Üç gün süren KESK 3. Kadın Kurultayı boyunca kamu emekçisi kadınlar hem atölyelerde hem aralarda kadın emeğinden sendikal örgütlülüğe birçok tartışma sürdürdü. Peki bu tartışmaların odaklandığı noktalar kamu emekçisi kadınların yaşamlarında gündem ettikleri konuları ne düzeyde merkeze aldı? Kurultayın atmosferi kamu emekçisi kadınların coşkusuyla mı bezeliydi? Açılış konuşmaları öncesi çekilen halaylar, atılan zılgıtlar başlangıçta kurultayın coşkulu geçeceğine ilişkin bir izlenim bırakmıştı bende. Ancak kurultayın kalanı açısından bu coşkunun devam ettiğini söylemek biraz zor. Birçok başka kamu emekçisi kadının da görüşü bu yönde: cansız, coşkusuz bir kurultay.
Örgütlülüğün önündeki en büyük engel: güvencesizlik
Kurultayın ilk günü oldukça uzun süren açılış ve konuk konuşmalarına verilen aralardan birinde, Artvin Hopa’dan gelen bir eğitim emekçisi kadın ile kısaca sohbet etme imkanım oldu. Kurultaydan neler beklediğini, nasıl sonuçlar çıkmasını umduğunu sordum. Aldığım cevap “Sendikanın ve kadın meclislerinin örgütlülüğün artırılması ve bunların kadın kamu emekçilerinin taleplerinin kazanılabilmesi için bir mücadele örgütlemesi” gibi çeşitli noktalara değiniyordu. Sohbet, Hopa’da yürüttükleri çalışmaya, kadınların sendikal mücadeleye katılımında ne gibi sorunlarla karşılaştıklarına evrildiğinde, kurultayın atölyelerinde de konuşulacak “örgütlülük” sorununun günlük hayattaki karşılığı daha görünür hale geldi: güvencesizlik.
Kadrolu öğretmen atamalarının oldukça sınırlı tutulması, ücretli/sözleşmeli öğretmenlik uygulamaları, özellikle son süreçte Milli Eğitim Bakanlığının ortaya koyduğu politikalar ve genelgelerle birlikte hali hazırda atanmış ya da ücretli öğretmenliğe başlamış eğitim emekçisi kadınların işini kaybetme korkusunun sendikal mücadeleye dahil olması önünde büyük bir engel olduğunu anlattı. Şunları da ekledi: “Eskiden öyle değildi. Memur olduğunda yerin sağlamdı. Ancak şimdi memurun da güvencesi yok. Birçoğumuzu sürdüler, KHK’larla işten de attılar.” Eğitim emekçilerinin zaten çok zorlu koşullardan geçerek atanabildiği ve bu süreçten sonra da “işini koruyabilmek” için sendika ile birlikte mücadele etmekten geri durduğunu gözlemlediklerini ifade etti.
Yoksulluk sendikal mücadele önünde engel
Kurultayda yan yana gelen kadınlar birbirleriyle yaptıkları sohbetlerde iş yerlerinde yaşadıkları sorunlardan kişisel kaygılarına ve koşullarına kadar pek çok konuda konuşuyorlardı. Bu arada üç kamu emekçisi kadının sözlerine kulak misafiri oldum. Muhtemelen emekliliği de gelmiş kadınlardan biri, sendikal faaliyete katılmakta neden zorlandığına ilişkin diğer kadınlara bir şeyler anlatıyordu. İki işte çalıştığını, günde 14 saat mesai yaptığını ve ancak bu biçimde zor bela geçinebildiklerini söylüyordu. Bu haliyle de sendikanın mesai saatleri dışında yürüttüğü bir çalışmanın parçası olamıyordu. Kamu emekçisi kadınların yaşadığı yoksulluk, ek iş yapmak zorunda kalmak kurultay tartışmalarının ne düzeyde parçası oldu soru işaretli, ancak gün geçtikçe ağırlaşan yoksulluğun kamu emekçisi kadınlar açısından örgütlülüğün de önünde bir engel olduğunu görmek son derece önemli.
Kurultayın son günü İzmir’den gelen iki eğitim emekçisi kadınla konuşurken ise yazının başında sorduğum “Kurultay kamu emekçisi kadınların yaşamlarında gündem ettikleri konuları ne düzeyde merkeze aldı?” sorusunu olumsuz bir yönde cevaplar nitelikteydi. Bu iki kadına da kurultayın nasıl geçtiğini ve tartışmaların nasıl ilerlediğini sorduğumda karşılaştığım tablo şuydu: Kurultayda kamu emekçisi kadınların örgütlenmesinin önündeki gerçek sorunlar ve yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik talepler konuşulsa da daha farklı tartışmalar öne çıkmıştı.
Atölyelerde, karar önergesi oylanırken hatta aralarda dahi, farklı sendikal anlayışlardan kadınların birbirlerine yönelik tutumları, ana tartışmaların yine kamu emekçisi kadınların ihtiyaçları doğrultusunda değil; egemen olan sendikal anlayışın ihtiyaçları ve tartıştırmaya dönük hamlelerini yansıtması bu iki kadının coşkusunu kıran nedenlerden olmuştu. Kamu emekçisi kadınların ortak ihtiyaçlarına cevap verebilecek önergelerin “diğer grup” önerdiğinden reddedilmesi, bir grup kadınla birlikte görülmenin dahi “tuhaf bakışlarla” karşılanması gibi kutuplaşmayı artıran tutumların sendikalarda örgütlenme ve faaliyet yürütme eğilimini olumsuz etkilediğini dile getirdiler.
Yol, iş yerindeki ortak mücadeleden geçiyor
Kamu emekçisi kadınlar o kadar sorunla boğuşurken, taleplerinin ve sorunlarla mücadele yöntemlerinin kurultayların gündemi haline nasıl gelebileceğine ilişkin konuştuğumuzda ise eğitim emekçisi kadınlardan biri, kendi iş yerinde yürüttükleri çalışmayı anlatmaya başladı. İş yerinde yalnızca Eğitim Sen üyesi eğitim emekçilerinin değil; diğer sendikalardan ya da herhangi bir sendikada örgütlü olmayan eğitim emekçileriyle birlikte bir mücadele sürdürdüklerini anlatan kadın, bu biçimde yaşadıkları sorunları çözmek üzere adım attıklarını, yönetim baskısını bu şekilde azalttıklarını söyledi. Ortak sorunlar etrafında, hangi taleplerle ve nasıl bir mücadele verileceğinin kamu emekçisi kadınların iradesiyle belirlenmesi gerektiğinin altını çizen eğitim emekçisi, bunu sağlamanın yolunun iş yerlerindeki ortak mücadele ve tartışmalardan geçtiğini vurguladı.
Kurultay boyunca dinlediğimiz kamu emekçisi kadınların deneyimleri, kadınların sendikalarda örgütlenmesinin önündeki engellerin ne denli çeşitli olduğunu gösteriyor.
Bu dosyayı ise, kamu emekçisi kadınların mücadelesini güçlendirebilecek tartışmaları yürütmek adına hazırladık. Kamu emekçisi kadınların örgütlülüğünü, iş yerlerinde ve yaşamlarında karşılaştıkları sorunları sınıf örgütleriyle birlikte tespit edebilecek ve bu sorunlara karşı en geniş örgütlülüğü oluşturabilecek bir düzeye taşımanın yollarını, dosyamızda yürüttüğümüz tartışmalar aracılığıyla geliştirebileceğimizi umuyoruz.
Dosyanın tüm yazılarına ulaşmak için TIKLAYIN
Fotoğraf: TTB
İlgili haberler
Dosya: KESK 3. Kadın Kurultayının ardından...
Kurultayın üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçmiş olsa da kurultay sırasında tartışılan belli başlı konuları ele almak, kamu emekçisi kadınların örgütlülüğü için önemli...
KESK 3. Kadın Kurultayının ardından-2 | Mirasımız direnişse, şimdi sıra mücadelede
Bugün ihtiyaç duyulan şey, iş yerlerindeki somut sorunlardan hareket eden, kadınların örgütlenmesini güçlendiren ve sorunları üreten yapısal ilişkileri hedef alan bir mücadele hattıdır.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















