’de organize sanayi bölgelerinde erken çocukluk bakım ve eğitim hizmetleri için uygulanabilir ve sürdürülebilir modeller ve iş birlikleri” raporu da buna işaret ediyor.

Her ne kadar bakım yükünün kadın üzerine bırakılıp kamusal bir hizmet olmaktan çıkarılması devlet açısından daha maliyetsizken bir yandan bakım sorunu uzun süreli istihdam kaybı anlamına da geliyor. İş yeri, kamu kreşlerinin kapanması, “aile-iş uyumu” adı altında esnek çalışma ile tüm bakım yükünün kadının üzerine yıkılmasının sonucu yazının başında verdiğimiz verinin zemini oluyor. Bu bir yandan da sermayenin kendi ihtiyaçları açısından kendi yarattığı çelişkiyi çözemediğini gösteriyor.  Hazırlanan raporlar ise eşitlik ve sürdürülebilirlik örtüsü altında bu çelişkiye çözüm arayışları sunuyor.

Peki sermaye neden bakım yükünün çözümünü tartışmak zorunda kalıyor? Raporda bu soru şöyle yanıtlanıyor: “Kadınların ağırlıklı olarak istihdam edildiği sektörlerde iş gücü devir oranlarının yüksek olması, çocuk bakımı nedeniyle yapılan devamsızlıklar ve sık kullanılan izinler gibi sorunlar işletmelerin optimum kârlılık hedeflerinin gerçekleşmesinin önünde engel olarak kabul edilmektedir.” Yani mesele kadınların yaşam hakkı, çocukların gelişim hakkı değil; işletmelerin kârlılık hedefi.

Geçtiğimiz ay TÜSİAD’ın AÇEV iş birliği ile hazırladığı “İş yerlerinde ilgili babalığın desteklenmesi rehberi1 de bu zemine oturuyor. Raporun sunulduğu toplantıda TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesinin öne çıkan vurgusundan biri “devlet destekli uygulama ihtiyacı.” Elbette burada kastedilen yalnızca devletin kreş açması değil; sermayeye kaynak aktarımını da içeren bir destek mekanizması.

“İlgili babalık” kavramı da eşit ilişkilerin ve yaşamın her alanında eşitliğin sağlanması için gündeme getirilmiyor. “İlgili babalık”, babaların da çocuğun bakımında sorumluluk alması, sermayenin kısmi olsa da çözülmesine ihtiyaç duyduğu probleme bir çözüm olarak masaya konuyor.

Bu yaklaşımın sınırlarını şirket temsilcilerinin sözlerinde de görmek mümkün. Vodafone Türkiye İnsan Kaynakları İş Ortaklığı Direktörü Tara Debehar, kreş talebinin çok sık önlerine gelen bir talep olduğunu, güvenlik ve bütçe kaygıları ile hayata geçirmediklerini söyledi. Katılan şirket temsilcilerinden bazılarının işçilerin hak taleplerine yaklaşımı ise bu tabloyu tamamlıyor: “Yardım kapısının farklı boyutları oluyor, onun açılmasına izin vermemek lazım... Elektrik-su fatura yardımı bile isteniyor.”

Rapora dönersek... Tek tek işletmelerin kreş açması yerine OSB’ler aracılığıyla ortak kreş modellerinin mümkün olup olmadığını tartışıyor ve çeşitli örneklere yer veriyor. Çünkü TÜSİAD etkinliğinde de görüldüğü üzere iş yerleri bunu yapmıyor, yapmayı da planlamıyor. Bu noktada rapor, “OSB yönetimleri tarafından oluşturulan ortak kreş modellerini” öne çıkarıyor. 2024 yılı itibarıyla OSB’lerdeki istihdam, toplam sanayi istihdamının yaklaşık yüzde 40’ına karşılık geliyor. Bu açıdan OSB’lerde kreş açılması tartışması, kadın işçiler açısından önemli bir yerde duruyor.

MEB ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında 2 Eylül 2022 tarihinde imzalanan iş birliği protokolü kapsamında ilk etapta 100 OSB’de kreş açma hedefi, OSB’lerin kendi açtıkları ya da ihale usulü özel kreşlerle yaptıkları anlaşmalar bu çerçevede örnek gösteriliyor.

Farklı uygulamaların çeşitli marazları var. Örneğin MEB’in protokolü ile açılan Diyarbakır’da 5 yaş çocukları alan anaokulu üzerinden bir örnek veriliyor. Burada okulun çalışma saatlerinin işçilerin vardiya saatine uymadığı için çocukların belli süreleri iş yerlerinde geçirmek zorunda kaldığı ifade ediliyor. “Finansal sürdürülebilirlik” adı altında aslında maliyet hesabı en belirleyici kalem haline geliyor. Kreşin açık kalma saati de, öğretmen sayısı da, ücret politikası da bu maliyet hesabına göre belirleniyor.

Sonuçta eşit ebeveynlik de, kadının istihdama katılımı da sermaye açısından kendi ihtiyaçlarına hizmet ettiği ölçüde gündeme alınıyor. Sermayenin kendi ihtiyacına göre şekillendirmesine izin vermeden; ama onun yarattığı çelişkilerden de yararlanarak, işçi ve emekçi kadınların çalışma hakkı için, çocukların gelişim ve sağlık hakkı için, güvenceli iş hakkı için 7/24 kreş talebi ancak mücadeleyle en sağlıklı biçimde hayata geçirilebilir.

Fotoğraf: Canva-Rapor kapağı

İlgili haberler
Neriman Hikmet’in kaleminden ilk fabrika kreşi

Ekmek ve Gül'de, 1944’te Tanin gazetesinde yayımlanan Neriman Hikmet’in Cibali Tütün Fabrikası çocuk yuvasına dair yazısını yeniden gün yüzüne çıkarıyoruz.

Haber-Sen İzmir Şubesi PTT kreşinin kapatılmasını protesto etti

PTT Kreşlerinin kapatılması kararını Haber-Sen protesto etti: ‘Kreşler, kamu kurumlarının kar edeceği, kar-zarar hesabı yapacağı yerler değildir’

'Ege Üniversitesinde kreş için mücadele eden emekçilerin yanındayız'

Ege Üniversitesi kreşinin kapatılmaması için mücadele eden emekçilere destek: Kreş hakkımız!


Editörden