Çocuk Hakları Savunucularından itiraz: 'Çözüm daha ağır cezalar değil'
Çocukların ağır cezalar ve yetişkin gibi yargılanmalarını öngören kanun teklifi bugün Meclis komisyonunda görüşülecek. Çocuk Hakları Savunucuları, görüşmeden önce Meclis önünde yasayı protesto etti.

TBMM'ye sunulan, bugün 14.30’da komisyon toplantısında görüşülecek olan “Çocukları Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, çocukları ilgilendiren ceza ve çocuk koruma sisteminde önemli değişiklikler içeriyor. Çocukların suça karışmasına yol açan sistematik sorunları çözmek, çocukları koruyucu politikalarla güçlendirmek yerine daha ağır cezaların, hapsetmenin ve sert infaz uygulamalarının öne çıktığı yasa teklifi bugün 160 kurumun imzacı olduğu Çocuk Hakları Savunucuları tarafından Meclis önünde protesto edildi.

Çocukları ne bekliyor?

Protestoya siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, kadın ve çocuk hak örgütleri katıldı. “Bu kanun değişikliği çocuk adalet sistemi açısından önemli bir yol ayrımıdır” diyen kurumlar teklif kabul edilirse hayata geçecek maddeleri şu şekilde sıraladı:

“12 yaşını doldurmuş çocuklara verilen hapis cezaları artırılacak. Çocuklar için öngörülen ceza süreleri yükseltilecek; diğer suçlarda da çocuklara verilebilecek hapis cezalarının üst sınırı artırılacak. Çocuk olmanın ceza hukukunda sağladığı koruma daraltılacak. Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında, 15–18 yaş grubundaki çocuklar için yaş küçüklüğünden kaynaklanan ceza indirimini uygulanmayabilecek. Bu düzenleme, çocukların bugüne göre çok daha ağır cezalarla ve yetişkin ceza rejimine daha yakın yaptırımlarla karşı karşıya kalmasının önünü açıyor. 

Ayrıca 12–15 yaş grubundaki çocuklar hakkında ise 15–18 yaş grubuna uygulanan ceza hükümlerini uygulayabilecek. Burada ceza sorumluluğu değerlendirmesinin bilimsel kıstasları terk edilerek hakimin takdir yetkisine bırakılması oldukça sorunlu bir yaklaşımdır.

15 yaşını doldurmuş çocukların işledikleri suçlar tekerrüre esas alınacak. Yani çocuk yaşta işlenen bir suç, ileride işlenecek bir suçta daha ağır yaptırımlara gerekçe olabilecek. 

Çocuklar cezalarına doğrudan çocuk eğitim evinde başlamayacak. Önce kapalı çocuk ceza infaz kurumuna gönderilecek, ancak daha sonra "iyi hali" bulunursa eğitimevine ayrılabilecekler. Böylece kapalı ceza infaz kurumu istisna olmaktan çıkıp başlangıç noktası haline gelecek. İyi hal uygulaması yetişkin infaz sisteminde de ciddi bir tartışma konusudur ve hakimi olmayan ikinci bir mahkeme olarak işlediği bilinmektedir. Aşırı yetkilerle donatılan idare ve gözlem kurullarının bu tavrı çocuklar açısından da büyük ihlallere yol açabilecektir.

Bazı suçlarda çocukların cezaevinde geçirecekleri süre uzayacak.  Bugün 15 yaşından küçük çocuklar için uygulanan infaz indirimi; kasten öldürme, cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti ve örgüt kurma gibi bazı suçlarda uygulanmayacak. Böylece bu suçlardan hüküm giyen çocuklar daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalabilecek.

Ebeveynlerin çocuklarına yönelik yükümlülüklerini yerine getirmemelerine ilişkin cezalar artırılıyor. Çocuğun bakım, eğitim ve destek ihtiyaçlarını yerine getirmeyen ebeveynlere verilen hapis cezaları yükseltiliyor. Ayrıca, bu yükümlülüklerin ihlali sonucunda çocuğun öldürme veya ağır yaralama suçu işlemesi halinde ebeveynlere verilecek ceza daha da artırılıyor. Bu düzenleme, çocuk hakları açısından çok tartışmalı. Çünkü Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre devletin görevi yalnızca ebeveynleri cezalandırmak değil; onların çocuklarını güvenli ve sağlıklı koşullarda büyütebilmesi için sosyal destek, eğitim, danışmanlık ve koruyucu

hizmetleri sunmaktır. Teklif ise ebeveynlerin yaşadığı yoksulluk, sosyal dışlanma, bağımlılık, ruh sağlığı sorunları ya da hizmetlere erişememe gibi nedenleri gidermeye yönelik yükümlülükleri güçlendirmek yerine, bu durumların sonuçlarını daha ağır cezalarla karşılamayı tercih ediyor.”

Yapılması gereken çocukları güvende tutacak bir sistem kurmak

Açıklamada, çocukların ateşli silahlara erişiminin engellenmesi, sosyal inceleme raporlarının güçlendirilmesi ve koruyucu tedbirlerin geliştirilmesi gibi olumlu düzenlemelerin de bulunmasına rağmen teklifin genel çerçevesinin toplumda yaşanan ağır suçlar, çeteleşme gibi durumlar karşısında yükselen "cezalar artsın" talebine bir yanıt gibi sunulduğunun altı çizildi. 

Cezaları ağırlaştırmanın tek başına çocukların suça karışmasını önlemediğine dikkat çekilen açıklamada; “Bir çocuk ağır bir suç işledikten sonra verilen daha ağır ceza, yaşanan acıyı ortadan kaldırmadığı gibi, başka bir çocuğun aynı suça sürüklenmesini de tek başına engelleyemiyor. Çocukları koruyan şey daha ağır cezalar değil; şiddeti erken fark eden, ebeveynleri destekleyen, eğitimden kopuşu önleyen, ruh sağlığı hizmetlerini güçlendiren ve risk altındaki çocuklara zamanında ulaşan etkili bir çocuk koruma sistemidir. Bu nedenle asıl tartışmamız gereken soru şudur: Çocuklar suç işledikten sonra mı harekete geçeceğiz, yoksa çocukların suça sürüklenmesini önleyecek bir sistem mi kuracağız? Çünkü gerçek çocuk koruma politikası, çocukları daha ağır cezalandırmak değil; çocukların suça sürüklenmesini ve çocukların suçun mağduru olmasını en baştan önlemektir. Bu nedenle teklifin yalnızca cezaları artırıp artırmadığını değil, çocukları gerçekten daha güvenli kılacak bir sistem kurup kurmadığını tartışmak zorundayız” denildi.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Suça sürüklenen çocuklar Meclis komisyonu tartışmaları | AKP ne yaptı? Bu komisyondan ne çıkar?

Artan çocuk suçları ve mağduriyetine rağmen iktidarın somut bir politika üretmediği görülüyor. Uzmanlar önleme ve sosyal politikaları önerirken, iktidarın çözümü yine ceza artırımı oluyor.

‘Suça sürüklenen çocuklar’ tartışmalarında neredeyiz?

‘Devletin, çocuk refahı ve korunmasına yönelik hizmetleri doğru ve eksiksiz olarak yerine getirmesi, çocuğun suç tekrarı riskini ciddi olarak azaltacak ve engelleyecektir.’

Suça sürüklenen çocuklar Meclis komisyonu tartışmaları | Uzmanlar önlem, kolluk ceza istedi

Meclis’te suça sürüklenen çocuklar için yapılan 13 toplantıda çocukların suça sürüklenmesinde hangi sebepler öne çıktı, çocuk hakları açısından neler tehlikede?


Editörden