Bir günde 6 kadının katledilmesine karşı kadınlar farklı illerde sokağa çıktı
Bir günde 6 kadının katledilmesine karşı kadınlar farklı illerde sokağa çıktı. 6284’ün uygulanması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısı yapıldı.
Ankara Kadın Platformu: Devlet yaşam hakkını korumakla yükümlü

Ankara Kadın Platformu, geçtiğimiz hafta bir günde altı kadının katledilmesine dair Yüksel Caddesi İnsan Hakları anıtı önünde bir araya gelerek açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Yağmur Alaz Gülveren, “Bir günde altı kadın öldürüldü. Bu bir istatistik değil. Bu, 24 saat içinde altı kadının yaşam hakkının gasp edilmesidir. Bu, önlenmeyen cinayetlerin siyasi sorumluluğudur” diyerek 6284’ün uygulanması çağrısı yaptı. 

Yüksek Caddesi’nde bir araya gelen kadınlar adına açıklamayı Yağmur Alaz Gülveren okudu. Gülveren, katledilen altı kadının hayatları hakkında karar aldıkları için öldürüldüklerini ifade eti, “Üçü hakkında uzaklaştırma kararı vardı. Yani devletin koruma yükümlülüğü altındaydılar.Kararlar uygulanmadı.Denetim yapılmadı. Önlem alınmadı. Bu cinayetlerin tamamı önlenebilirdi” diye ekledi.

6284 sayılı Kanun’un uygulanmadığı her gün, uzaklaştırma kararları etkin biçimde hayata geçirilmediği her an kadınların öldürülmeye devam ettiğini ifade eden Gülveren, “ Verilen kararları uygulamayan, denetlemeyen, görevini ihmal eden her kurum sorumludur. ‘Aile Yılı’ söylemiyle kadınları şiddet gördükleri evlere mahkûm eden, boşanmayı zorlaştıran ve arabuluculuğu gündeme getiren politikalar kadın cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır. Şiddetin olduğu yerde uzlaşma olmaz. Devlet yaşam hakkını korumakla yükümlüdür” diye konuştu. 

‘Eğitim ideolojik bir zemine çekiliyor”

Gülveren açıklamasında MEB’in illere gönderdiği “Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu genelgesine değinerek, “Eğitim alanı pedagojik değil ideolojik bir zemine çekilmektedir. Farklı inanç ve kimliklere sahip çocuklar görmezden gelinmekte; kamusal eğitim özgürlük ve eşit yurttaşlık ilkesi yerine tekçi bir anlayışla şekillendirilmektedir. Bu yaklaşım anayasal eşitlik ilkesini zedelemekte, kız çocuklarının eşit ve özgür bireyler olarak var olma hakkını daraltmaktadır” dedi. 

Filiz’in, Aylin’in, Gönül’ün, İlknur’un, Kübra’nın ve Zeynep’in adını unutturmayacağız diyen Gülveren, “Onlar bir istatistik değil. Onlar bu ülkede 6284 sayılı Kanun uygulanmadığı için, devlet görevini yerine getirmediği için yarım bırakılmış hayatlardır. Bu yarım bırakılmış hayatlar, cezasızlıkla beslenen erkek şiddetinin ve siyasi sorumluluğun sonucudur. Öldürülen kadınları isyanımızda ve mücadelemizde yaşatacağız” dedi. 


Kocaeli Kadın Platformu: 'Bir günde altı kadın öldürüldü'

Kocaeli Kadın Platformu, son bir günde altı kadının öldürülmesine ilişkin İzmit İnsan Hakları Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı kadınlar adına Aynur Işık okudu.

Açıklamada, “Sadece bir günde farklı şehirlerde yaşayan altı kadın katledildi. Bu bir ‘rastlantı’ değil, bir ‘anlık cinnet’ değil. Bu, kadınlara karşı sürdürülen sistematik şiddetin ve cezasızlığın sonucudur” denildi.

Platform, İstanbul Arnavutköy’de Filiz Şağbangül’ün boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından, Gebze’de Aylin Polat’ın hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkek tarafından, Van’da Gönül Alkan’ın koruma kararına rağmen, Osmaniye’de İlknur Kor’un boşandığı erkek tarafından, Aksaray’da ise Kübra Kılıç ve Zeynep Ayaz’ın silahla öldürüldüğünü hatırlattı.

Açıklamada, “Uzaklaştırma kararları vardı. Ama bu kararları uygulamakla yükümlü olanlar kadınları korumadı. 2026 yılının ikinci ayı bitmeden 56 kadının öldürüldü. Her gün en az iki kadın yaşamdan koparılıyor. Bu gerçekten çok korkunç bir tablo” ifadelerine yer verildi.

2025 yılına ilişkin verilerin de paylaşıldığı açıklamada, “2025 yılında en az 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen kadınların büyük bölümü kendi evlerinde ve aile üyeleri tarafından katledildi” ifadeleri kullanıldı. Kadınların önemli bir kısmının boşanmak ya da ilişkiyi sonlandırmak istemesi nedeniyle hedef alındığı vurgulandı.

Fail erkeklerin ceza indirimleriyle cesaretlendirildiği belirtilen açıklamada, “Kadınları tehdit ettiklerinde karşılarına gerçek bir engel çıkmayacağını biliyorlar. ‘İyi hal’ ve ‘haksız tahrik’ indirimleriyle ödüllendiriliyorlar” ifadelerine yer verildi.

Dilovası’nda ruhsatsız faaliyet gösteren bir fabrikada çıkan yangında 3’ü kadın 7 işçinin yaşamını yitirdiği de hatırlatılan açıklamada, “Kadınlar hem erkek şiddetiyle hem de sömürü düzeni içinde ölüme terk ediliyor” denildi.

Urfa İl Kadın Platformu: Koruma ve önleme mekanizmaları etkin değil

Urfa İl Kadın Platformu, kadın cinayetlerine dikkat çekmek için basın açıklaması yaptı. Novada Park AVM önünde yapılan açıklamaya çok sayıda kadın katıldı.


Fotoğraf: MA

“Kadın cinayetleri politiktir” pankartının açıldığı açıklamada, basın metnini Urfa İl Kadın Platformu üyesi Sema Köroğlu okudu. Bir günde 6 kadının katledildiğini söyleyen Sema Köroğlu, “Bu bir istatistik değildir. Bu; altı ayrı yaşamın, altı ayrı hikâyenin, altı ayrı geleceğin yok edilmesidir. Kadınların yaşam hakkının ne kadar kırılgan hale getirildiğinin açık göstergesidir” dedi.

Kadın katliamlarına karşı koruma ve önleme mekanizmaların etkin olmadığını ifade eden Sema Köroğlu, “Kadınların yaşam hakkı anayasal ve uluslararası hukukun güvencesi altındadır. Devletin temel yükümlülüğü; şiddeti önlemek, riski ortadan kaldırmak, başvuran kadınları etkin ve zamanında korumaktır. Kadın cinayetlerinin sıradanlaşmasına, sayılara indirgenmesine, kısa süreli gündem başlıklarına dönüşmesine razı değiliz. Her bir kadın ölümü, kamu otoriteleri açısından dikkatle incelenmesi gereken bir alarmdır” diye konuştu.

6284 sayılı Kanun'un kadınları korumak için güçlü bir çerçeve sunduğunu kaydeden Sema Köroğlu, “Önemli olan bu düzenlemelerin istisnasız ve etkin biçimde uygulanmasıdır.Uzaklaştırma kararlarının ihlali karşısında hızlı ve caydırıcı tedbirler alınmalı, risk değerlendirmeleri sistematik şekilde yapılmalıdır. Ayrıca şüpheli kadın ölümleri konusunda etkin, tarafsız ve şeffaf soruşturma yürütülmesi hayati önemdedir” ifadelerini kullandı.

Urfa İl Kadın Platformu olarak çağrıda bulunan Sema Köroğlu, kadınların şu taleplerini sıraladı;

•    Kadınların yaptığı başvurular ciddiyetle ele alınsın.
•    Koruma kararları etkin ve denetlenebilir biçimde uygulansın.
•    Uzaklaştırma kararlarının ihlali karşısında hızlı ve caydırıcı yaptırımlar uygulansın.
•    Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri titizlikle ve şeffaf biçimde soruşturulsun.
•    Şiddetle mücadele politikaları güçlendirilsin ve süreklilik kazansın.”

Kuşadası Kadın Platformu: Birbirimizden vazgeçmemek için buradayız

Aydın Kuşadası’nda kadınlar, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine karşı her pazar düzenledikleri eylemlere devam ediyor. Kuşadası Kadın Platformu’nun çağrısıyla Kaya Şavkay Meydanı’nda saat 14.00-15.00 arasında yapılan açıklamada, Filistin, Rojava, İran ve Afganistan’da direnen kadınlarla dayanışma vurgusu da yapıldı.


Fotoğraf: Ekmek ve Gül

Platform adına açıklamayı Aysel Şahin ve Hikmet Hazar yaptı. Aysel Şahin, kadın cinayetlerindeki artışa ve cezasızlık politikalarına tepki göstererek, “Öfkeliyiz. Kadınları öldüren cezasızlık politikaları ile failleri ödüllendiren bu sisteme öfkeliyiz. Öldürülen her bir kadının adını hafızamızda taşıyoruz” dedi. Emine Bulut, Şebnem Şirin, Hande Kader ve Nurtaç Canan başta olmak üzere çok sayıda kadının adını anan Şahin, “Koruyamadıkları değil, korumadıkları kadınların öfkesini taşıyoruz. Bir kişi daha eksilmemek için buradayız. Birbirimizden vazgeçmemek için buradayız” ifadelerini kullandı.
‘Kırıntı değil hayatı istiyoruz’

Şahin, kadınların mücadelesinin sınırları aştığını belirterek Filistin, Rojava, İran ve Afganistan’da direnen kadınlarla dayanışma içinde olduklarını vurguladı. “Dünyadaki bütün kadınlar özgür olana dek biz de özgür değiliz. Kırıntı değil hayatı istiyoruz. Bu sistem bize bir hayat borçlu” dedi.

Hikmet Hazar ise "Haklarımız, varoluşumuz ve onurumuz tartışma konusu değildir. Eşitlikten ve özgürlükten yana herkesi dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Nefretten yasa olmaz; onur yasa tanımaz” diye konuştu.

Açıklamanın ardından kadınlar “Kadın, yaşam, özgürlük” ve “Erkek adalet değil, gerçek adalet” sloganları attı. Platform, 1 Mart Pazar günü saat 14.00’te yeniden Kaya Şavkay Meydanı’nda buluşarak kadın cinayetlerine karşı eylemlerini sürdüreceklerini duyurdu.


Antalya Kadın Platformu: Meydanlarda, fabrikalarda, mahallelerde büyütüyoruz öfkemizi

Antalya Kadın Platformu, artan kadın cinayetlerine dikkat çekti. Yaptıkları açıklamada, “Bugün, öldürülen kadınların hesabını sormak için; yarın, bir kişi daha eksilmemek için; hayatlarımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

Attalos Meydanı’nda Antalya Kadın Platformu kadın cinayetlerini protesto etti. Sadece bir gün içinde altı kadının katledildiği hatırlatılarak, Ocak ayında ise 5’i Antalya’dan olmak üzere 26 kadının katledildiği ifade edildi. 14 kadının ise şüpheli ölümünü de hatırlatan kadınlar, “Bu bir ‘rastlantı’ değil. Bu bir ‘bireysel öfke’ değil. Bu, kadınlara karşı sürdürülen sistematik şiddetin sonucudur. Bu, cezasızlığın sonucudur. Bu, kadınların göz göre göre ölüme terk edildiği bir düzenin sonucudur” dedi.

Şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken kadınlar, “Muğla’da şüpheli şekilde ölü bulunan Bahar’a ne oldu? demeye; Nadira'ya, Hande'ye, Dina'ya, Rojin'e, Narin'e ne oldu? Gülistan nerede? Diye sormaya devam edeceğiz” diye belirtti.

“Failler bu güveni devletten, bu hükümetten alıyorlar” denilen açıklamada “Kadın örgütleri, yıllardır uyarıyor; veri topluyor, raporluyor, politika önerisi sunuyor. İstanbul Sözleşmesi’ne dönülsün diyor. Ancak bunlar görmezden geliniyor. Devlet, şiddeti önleme kapasitesini ancak bu örgütlerle gerçek bir ortaklık kurarak geliştirebilir. Çok net söylüyoruz. AKP hükümeti, kadına yönelik şiddetle mücadele için ölçülebilir hedefler içeren, bütçesi belirlenmiş, kadın örgütleriyle birlikte hazırlanmış bir eylem planı hazırlamalı ve kamuoyuyla paylaşmalıdır. 6284 sayılı Kanunun etkili uygulanması için gerekli idari ve yargısal tedbirler alınmalıdır. Uzaklaştırma kararlarına aykırı davranan faillere yönelik sıfır tolerans politikası ilan edilmeli ve uygulanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmeli, ulusal ve uluslararası mevzuatın gerekleri yerine getirilmelidir” ifadelerine yer verildi.

Örgütlü mücadeleye dikkat çeken açıklamada son olarak şunlar kaydedildi: “Sokaklarda, meydanlarda, mahallelerde, fabrikalarda büyütüyoruz öfkemizi. Birbirimizden vazgeçmiyoruz. Kırıntıları değil, hayatı istiyoruz. Bu sistem bize bir hayat borçlu. Bugün, öldürülen kadınların hesabını sormak için; yarın, bir kişi daha eksilmemek için; hayatlarımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

Kadın avukatlardan çağrı: ‘6284 etkin uygulanmalı, İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olunmalı’

Bir gün içinde altı kadının öldürülmesinin ardından Ankara Adliyesi önünde toplanan kadın avukatlar, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmadığını belirterek İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması çağrısı yaptı.

Anka Haber Ajansının haberine göre kadın avukatlar Ankara Adliyesi önünde bir araya gelerek kadın cinayetlerine ve 6284 sayılı Kanun’un uygulanmamasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şube Kadın Komisyonu üyesi Sipan Cizreli, bir gün içinde yaşanan 6 kadın cinayetine dikkat çekti. Cizreli şunları kaydetti: “Bu cinayetlerde; İstanbul Arnavutköy’de Filiz Şağbangül, boşanma aşamasında olduğu Gıyasettin Şağbangül tarafından üç çocuğunun gözü önünde defalarca bıçaklanarak öldürülmüştür. Gebze’de Aylin Polat Dağ, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan Erdal Dağ tarafından kamuya açık bir alanda ateşli silahla öldürülmüştür. Van’da Gönül Alkan, hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı Kemalettin Alkan tarafından gece saatlerinde öldürülmüştür. Osmaniye’de İlknur Kor, boşandığı Semih Öner tarafından ateşli silahla öldürülmüştür. Aksaray’da Kübra Kılıç ve kuzeni Zeynep Ayaz, Kübra Kılıç’ın boşandığı Tolga Kuş tarafından silahla öldürülmüştür. Kadınların bir kısmının boşanma sürecinde veya sonrasında öldürülmesi, erkek şiddetinin kadınların kendi yaşamları üzerinde karar verme hakkına yöneldiğini açıkça ortaya koymuştur. Fail hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen cinayetlerin işlenebilmiş olması ise devletin koruma yükümlülüğünün fiilen yerine getirilmediğini göstermektedir” dedi.

“Sözleşme’den tek gecede çekinilmesinin ardından 6284 Sayılı Kanun'un ilk dönemlerine nazaran adeta uygulanmıyor oluşu, kanunu etkisiz kılmaya yönelik bir tercih olup; kadınların güvenli alan ihtiyaçları yok edilmek istenmiştir” diyerek sözlerine devam eden Cizreli, sahadaki uygulamalarda, kadınların kolluk birimlerine yaptıkları başvuruların çoğu zaman ciddiyetle ele alınmadığını, şiddetin ‘aile içi mesele’ olarak görülerek kadınların çeşitli yollarla yeniden şiddet ortamına dönmeye zorlandığı kaydetti.

Ayrıca sığınma olanaklarının yetersizliğine de vurgu yapan Cizreli, “Ekonomik desteklerin sınırlılığı ve psikososyal hizmetlerin erişilebilir olmaması, şiddet mağduru kadınların güvenli bir yaşam kurmasını güçleştirmekte ve onları fiilen korunmasız bırakmaktadır. Uzaklaştırma kararlarının etkin biçimde izlenmemesi, karar ihlallerinin yaptırımsız kalması, faillerin ateşli silahlara erişiminin engellenmemesi ve elektronik izleme gibi koruyucu araçların yeterince kullanılmaması da hukuki tedbirlerin caydırıcılığını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, verilen kararların kağıt üzerinde kalmasına ve risk altındaki kadınların gerçek anlamda korunamamasına yol açmaktadır” dedi.



Editörden