Kadınlar 8 Mart’a doğru giderken; 8 Mart heyecanını, coşkusunu yaptıkları etkinliklerle ülkenin dört bir tarafına yaymaya başladı. Bu etkinliklerden biri de Elazığ Kadın Dayanışma Derneğinin düzenlediği, Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca’nın katılımıyla gerçekleşen söyleşiydi.
Elazığ Kadın Dayanışma Derneği 9 ay önce kuruldu; kurulduğu günden beri kadınlarla bir araya gelen, mücadeleyi ve dayanışmayı koşullarını zorlayarak büyüten kıymetli bir çaba içerisinde.
“Kadınlar hayatın hiçbir alanında kendini yalnız hissetmesin diye”
Söyleşide açılış konuşmasını yapan Elazığ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Dilan Gültekin, etkinliğe katılan kadınlara derneğin kurulduğu günden beri yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Gültekin şunları söyledi: "Haziran 2025 tarihinde birçok kadın arkadaşla el ele vererek derneğimizi kurduk. Biz kadınlar derneğimizi kurarken; kadınların hayatın her alanında kendilerini yalnız hissetmemeleri ve onların ekonomik, sosyal, kültürel, yasal, toplumsal ve politik talepleri etrafında örgütlenmelerine, kadınlar içerisinde dayanışmayı ve yardımlaşmayı büyütmek için derneği kurduk."
Dokuz ay boyunca birçok çalışma yürüttüklerini ifade eden Gültekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yaşadığımız şehrin birçok zorlu tarafı var. Elazığ’da 2024 yılında beş kadın arkadaşımız öldürüldü. 25 Kasım günü bir kadın arkadaşımız katledildi. Biz dernek olarak katledilen kadın arkadaşlarımızın ailelerini ziyaret ederek, mahkeme süreçlerini takip ederek süreçleri hem gündemleştirip hem de aileleri yalnız bırakmayarak mücadelelerine ortak olduk. Elazığ’da madde kullanımı çok yaygın olduğundan madde kullanımına karşı mücadele yöntemleri konusunda bilinçlendirme ve uzman desteği sunduk. Dernek olarak başta istismar olmak üzere uzmanların katkılarıyla bilgilendirme toplantıları gerçekleştirdik; aynı zamanda atölyeler, film etkinlikleri ve çeşitli kadın buluşmaları örgütledik."
Gültekin, bundan sonraki süreçte hem derneklerini hem de yapacakları çalışmaları daha çok kadınla buluşturmak için dernek etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye çağrı yaptı.
Sevda Karaca: Bu kapıyı güvenle açmak demek güçlenmek demektir
Söyleşide söz alan Sevda Karaca, Elazığ’daki kadın mücadelesinin zorluğunu ve kıymetini şu sözlerle anlattı: "Elazığ gibi bir yerde, nüfusun bu kadar yoğun olduğu bir yerde, bu kadar çok kadının yaşadığı, kadınların bu kadar büyük dertlerle uğraştığı ve kendilerini çok yalnız hissettikleri bir şehirde dişle tırnakla bir dernek kuruldu. 9 aydır burada emek emek bir şey büyütülmeye çalışılıyor."
Karaca, sözlerine şöyle devam etti: "Şimdi görüyoruz ki Elazığ’da kadınların bir kadın derneği var. Kadınlar başı derde girdiğinde, kendini yalnız hissettiklerinde kapısını çalabilecekleri bir yer olmasının ne demek olduğunu çok iyi bilir aslında. Çünkü kapıyı çaldığında güvenle açılabilecek bir yer olması demek aslında güçlenmek demektir. Bu kapıyı sürekli açık tutmak isteyen, çabalayan herkese çok teşekkür ederim."
“Emperyalizmin demokrasi söylemine karnımız tok”
Karaca, sözlerini Amerika’nın İran’a yönelik saldırısına da değinerek sürdürdü: “Sabah saatlerinde kalktığımızda televizyon ekranlarında bütün bölgeyi etkisi altına alacak, bizi çok büyük bir tehdit altına sokan bir savaşın başladığı haberiyle uyandık. Ekranlarda Amerika’nın İran’a saldırı başlattığını ve Amerika’nın İran’a saldırısında ilk yaptığı şeyin bir kız okulunu bombalamak olduğunu ve yüzlerce kız çocuğunun öldüğünü öğrendik. Arkasından Trump ekranlara çıkıp dedi ki: 'Biz İran halkına özgürlük ve demokrasi getirmek için bunu yaptık.' Ancak biz biliyoruz ki Trump’ın söylediği gibi İran’a demokrasi ve özgürlük getirilmeyecek. Çünkü Afganistan’a işgal girişimi başlattıklarında da Afganistanlı kadınları Taliban’ın elinden kurtarmak ve onlara özgürlük getirmek için olduğunu söylemişlerdi. Aradan yıllar geçti, tekrar kendi elleriyle Afgan halkını ve kadınlarını Taliban gericiliğine teslim ettiler. Şimdi Afganistanlı kadınların gözleri bile görünmez durumda. Eğitimlerini, bütün yaşam koşullarını ellerinden almış durumdalar. Biz Suriye’de de aynı söylemlerle bu emperyalist güçlerin saldırıyı başlattığını gördük. On beş yıllık ağır bir iç savaş, büyük bir göç, katliamlar, kayıpların sonunda geldiğimiz noktada; IŞİD artığı HTŞ gericiliği, tek Suriye oluşturmak için herkesin sırtını sıvazladığı bir hükümet olarak karşımıza çıktı."
“Savaşa karşı mücadeleyi büyütmek zorundayız”
Bölgedeki diğer örneklere de değinen Karaca, "Şimdi Suriye’nin yeniden inşası için bütün emperyalistler bölgeye üşüşmüş durumda ve oranın bütün yer altı ve yer üstü kaynaklarını tıpkı diğer bölgelerde olduğu gibi sömürmek için; Suriye halkı, Suriyeli kadınlar ne yaşıyor hiç umurlarında olmadan işe girişmiş durumdalar. Biz bunu Lübnan’da gördük, Somali’de gördük; işte daha geçtiğimiz aylarda Venezuela’da gördük. Venezuela halkına özgürlük, demokrasi, eşitlik getirmek için devlet başkanını yatağından alıp Amerika’ya götürdüler. Bizler emperyalist güçlerin, egemenlerin ‘demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü’ söylediklerinde ne anlama geldiğini biliyoruz. Emperyalistler gittikleri yerlerde oranın yer altı, yer üstü kaynaklarını işgal etmek için, orada halkın birikimlerini yok etmek için, oraya kendilerince kuracakları bir dünya düzenine yedeklemek için gidiyorlar. Peki biz bu saldırılar karşısında ne yapacağız? Başta kadınlar olmak üzere savaşın yoksulluk, göç, ölüm getirdiğini biliyoruz; bunun için ısrarla, sabırla mücadeleyi büyütüp örgütlenmek zorundayız" dedi.
Kadınlar İran'a ABD-İsrail saldırısını değerlendirdi
Etkinlikte söz alan diğer kadınlar da saldırıları kınadı. Çiğdem Kaya, “Savaşın en çok kadınları ve çocukları etkilediğini biliyoruz. Bu savaşta da en çok kadınlar ve çocuklar mağdur olmuşlardır” derken, Birgül, Ortadoğu’yu saran bu ateşin kadınları hedef haline getirdiğini ifade etti: “İran’a yapılan saldırıda kız çocuklarının olduğu okula yapılan saldırı gerçekten çok üzücü ve acıydı. Buradaki masum insanların katledilmesi gerçekten acı bir durum. Ben bu saldırının oradaki kadınların gücüne yönelik olduğunu düşünüyorum. Çünkü oradaki kadınların mücadelesinden korkuyorlar.” Fulya ise İranlı kadınların kurtuluşunun yine kendi direnişleri ile mümkün olduğunu vurgulayarak; “Trump’ın İran halkına ve kadınlarına özgürlük getirmek için yapıyoruz dediği saldırının aslında petrol için yapıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. İran halkına ve İran kadınlarına gelecek olan özgürlüğü de Trump ya da İsrail değil, yine İran halkının kendi direnişinin getireceğini biliyoruz. Trump’ın bu söylemlerine kimsenin inanmadığını, bu saldırı sonrasında Hamaney'in ölmesiyle kadınlar İslami rejimden ve onun baskısından kurtuldu diye bakmak çok yanlış olur” diyerek sözlerini tamamladı.
Elazığ Kadın Dayanışma Derneğinin söyleşisi; kadınların savaşa, yoksulluğa, şiddete karşı eşit ve özgür bir yaşamı savunmak için kadınların olduğu her yerde; evde, sokakta, mahallede, fabrikada, okulda birlikte mücadele etmek ve mücadeleyi büyütme vurgusuyla sona erdi. Etkinlikte, bunun için en ileriden sorumluluk alarak birlikte yürünmesi gerektiği belirtildi.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Elazığ Kadın Dayanışma Derneği açıldı: Birlikte güçlüyüz!
Kadınların emeğini, dayanışmasını ve eşit yaşam mücadelesini büyütmek için kurulan Elazığ Kadın Dayanışma Derneği, coşkulu bir törenle açıldı.
8 Mart'ın tarihi, işçi, emekçi kadınların mücadele tarihi
Dünyanın dört bir yerinde aynı gün kadınların sokağa çıktığı, mücadelelerinin bir aracı olarak kullandığı 8 Mart'ın tarihine odaklanıyoruz. Konuğumuz Olcay Geridönmez.
Enternasyonalizm ilkesiyle geleceğe
Günümüzde emperyalizmin saldırganlığına rağmen, dünyanın dört bir yanındaki emekçi kadınlar 8 Mart mirasına sahip çıkıyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























