Üniversite öğrencisi İlayda Zorlu'nun şüpheli ölümü: 'Politik bir cinayet'
Öğrenci Kolektifleri Yürütme Kurulu üyesi, Kadın mücadelesi birimi sorumlusu Eylül Doğan ve soruşturmayı takip eden Avukat Döndü Kurşunoğlu sorularımızı yanıtladı

18 yaşındaki Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu, geçtiğimiz hafta Hatay Kırıkhan’da polis babasının silahından çıkan kurşunla yaşamını yitirdi. İlayda Zorlu, Emniyet’in aileyi arayıp, 18 yaşındaki İlayda Zorlu’nun 8 Mart eylemine katıldığını söylemesinin ardından ailesinden ağır baskı gördüğünü arkadaşlarına ifade etmişti. 

Öğrenci Kolektifleri Yürütme Kurulu Üyesi Kadın Mücadelesi Birimi Sorumlusu Eylül Doğan ve soruşturmayı takip eden Avukat Döndü Kurşunoğlu İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümüne, soruşturma sürecine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

‘Polisin aile aramaları genç kadınların hayatlarına mal oluyor’
İlayda Zorlu’nun şiddete, yoksulluğa, geleceksizliğe karşı mücadele verdiğini belirten Doğan, “Bugün baktığımız zaman aile aramaları çok normalleşmiş durumda” dedi. Aile aramalarının, ataerkil yapı içinde kadınlar üzerindeki denetimi artırdığını belirten Doğan, bunun aile içi şiddeti tetikleyebildiğini, özellikle genç kadınların yaşamını daha kötü hale getirdiğini ifade etti. Bu aramaların pek çok ilde pek çok genci ailelerinin baskısı altına almak için arttığını belirten Doğan, İlayda Zorlu’nun ailesine yapılan aramada 8 Mart'ın, kadın mücadelesinde de terörize edildiği bir durum söz konusu olduğunu belirtti.

Avukat Döndü Kurşunoğlu ise yıllardır bu aile aramaları uygulamalarına karşı hukuki girişimlerde bulunduklarını anlatarak bunların sonuçlarına ilişkin uzun süredir uyarılar yaptıklarını, bunun bir devlet şiddeti olduğunu belirtti. Emniyetin aile aramalarına karşı yaptıkları suç duyurularına verilen yanıtlara dikkat çeken Kurşunoğlu, resmi yazılarda “Evet, biz bu aramaları yapıyoruz. Bu aramaları valilik oluruyla yapıyoruz. Bu aileleri bir proje kapsamında arıyoruz. Güvenli Aile, Güvenli Gelecek, Güvenli Yaşam projesi üzerinden yapıyoruz” denildiğini aktardı. Kurşunoğlu, bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunu söyledi. Bir suç duyurularına verilen yanıtta, aramaların “Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen bilgilendirme ve önlem, önleme faaliyetleri, BÖF kapsamında” gösterildiğini belirten Kurşunoğlu, “8 Mart'a giden genç bir kadın nasıl terörle mücadeleyle ilişkilendirilebiliyor?” diye sordu. Av. Kurşunoğlu, “Bu uygulama, genç kadınların hayatlarına mal oluyor. İlayda'nın da söylemiş olduğu ‘Beni üniversiteden alacaklar, eğitim öğretim hayatım bitecek.’ Bu kaygıyı yaratmak istiyorlar. Savcılık diyor ki, ‘Valilik oluru ile gerçekleşen telefon aramalarının şüphelilerin görevine ilişkin.’ Bu bir görev kapsamında yapılıyorsa bu görev kapsamında yapılan arama, İlayda Zorlu'nun hayatına mal oldu” diye ekledi. Aramaların içeriğine dair de bilgi veren Kurşunoğlu, ailelere “kızınız terör örgüsüne katıldı gibi” ifadelerle gidildiğini ve bunun aileleri kışkırtan bir yöntem olduğunu söyledi. 

‘Bu politik bir cinayet”

İlayda Zorlu’nun ölümünün “intihar” olarak üzerinin örtülme çabasına karşı çıkan Eylül Doğan, olayın politik niteliğine dikkat çekti. Doğan, “Biz artık bir kadın öldüğü zaman intihar olarak yansıyan herhangi bir habere inanmıyoruz, güvenmiyoruz. Çünkü kadınlar bu zamana kadar intihar etti denilmesine rağmen biz intihar etmediğini çokça gördük. Etkin soruşturmalar yürütülmedi. Bizim bu konu hakkında söyleyebileceğimiz tek şey, bu politik bir cinayettir” diyerek, “Devlet, bilerek, bunu emretmiş ve polis istihbaratı, polis babayı bu biçim ile bilerek aramış. İlayda’yı mücadeleden düşürmek için yapılan bir şeydi. Burada aile içi şiddeti tekrardan konuşmak gerekiyor. İlayda'nın ölüm tehditleri aldığını da biliyoruz. Birleştirdiğimiz zaman, canımıza mal oluyor ve bunlar bu biçimiyle olmaya devam edecek. Biz buna politik bir cinayet demeye devam edeceğiz çünkü arkadaşımızın katilleri çok belli” ifadelerini kullandı.
Kurşunoğlu da “Bu devlet eliyle yaratılmış bir şiddetin sonucu bir kadın yaşamını kaybetti. Bu soruşturmanın çok etkin bir şekilde yürütülmesi gerekiyor” dedi.

Soruşturmada son durum: Baba ‘şüpheli’ değil

Soruşturmaya dair sınırlı bilgi olduğunu belirten Kurşunoğlu, mevcut durumda rutin işlemlerin yürütüldüğünü aktardı. Zorlu’nun babası emniyet personeli olduğu için soruşturmanın jandarmaya devredildiği bilgisini verdi. Ancak dikkat çeken noktalardan biri, soruşturmada babanın konumu oldu. Kurşunoğlu, “babanın şüpheli konumunda değil de bilgi sahibi sıfatıyla ifadesinin alındığını biliyoruz” dedi.
Dosyada telefon incelemeleri, tanık ifadeleri gibi işlemlerin sürdüğü, ancak kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediği ifade edildi.

CİMER’e ihbar

İlayda Zorlu’nun arkadaşlarının Adalet Bakanlığı’na CİMER üzerinden başvuru yaptığı belirtildi. Kurşunoğlu, İlayda Zorlu’nun arkadaşlarının yazışmaları üzerinden doğrudan Adalet Bakanlığına yaptıkları bir ihbar olduğunu belirtti, başvurunun soruşturma açısından önemine dikkat çekti. Kurşunoğlu, kamuoyunun da şeffaflıkla bilgilendirilmesi gerektiğini ekledi, etkin bir soruşturma yürütülmediğine ilişkin kaygıları olduğunu belirtti: “İlayda'nın intihar ettiği söylenerek sorumluların gizlenmesini kabul etmiyoruz” dedi.

Bakanlıklara ve savcılığa sorular

Avukat Döndü Kurşunoğlu, hem soruşturma sürecine hem de polis uygulamalarına ilişkin çok sayıda sorunun yanıtlanmadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu.

'Olay yeri delilleri İlayda'nın babasının arkadaşları tarafından mı toplandı?'

Kurşunoğlu, Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığına şu soruları yöneltti:
“Olay yeri delilleri İlayda'nın polis babası arkadaşları tarafından mı toplandı? Olaydan öncesine ait kamera görüntüleri, HTS kayıtları ve gerekli deliller toplandı mı? İlayda'nın ailesini arayan polisler tespit edildi mi?”

İçişleri Bakanlığına ise şu sorular yöneltildi:
“Bugüne kadar kaç üniversite öğrencisinin ailesi aranmış? Bugüne kadar kaç kadının ailesi 8 Mart'a katıldığı gerekçesiyle aranmış? Ya da İlayda'nın ailesini arayan ve arama talimatını verenler kimler? Bir projeden bahsediyorlar. Bu projenin kapsamı ne?”

Adalet Bakanlığına da çağrı yapan Kurşunoğlu, “Dosya özelinde ne yaptınız?” diyerek kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı ve “Bu dosya takipsiz bırakılamaz” dedi.

Eylemlerde polis şiddeti

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in şüpheli kadın ölümlerinin faili meçhul kalmayacağını duyurduğu günlerde birçok ilde “İlayda Zorlu intihar etmedi” denen eylemlere sert polis müdahalesi gerçekleşti. Eylül Doğan, “İlayda’yı kimin gerçekten öldürdüğünü, bu talimatı hangi polisin verdiğini, hangi polisin aileyi aradığını, bunları sormak için biz çıktık sokağa, ama yine aynı şiddetle, yine aynı baskıyla karşılaştık” dedi. 

Doğan, “İşkence ve şiddetle karşılaştık. Eylem sırasında insanlar saçları çekilerek gözaltına alındılar. Bir arkadaşımızın, gözaltı aracına götürürken tırnak içerisinde direndiği gerekçe gösterilerek kafasına vuruldu, kafasına darbe aldı polis kalkanı ile mesela. Gözaltı aracı içerisinde ışıkların kapatılarak insanların darp edildiği gibi bilgiler var elimizde” ifadelerini kullandı.

Bu eylemlerde Ankara ve İstanbul’da çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. 

‘Yasımızı öfkeye çevirelim’

Programın sonunda mücadele çağrısı yapıldı. Eylül Doğan, “Üzüntümüzü öfkeye çevirelim. Öfkeli bir şekilde hesap soralım” dedi.

Kurşunoğlu ise “onlar devletse biz de kadınlarız, biz de direnenleriz” diyerek İlayda’nın soruşturmasının hem hukuki hem de sokaklarda kadınlarla birlikte takipçisi olacaklarını belirtti.

İlgili haberler
Süleyman Soylu ‘cinayet değil’ dedi, valiyi akladı

Gülistan Doku dosyasının bir cinayet olduğunun gün yüzüne çıkmasının ardından Meclisteki tutanaklarda dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in AKP’liler tarafından nasıl aklandığı bir kez daha görüldü.

5 maddede şüpheli kadın ölümleri

Kadın cinayetlerinin her yıl artması, şüpheli kadın ölümlerinin yaşanmasının tesadüf olmadığını düşündürüyor. Gelin 5 maddede şüpheli kadın ölümlerinin nedenlerine, bilançosuna birlikte bakalım.

İlayda Zorlu soruşturması: Dosyada 'şüpheli' bulunmuyor

Üniversite öğrencisi İlayda Zorlu'nun polis babasının silahı ile yaşamını yitirmesi nedeni ile soruşturma açıldığı ancak dosyada herhangi bir şüphelinin bulunmadığı öğrenildi.


Editörden