Kadın avukatlar adliye önünden cinayete tepki gösterdi: 'Yargı kadınlar için güvence olmaktan çıkıyor'
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin çağrısıyla adliye önünde buluşan kadın avukatlar, Hakim A.K.’ye yönelik saldırının münferit olmadığını vurguladı, Adalet Bakanlığı ve HSK’ya çağrı yaptılar.

İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi'nde hakim A.K.'ye yönelik silahlı saldırının şüphelisi savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan'ın sevk edildiği Çağlayan'da, İstanbul Adliyesi önünde buluşan İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezinin çağrısıyla kadın avukatlar, "Bir kadın hakimin, görev yaptığı kurumda, devletin en korunaklı olması gereken binalardan birinde silahlı saldırıya uğraması; devletin kadınlara yönelik şiddeti önleme ve koruma yükümlülüğünü fiilen askıya aldığının en ağır kanıtıdır. İş yerimiz olan adliye binalarında avukatların önüne x-ray cihazı dikenler savcının fail olduğu bu saldırıyı önleyememiştir" dedi. Açıklamada Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu’na da seslenildi, etkin, bağımsız, şeffaf soruşturma istendi.

"Basına failin 2022-2024 yılları arasında kadına yönelik şiddetle mücadele bürosunda görevli bir savcı olduğu yönünde bilgiler yansımış ve bu doğrultuda haberler yapılmıştır. Bu bilgi başlı başına skandal niteliğindedir ve yargının kadınlar için bir güvence olmaktan çıkıp bir tehdit alanına dönüştüğünü açıkça göstermektedir" denen açıklama şöyle devam etti: "Failin yargı mensubu olması, şiddetin bir 'istisna' değil; güç ve hiyerarşi ilişkileriyle iç içe geçmiş yapısal bir sorun olduğunu daha da görünür kılmaktadır. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı, kadına yönelik şiddetle mücadelede bilinçli olarak geri çekilme politikalarının doğrudan sonucudur. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla kadınların yaşam hakkını koruyan bütüncül mekanizmalar zayıflatılmış; şiddetle mücadele devletin öncelikleri arasından çıkarılmıştır. 6284 sayılı Kanun, yıllardır ya uygulanmamakta ya da etkisizleştirilmektedir. Bu politika faillere açık bir mesaj vermektedir: Şiddet cezasızdır. Erkeklik korunmaktadır. Kadınların yaşamı ise tali görülmektedir. Yıllardır kadınlar; adliyelerde, kollukta ve yargı süreçlerinde şiddete karşı yalnız bırakılmaktadır. Şiddet faili erkekler tutuksuz yargılanmakta; 'iyi hâl', 'haksız tahrik' ve 'pişmanlık' gerekçeleriyle sistematik biçimde ödüllendirilmektedir. Kadınların beyanları her koşulda şüpheyle sorgulanırken ve hayatları tatışmaya açılırken erkek şiddeti olağanlaştırılmaktadır"

Adalet Bakanı Tunç'a ve HSK'ya seslendiler

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi açıklamasında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Hakimler ve Savcılar Kurulu'na da şu sözlerle seslenildi: "Adliyelerde güvenliği sağlamak sizin sorumluluğunuzdadır. Kadınların görevlerini ifa etmek için ya da adalet aramak için geldikleri adliye binalarında yaşam haklarının korunamaması, açık bir idari ihmaldir. Silah bulundurma rejimi derhal gözden geçirilmeli, yargı mensupları ve diğer kamu görevlileri dahil olmak üzere hiçbir fail erkek denetim dışı bırakılmamalıdır. Kadınların yaşam hakkı devletin asli yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük, soyut söylemlerle değil; 6284 sayılı Kanun’un ve hukuken yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanmasıyla, önleyici politikaların hayata geçirilmesiyle yerine getirilebilir. Buradan Hakimler ve Savcılar Kurulu’na sesleniyoruz: Yargı mensubu erkeklerin suçları 'mesleki statü' kalkanıyla korunamaz. Bu saldırı karşısında sessizlik, tarafsızlık değil; erkek şiddetinden yana pozisyon almaktır. Etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmeli ve disiplin yaptırımları derhal işletilmelidir. Yargı içindeki erkek şiddeti görmezden gelinemez, normalleştirilemez. Hakim ve savcıların mesleğe kabul süreçlerinde yaşanan özensizlikler, yargı mensuplarının kimi zaman görev ve konumlarını kötüye kullanmalarıyla, dolaylı ya da doğrudan suç ilişkileriyle anılmalarına yol açmakta ve bu durum toplumun adalet duygusunu derinden sarsmaktadır."

Dosyanın takipçisi olacağını ilan eden KHM, "Saldırıyı gerçekleştiren savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan derhal görevden alınmalıdır. Tutuklu yargılanmalı ve üst sınırdan cezalandırılmalıdır. Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireylere değil; adaletin kendisine yönelmiş bir saldırıdır" dedi. 

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Yelda Koçak Urfa, "Biz, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, yıllardır verilen mücadelenin süzgecinden geçen ve ortaklaşan taleplerimizi bu basın açıklamamızda bir kez daha dile getirdik. Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki; bugün adaletin tesis edilmesi gereken yer olan adliyenin içinde bir kadın hâkime silah doğrultulacak noktaya gelinmişse, bu durum basit, sıradan ya da münferit bir olay değildir" dedi. Urfa şunları söyledi: "Bu tablo, yargı mekanizmasının; yargı içerisinde yer alan hâkim ve savcıların, meslek örgütlerinin ve tüm ilgili kurumların kendilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Bu ülkede kadınlara her gün doğrultulan silah, bu kez adalet sarayının içinde bir kadın hâkime doğrultulmuştur. Bunun nedeninin, ülkede son yıllarda sistematik bir hâl alan cezasızlık politikaları olduğunu çok iyi biliyoruz. Çıkarılan infaz düzenlemeleri, gizli aflar, haksız tahrik indirimleri, meşru müdafaa yorumları ve tutuksuz yargılamalarla yürütülen sürecin sonunda, silah bu kez bir kadın hâkime, bir meslektaşımıza yönelmiştir."

Açıklamaya kaılan CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, "Bu olay, yalnızca avukatların değil; tüm yargı mensuplarının ayağa kalkması, sesini yükseltmesi ve kadına yönelik şiddete karşı açık bir duruş sergilemesi gereken bir eşiktir. Gönül isterdi ki bugün burada basın açıklaması yapan İstanbul Barosu’nun ve İstanbul Barosu’na mensup avukatlarımızın yanında, aynı sayıda kadın hâkim de yer alabilseydi. Keşke Türkiye’nin her adliyesinde bugün kadın hâkimler basın açıklaması yapabilseydi. Ancak ne yazık ki yine sorumluluk avukatlara düştü" dedi. 

Haber kaynak: Anka

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Savcı tarafından vurulan hakim koruma kararı aldırmış, 2 koruma polisi atanmış

Savcı Muhammet Çağatay Kılıçarslan’ın uzun süredir taciz ve tehditte bulunduğu, bu nedenle A.K.’nin koruma talebiyle iki polis görevlendirildiği öğrenildi.

Haksız tahrik indirimleri faillere yol gösteriyor: Tuğba Dursun’un katilinden “ihanet” savunması

Tuğba Dursun’u öldüren Burhan Dursun, “İhaneti affedemezdim” sözleriyle kendini savundu, avukatı haksız tahrik indirimi talep etti. Pınar Gültekin'in katiline 'haksız takrik' indirimi verilmişti.

12. Yargı Paketi yolda: Tepki çeken maddeler geri dönüyor, yeni tahliyeler öngörülüyor

11. Yargı Paketine ilişkin tartışmalar sürerken 12. Yargı Paketinin işareti verildi. Buna göre tepki sonucu 11. Yargı Paketinden çıkarılan maddeler pakette yer alacak, yeni tahliyelerin önü açılacak.


Editörden