Whatsapp grubunda gündem nafaka
Gazi Ekmek ve Gül WhatsApp grubuna yansıyan nafaka tartışmaları, kadınların yoksulluk ve çaresizlik cenderesindeki sıkışmışlığını gözler önüne seriyor.Kadınlar konuyu farklı yönleriyle tartışıyor.

Sıradan bir günün ortasında, kadınların bir araya geldiği, dertleştiği Gazi Ekmek ve Gül WhatsApp grubuna düşen bir "son dakika" haberiyle başlıyor her şey: "Süresiz nafaka düzenlemesi iptal edildi." Anayasa Mahkemesinin boşanma davalarındaki bu kritik kararı, sadece hukuki bir metin olmaktan çıkıp saniyeler içinde kadınların kendi hayat pratikleri üzerinden tartıştığı sıcak bir gündeme dönüşüyor.

İlk tepkiler, toplumun geneline ustaca zerk edilmiş o tanıdık "mağduriyet" söyleminin bir yansıması oluyor. Gruptaki Nezaket Abla, çevresinden ve kendi abisinin 16 yıl süren nafaka ödemesinden yola çıkarak kararı yerinde bulduğunu belirtiyor: “Bir ay evli kalıp yıllarca nafaka alanlar, imam nikahıyla yaşayıp eski eşin nafakasını yemeye devam edenler...” cümleleriyle başlıyor serzenişe. Bunlar, iktidar medyasının da her fırsatta ekranlara taşıdığı, istisnai ama sesi çok çıkan örnekler. Nezaket Abla'nın "En iyisi hiç evlenmemek canlar" diyerek attığı tebessümlü mesaj, aslında evliliğin kadınlar için de nasıl bir açmaza dönüştüğünün masum bir itirafı gibi. 

Fakat hemen ardından Sibel’in haklı isyanı yankılanıyor ekranda. Sibel, bir kadın olarak bu istisnalar üzerinden genel bir hak kaybının savunulmasına itiraz ediyor. Hayalleri, umutları ve geleceği çalınan, ekonomik özgürlüğü olmayan, evliliği boyunca çalıştırılmayan kadınların sesi oluyor o an. "Zaten verilen nafakalar bir kadının hayatını idame ettiren bir tutar değil" diyerek, nafakanın bir zenginleşme aracı değil, derin bir yoksulluktan sağ çıkma mücadelesi olduğunu hatırlatıyor. Sibel'in "Evlenmek bir sorun, boşanmak ayrı bir sorun" tespiti, kadınların bu düzendeki sıkışmışlığını en yalın haliyle özetliyor. 

‘Mesele boşanma ihtimalinin ortadan kaldırılması’

Tartışmanın seyri, tam da emeğin tarihi ve kadının toplumsal statüsü üzerine kafa yoranların net bir şekilde göreceği o resme kayıyor. İktidarın, birkaç "kötüye kullanım" örneğini devasa bir kampanyaya dönüştürerek nafaka hakkını şeytanlaştırması tesadüf değil. Devlet, kadınların yoksulluğunu çözecek, istihdamdaki eşitsizliği giderecek veya çocuk bakımı yükünü kadının sırtından alacak hiçbir sosyal politika üretmeden; var olan bir hakkı gasp etmenin yollarını arıyor. Mesele nafakanın kendisi değil, kadının boşanabilme ihtimalinin ortadan kaldırılması. 

Grupta da isabetle belirtildiği gibi, iktidar nabız ölçüyor ve yandaş medyanın köpürttüğü algı operasyonlarıyla kadınları yavaş yavaş bu hak kayıplarına alıştırmaya çalışıyor. Çünkü süresiz nafakanın kaldırılması girişimi kadınların medeni kanunla kazandığı haklara yönelik sistematik ve politik bir saldırının en belirgin örneği.

Bugün "aile yılı" gibi isimlerle cilalanan, aileyi kutsayıp kadını sadece o yapının içinde tanımlayan politikaların amacı çok net: Kadını, şiddet görse de, mutsuz olsa da o evlilikten çıkamayacak kadar çaresiz ve ekonomik olarak bağımlı bırakmak. Süresiz nafaka başta olmak üzere medeni haklarımızın tırpanlanması, iktidarın kendi makbul kadın modelini yaratma ve o kutsal aileyi her ne pahasına olursa olsun ayakta tutma planının bir parçasıdır. Ancak bu hakları bizlere kimse bahşetmedi, her biri uğruna bedeller ödenerek kazanıldı. Biliyoruz ki hayatımızı kuşatan bu politikaları değiştirmek, kadınları eve ve yoksulluğa mahkum eden bu düzeni yıkmak ancak sokakta, yan yana ve örgütlü mücadelemizle mümkün olacaktır.

Fotoğraf: Unsplash


Editörden