Ücretlere ara zam gündemi: Mücadele nasıl büyüyecek? | Arzu Erkan değerlendirdi
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, ek zam mücadelesinin önündeki engelleri, NATO karşıtı Gebze eylemini ve kadın işçilerin ortak mücadeledeki rolünü Ekmek ve Gül'e değerlendirdi.

Ekmek ve Gül'ün konuğu olan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, işçi ve emekçilerin karşı karşıya olduğu ekonomik ve siyasal saldırıların ortak bir mücadeleyi zorunlu kıldığını söyledi. Erkan, ek zam mücadelesinin önündeki engelleri, Gebze'de NATO'ya karşı düzenlenen eylemin önemini ve kadın işçilerin mücadelede üstlenmesi gereken rolü değerlendirdi. 

Programda ek zam talebinin neden geçtiğimiz yıllardaki kadar yaygın bir mücadeleye dönüşemediği de konuşuldu. İşçi ve emekçiler arasında ciddi bir hoşnutsuzluk bulunduğunu ancak bunun mücadeleye dönüşmesini zorlaştıran koşulların da ağırlaştığını belirten Erkan şöyle konuştu: "Bir taraftan yoksunluğun, en temel ihtiyaçlara bile erişememe hâlinin yarattığı, yer yer öfkeye de dönüşen hoşnutsuzluk egemen ama bir taraftan da işten atılma kaygısı diye kabaca özetleyebileceğimiz somut koşullar, bu öfkeyi bir mücadele eğilimine dönüştürebilme olanağını ya da olasılığını geriye çeken etkenler olarak karşımızda duruyor." İşsizliğin ve işten çıkarmaların yaygınlaşmasının bu tabloyu daha da ağırlaştırdığına dikkat çekti.

Erkan, sendikal bürokrasinin tutumunun da mücadele eğilimini zayıflattığını belirterek şöyle devam etti: "İşçiler içerisindeki aslında bu sefalet ücreti dayatmasına karşı mücadele eğilimini kırmakla kalmamış, aynı zamanda da var olabilecek, ortaya çıkabilecek bir mücadele eğiliminin de önüne geçmişti."

Bugünkü tabloyu ise şu sözlerle özetledi: "Dolayısıyla da bütün bunları, mücadele içerisindeki işçinin mücadele eğilimini kıran gelişmelerle, işten atmaların bütün sektörlerde yaygınlaşmasıyla da bir arada düşündüğümüzde geçmiş yıllara oranla ek zam talebinin, ek zam talepli bir mücadelenin oldukça geri olduğunu söylemek mümkün."

İşçi sınıfının yalnızca ekonomik değil siyasal saldırılarla da karşı karşıya olduğunu vurgulayan Erkan, bu saldırılar karşısında ortak mücadele ihtiyacına dikkat çekti: "Sağ yönlü bir siyasi iktidarın sermayeyi, büyük tekelleri; hem yerli hem yabancı büyük tekellerin çıkarlarını önceleyen ekonomi politikaları, bu ekonomi politikalarının bir sonucu olarak memleketteki bütün emekçilere düşük ücretleri, sefalet koşullarını, güvencesizliği ve esnek çalışmayı dayatıyor. Aynı zamanda emekçilerin vergi yükünü artırırken bu sermaye kesimlerini vergi indirimleri, vergi afları ve teşviklerle destekliyor; kârlarını artırmalarının koşullarını da bizzat bu ekonomi politikalarıyla yaratıyor. Sadece ekonomik açıdan değil, politik açıdan da ülkede ciddi bir saldırganlıkla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, lokal bir iş koluna, tek bir iş yerine sıkıştırılmış, birbirinden kopuk ve parçalı direnişlerle, eylem biçimleriyle, eylem yöntemleriyle bu kadar büyük bir saldırganlığı püskürtmek, geriye adım attırmak elbette ki kolay değil."

Bu nedenle ortak mücadeleyi büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Erkan şu değerlendirmeyi yaptı: "Dolayısıyla da biz parti olarak bütün bu tek tek lokal, yerel düzeydeki direniş ve mücadelelerin tek bir merkezde birleşik bir hareket hâline gelebilmesi açısından bir tartışma ve çaba içerisindeyiz."

Erkan, ortak talepler etrafında birleşmenin artık acil bir ihtiyaç olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bugün ek zam meselesi de, vergide adalet meselesi de, asgari ücretin ve emekli maaşlarının bir an önce artırılması talebi de bu ülkenin bütün emekçilerinin talebi. O zaman bu talepleri ortaklaştıracak, bu mücadeleyi ortaklaştıracak biçim ve yöntemler nasıl devreye sokulacak, bunu tartışmalı; bunun için hangi adımlar atılmalı, bunu konuşmalıyız. Biraz da bu dönem, hem bunu tartışmaya hem de bunun somut pratik adımlarını atma ihtiyacının dünden daha elzem olduğu bir dönemle karşı karşıyayız."

Programda Gebze Sendikalar Birliğinin "NATO Defol, Savaşa Değil Emekçiye Bütçe, Asgari Ücrete Zam, Vergide Adalet" sloganıyla düzenlediği eylem de değerlendirildi.
Gebze'de uzun yıllardır ortak mücadele geleneğinin bulunduğunu hatırlatan Erkan, işçilerin ortak hareket etme deneyimine dikkat çekti: "İşçilerin talepleri var. Bu taleplerin elde edilmesi için de ortak bir mücadelenin kaçınılmaz olduğunu kendi deneyimiyle görüyor, biliyor."

NATO karşıtı eylemin yalnızca savaş politikalarına değil, ekonomik politikalara da itiraz içerdiğini vurgulayan Erkan şöyle konuştu: "Yani hem NATO'ya hem savaş politikalarına karşı tutum alınması, 'NATO'ya değil, emekçiye bütçe' talebinin Gebze sokaklarında yankılanması ya da asgari ücret ve emekli maaşlarına ara zam, ek zam yapılması talebinin memlekette böyle bir bütünlükle ifade edilmesini sağlayan şey, aslında biraz önce ifade ettiğimiz gibi fabrikalardan başlayarak işyeri temsilciler kurullarında bunun karar altına alınmasını sağlayan tabandan gelen basınç."

NATO'ya ayrılan bütçeye karşı emekçilere bütçe talebinin yükseltildiğini belirten Erkan şöyle devam etti: "O yüzden de örneğin ‘NATO'ya değil emekçiye bütçe’ sloganını attılar. Bu sloganı atarken de elbette vergide adalet talebiyle bir arada attılar. Çünkü işçilerin üzerindeki vergi yükü artarken, ağırlıklı olarak işçilerden kesilen hem dolaylı hem de dolaysız vergilerle oluşturulan kamu bütçesinin nasıl da sermayeye ve tekellere akıtıldığının farkında olarak böyle bir tutum aldılar."

Gebze deneyiminin başka sanayi havzaları için de örnek oluşturduğunu belirten Erkan, "İşyerlerinden başlayarak mücadeleci işçilerin, işyeri temsilcilerinin, mücadeleci sendikacıların bir adım öne atılması; ortak taleplerle mücadeleyi ve bu mücadelenin çeşitli eylem biçimlerini bir an evvel devreye sokmaları gerektiğini Gebze göstermiş oldu diye düşünüyoruz" dedi.

Programın sonunda kadın işçi ve emekçilere de çağrıda bulunan Erkan, kadınların hem sendikalarda hem de yaşam alanlarında kendi talepleri etrafında örgütlenmesinin önemini vurguladı.

İlgili haberler
‘Zam’ denilince akla gelen…

Fırınında çalışan kadınlarla görüşüp asgari ücret zammını soruyoruz. Kadınların aklına ‘zam’ denildiğinde maaşlarına gelen zam değil, her gün bir başka temel ihtiyacımıza gelen zamlar geliyor

Sendikalı işçiler bile asgari ücretli, ek zam kaçınılmaz!

İnsanca yaşayacak bir ücret için, tüm işyerlerinde kadın-erkek işçilerin ilk yapacağı şey istenecek ek zam talebini belirlemek ve mücadele biçimine de karar vermek...

Ek zam bekleyerek gelmeyecek

Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması patronları cesaretlendirdi. Fabrikalarda ücretler eşitlenirken, işten atılma tehdidiyle karşılaşan işçiler öfkeli...


  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden