Jülide Kural’dan miras açıklaması: ‘Kadınların emeğini ve özgür iradesini yok sayan zihniyetin yansıması’
Kadir İnanır’ın vasiyeti üzerinden yürütülen tartışmalara yanıt veren Jülide Kural, ekonomik bağımsızlığının ve 20 yılı aşkın ortak yaşamlarının yok sayılmasına tepki gösterdi.

Usta oyuncu Kadir İnanır'ın, ölümünden 4 yıl önce doktor raporu ve tanıklarla noter huzurunda hazırlattığı vasiyetinde, tüm maddi ve manevi mirası ile telif haklarını bıraktığı hayat arkadaşı sanatçı Jülide Kural, mirasla ilgili iddialara ilk kez açıklık getirdi.

T24'e açıklama yapan Jülide Kural, "Öncelikle, Kadir İnanır'ın büyük bir servete sahip olduğu iddiası doğru değildir. Mal varlığı, birlikte yaşadığımız evimizden, eski üç otomobilden ve bankadaki bir miktar birikiminden ibarettir. Kurbağa koleksiyonu ise maddi değil, manevi değeri olan küçük eşyalardan oluşmaktadır. Sözü edilen 25 Rolex saat ve benzeri iddialar tamamen uydurmadır. Asıl mesele, yaşamı boyunca kendi emeğiyle var olmuş bağımsız bir kadını, bir erkeğin servetine konmuş edilgen ve niteliksiz bir kişilik olarak göstermeye çalışmaktır" dedi. 

Kadir İnanır, zatürre nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 27 Haziran'da hayatını kaybetti. Kadir İnanır, 2022 yılında hazırlattığı son vasiyetnamesinde, ölümünden sonra Kural’ın hayatta olmaması durumunda tüm mirasını Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Nesin Vakfı ve İnsan Hakları Derneği’ne bırakılmasını istediğini bildirdi. Sanatçı, aynı zamanda hayatının belgesel yapılmasına ve adına kurulacak dernek, vakıf, park veya sanat merkezi gibi her türlü girişime de izni hakkı ile telif haklarını da Kural’a miras bıraktı. 
Ancak Kadir İnanır'ın yeğeni Levent İnanır, dayısının sağlık sorunları nedeniyle irade problemi yaşadığını ve vasiyeti bilinçli şekilde imzaladığını düşünmediğini öne sürerek hukuki yollara başvuracaklarını açıkladı. Sanatçının bir diğer yeğeni Gül Bakar ise Kadir İnanır’ın kararına saygı duyduğunu belirterek Jülide Kural’ın sanatçıya gösterdiği özenin, sevginin ve fedakârlığın tanığı olduğunu söyledi.

"Bağımsız bir kadını, bir erkeğin servetine konmuş edilgen olarak gösterme çabası"

“Asıl mesele, yaşamı boyunca kendi emeğiyle var olmuş bağımsız bir kadını, bir erkeğin servetine konmuş edilgen ve niteliksiz bir kişilik olarak göstermeye çalışmaktır. Bu, yalnızca şahsıma yönelik bir itibarsızlaştırma girişimi değil, kadınların emeğini ve özgür iradesini yok sayan zihniyetin de açık bir yansımasıdır” diyen Kural açıklamasına şöyle devam etti: 
“Oysa ben yaşamım boyunca emeğiyle var olmuş, ekonomik bağımsızlığını ve özgürlüğünü korumuş bir kadınım. Evlenmeye sıcak bakmayan bendim çünkü Kadir'le birlikteliğimizin gücü hukuki bir statüden değil, sevgimizden, güvenimizden ve ortak hayat irademizden geliyordu. Kadir İnanır, yaşamı boyunca ilkelerinden ödün vermeyen, inandığı değerleri kararlılıkla savunan, sözünün ve kararlarının arkasında duran, iradesini hiçbir koşulda başkalarına teslim etmeyen bir insandı. (...) Hayatımızda yıllarca bulunmayan insanların, onun hastalığı ve ölümünün ardından söz sahibi olmaya çalışmalarını kabul etmiyorum.”

“Bu tutum, aynı zamanda gelinen noktanın insani ve ahlaki yoksunluk boyutunu da gözler önüne sermektedir. Kimsenin benim emeğimi, kişiliğimi, bağımsız kadın kimliğimi ve Kadir'le kurduğumuz hayatı kendi çıkarlarına uygun bir hikâyeye dönüştürme hakkı yoktur” diye ekleyen Kural, “Ben yalnızca kendi onurumu değil, yirmi yılı aşkın bir sevginin, emeğin ve ortak yaşamın hakikatini savunuyorum. (...) Kadir'le birbirimize verdiğimiz bir söz vardı: 'Her ne olursa olsun mutlaka ayağa kalkacağız. Bütün onurlu insanlar gibi.' Bugün de o söze sadık kalmaya çalışıyorum” dedi.

Fotoğraf: IMDB


  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden