Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Erkan: 'Bu kenti kadın dostu bir kent haline getirelim'
EMEP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Arzu Erkan, 8 Mart öncesi Gebze'de kadınlarla buluştu. Erkan, 'Gelin kadının, kadının yurdu olduğunu, bu kentte bu kenti yönetenlere gösterelim' dedi.

EMEP Gebze İlçe Örgütünün çağrısıyla bir araya gelen emekçi kadınlarla kahvaltıda buluşan Erkan, kadınlarla yerel yönetim anlayışını paylaştı. Kadın sığınma evlerinin yetersizliğine değinen Erkan, "Şiddet gören kadınların kendilerini sağaltabilmek için, sadece fiziksel değil, psikolojik olarak sağaltmak için de, aynı zamanda hayatını yeniden kurabilmek için, sığınabileceği kadın sığınmaevleri sayısı oldukça yetersiz. Biz diyoruz ki her mahallede kadın sığınmaevleri açılmalı. Her mahallede şiddet gören kadınların ilk elden ulaşabileceği ilk adım istasyonları kurulmalı. Ama bütün bunlar yapılmıyor. Çünkü bu kenti yönetenlerin bir tercihi var. Bu kenti yönetenlerin tercihi kadınlar değil. Bu kenti yönetenlerin tercihi emekçiler değil. Bu kenti yönetenlerin tercihi çocuklar değil. Bu kenti yönetenlerin tercihi, hepimizin kaynağı olan, belediye kaynakları. Bu kaynaklar hepimizin... Belediyenin mülkleri halkın malı, belediyenin malları halkın malı, belediyenin bütçesi halkın bütçesi. Ama gelin görün ki halkın bütçesi halk için kullanılmıyor. Halkın bütçesi açılan ihaleler ile yandaş şirketleri ihya etmek için kullanılıyor" dedi.

HER MAHALLEYE ÜCRETSİZ KREŞ

"Her mahalleye ücretsiz kreş açılamaz mı?" sorusunu yönelten Erkan, "Elbette ki açılabilir" cevabını aldı ve devam etti: "Eğer sizin önceliğiniz kadınlar olursa, eğer siz kenti yönetirken, eşitsiz koşulları ortadan kaldırmak ve eşitliği tesis etmek üzere bir anlayışa sahip olursanız, 'şiddetsiz bir yaşamı sağlayacağım' derseniz, 'eşit ve şiddetsiz bir yaşamı güvence altına alacak kentler için yola çıkıyorum' derseniz, elbette ki bütçe bulursunuz. Ama bunu yapmıyorlar. Bunu yapmadıkları gibi, her durumda bizleri yok sayıyorlar. Biz yerel yönetimlerin aldığım hiçbir kararda yokuz. Aldığı hiçbir kararı denetleyemiyoruz. Hiçbir uygulamasında söz sahibi değiliz."

'KADINLARLA BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ'

"Biz kadınların, bir bütün olarak emekçilerin, alın teri dökenlerin, söz sahibi olabileceği, demokratik bir yerel yönetim anlayışı için yola çıktık" diyen Erkan, "Diyoruz ki biz her şeyden önce, 'halk meclisleri' kuracağız. Yani sizler iş yerlerinden, mahallelerden bizzat seçtiğiniz temsilcileri o meclislere göndereceksiniz ve o meclislerde kararı sizlerle birlikte alacağız. Halk meclislerinde kadınların eşit temsiliyeti olacak. Yani kadınlar şunu talep ettiklerinde o meclis sadece ve sadece bunu yapmakla mükellef olacak. 'Kreş istiyorum, kadın sığınmaevi istiyorum, eşit işe eşit ücret için mücadele ediyorum ve bu mücadelede yerel yönetimlerin de beni desteklemesini istiyorum. Esnek çalışmaya karşı mücadele ediyorum bunun için yerel yönetimlerden destek istiyorum. Sendikalaşıyorum, işten atılıyorum bunun için yerel yönetimlerden destek istiyorum' dediğinizde yerel yönetimlerin yapacağı tek bir şey kalacak. O da kadınlara destek vermek, onlarla birlikte mücadele etmek, onun karar altına alınması gereken şeyin sadece uygulayıcısı olmak. Yani biz şunu söylüyoruz. Kararı siz alacaksınız, biz sizlerle birlikte uygulayacağız. Belediye başkanının da seçilmiş belediye meclis üyesinin de tek bir görevi olacak, sizin karar altına alınmasını istediğiniz her bir kararı uygulamak ve onun icracısı olmak. Karar organı halk olacak. Halk ile birlikte yöneteceğiz. Kadınlarla birlikte yöneteceğiz. Bu olmazsa olmaz yerel yönetim anlayışımız. Ve şunu söylüyoruz, yerel yönetimlerin aldığı her bir karar kadınlardan yana olmalı, emekten yana olmalı. Onun hayatını kolaylaştıracak, yani ekonominin neredeyse herkesi derin bir yoksulluğun içine ittiği koşullarda ekonomik olarak onu güçlendirmek, eğitim, sağlık, barınma, ulaşım gibi hizmetlere erişmesini güvence altına almak, sosyal hayat, kültürel hayat buna erişmesini güvence altına almak, yerel yönetimlerin birinci görevidir" diye konuştu.

'EMEKÇİLERLE MÜCADELE EDİYORUZ'

Emekçi ve işçilerin yerel seçimlerde yürütecekleri mücadele ve yapacakları tercihe dikkat çeken Erkan, "Biz diyoruz ki, işçi sınıfının partisi olarak bizim tek bir önceliğimiz var. O da işçi sınıfı, emekçiler, kadınlar, gençler, çocuklar, engelliler ve emekliler... Alacağımız her kararı onlarla birlikte alacağız ve bu belediye tek bir şey yapacak. Halkın ihtiyacı neyse, kadınların ihtiyacı neyse onu hayata geçirecek. Bir tarafta sermayeye hizmet edenler bir tarafta emeğin adayları… Dolayısıyla bütün emekçilerden emeğin adaylarını desteklemeye, onlara oy vermeye, bu mücadeleyi büyütmeye ve sizlerle birlikte de bu mücadeleyi ilmek ilmek örmeye çağırıyoruz. Bakın bunu yaptık. Bu partiyi diğer partilerden ayıran bir şey var. Biz böyle emekçi halkı sadece seçim döneminde hatırlayan bir parti değiliz. Biz çünkü emekçilerle birlikte mücadele ediyoruz. Dilara Çoban’ı tanırsınız. tanımayanlara da ben tanıtayım. Yıllardır bu kentte kadınlarla birlikte mücadele ediyor. Kendisi de bir kadın işçi. 5,5 ay boyunca, Corning Kablo fabrikasında ekmeğini büyütmek için grev yaptı. Beş buçuk ay boyunca yağmurda, çamurda, kavurucu sıcaklarda, işçi arkadaşlarıyla, ekmeğini büyütme mücadelesinin bir parçası oldu. Her 8 Mart'ta Gebze Kent Meydanında elinde megafon ile onu görürsünüz. Çünkü emekçi kadınlara bir çağrısı vardır. 'Gelin hep birlikte eşitliği, hep birlikte kadın dayanışmasını, hep birlikte şiddetsiz bir yaşamı birlikte kazanalım' der" dedi.

'HALKIN 38 MİLYONU O TAŞLARA GÖMÜLDÜ'

Bir öğün ücretsiz yemek kampanyasından bahseden Erkan, "Çocuklar okullara aç gidiyor. Bu kentte her dört çocuktan bir tanesinin beslenme çantası boş. Çocuklar artık bodur. Çocuklar beslenmediği için zayıf. Çocuklar beslenemediği için okullarda akademik başarı gösteremiyor. Sesimizi duyurmak için 100 binlerce imza topladık. Büyükşehir belediyesinden randevu istedik, kapı duvar. 12 tane ilçe belediyesinden randevu istedik sadece İzmit Belediyesi bize döndü. Sadece İzmit Belediyesi 6 okulda çocuklara ücretsiz öğlen yemeği verdi. Ama diğer hiçbir belediye çocuklara bir öğün ücretsiz yemek dağıtmadı. Bizim çocuklarımıza açlığı reva görenler, İzmit Yürüyüş Yolunda kaldırım taşını değiştirmek için halkın 38 milyonunu o taşlara gömdü. İşte AKP'nin belediyecilik anlayışı bu. Bunların anlayışına göre çocuklar okullarda aç kalabilir. Bunların anlayışına göre Körfez Belediyesi ücretsiz spor okulu açar ama o spor okuluna gidecek çocuklardan 800 lira forma parası istenir. İşte bunların anlayışı bu. Yani bunların anlayışına göre bir çocuğun ailesinin parası varsa o çocuk spor yapabilir. Parası varsa o çocuk okullarda karnını doyurabilir. Parası varsa kültürel etkinliklere katılabilir. Parası varsa eğitime, sağlığa erişebilir. Parası varsa otobüse binip okula gidebilir. İşte biz bu yağmacı, rantçı, sadece patronları düşünen, sadece kendi yandaşını düşünen anlayışı, 31 Mart’ta göndereceğiz. Emekten yana, halktan yana, kadınların bizzat yönetime dahil olduğu bir yerel yönetim anlayışı için de sizlere, omuz omuza olma, birlikte mücadele etme çağrımızı yineliyoruz. Gelin kadının, kadının yurdu olduğunu bu kentte, bu kenti yönetenlere gösterelim" diye konuştu.

Erkan son olarak 8 Mart günü kadınları Gebze'de sokağa çağırdı. Gebze Kadın Platformu'nun 8 Mart günü saat 18.30'da Gebze Tarihi Çeşme önüne yaptığı çağrıya değinen Erkan, "Son bir çağrım da 8 Mart için olsun. Her 8 Mart'ta Gebze’de de, İzmit’te de kadınlar sokakta. Eşit işe eşit ücret için, her mahalleye ücretsiz kreş için, şiddetsiz bir yaşam için, toplumsal hayatta, çalışma hayatında, siyasette eşitlik için sokaklarda olacağız. Siz de sokakta bizimle olun. Yan yana olalım, omuz omuza olalım. Bu kenti kadın dostu bir kent haline getirelim" dedi.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
"Pembe Metrobüs" yerel seçim vaadi oldu

Kadınların tepkisine neden olan kadını toplumsal alandan ayrıştırmak anlamına gelen kadınlara özel t...

Rant belediyeciliğine karşı kendimize bir şans ver...

Ulaşımdan olmayan parklara ve kreşlere, uyuşturucu sorunundan şiddete kadar birçok sorunla boğuşuyor...

Benim emeğim, benim kentim, benim sözüm!

Yaşadığımız, yaşamı her gün bizim inşa ettiğimiz ve sürdürdüğümüz kentlerden payımıza düşen ne? Sand...