Sennur sezer yaşıyor; Dirençle...
Sonra bir işçi evinin duvarındaki takvim sayfasından gülümseyen yüzünü ve dizelerini görüyorum; ezilen, sömürülen insanı sınıf kardeşleriyle birleşmeye ve mücadeleye çağıran; Sennur Sezer

Sennur Sezer’in, bir sonyaz günü, beklenmedik gidişinin üzerinden iki yıl geçti. Ne var ki o hep aramızda, yaşamın içinde. Çünkü bir şair şiirleriyle, kitaplarıyla sürdürür yaşamını. Evrensel gazetesinin, Hayat Televizyonu’nun üretildiği mekanda bir masa başında, Evrensel Basım Yayın binasındaki küçük odasında, 1 Mayıs yürüyüşlerinde artık sözünü, sohbetini duymasak da, içten gülüşlerini görmesek de onun yaşadığını duyumsuyorum. Şiirleriyle, kitaplarıyla, örnek mücadelesiyle, kısacası onu oluşturan kişiliğiyle öyle çok karşılaşıyorum ki yaşamın içinde; yaşadığını duyumsuyorum her defasında. Örneğin, yaşamı boyunca içinden gelip iç içe yaşadığı, şiirini adadığı işçilerin dilinde, emeğinde yaşıyor. Bir yürüyüşte, işçi direnişinde karşıma çıkan pankarttaki dizelerinde görüyorum onu:

“Bir sözle kuruldu dünya
Hep o sözü aradım ve buldum:
Emek”

Sonra bir işçi evinin duvarındaki takvim sayfasından gülümseyen yüzünü ve dizelerini görüyorum; ezilen, sömürülen insanı sınıf kardeşleriyle birleşmeye ve mücadeleye çağıran:

“Heyhey de hey
Bir sabahın üç kapısı var göğe
Biri korku
Çal yere,
Emek senin umut senin
Korku ne
Yeter ki elin ellere kavuşsun”


Sennur Sezer yaşıyor; bazen bir mahkeme önünde, bazen kadınların hak arama mücadelesinde çıkıyor karşımıza. Şiirlerinde en çok da yaşamı iki kez üretirken iki kez ezilen kadınlara ses olmuştur çünkü. Direnç Şiirleri ve Bir Annenin Notları kitaplarında yer alan Kartopu, Kimlik Kartı, Dalgın, Dışında Olmak Kavganın, 23 Nisan 1972, Bir Annenin Notları, Hacer, Annem ve Kuşlar, Peyman’ın Yüzü Nerede?, Bir Akşamüstü, Pazar Yerinde Bir Öğle Üstü, Mektuplar, İfademdir, Trenler Geçiyordu, Afiş, Bir Halk Türküsünden, Eviçi Şiirleri, Yanlış Kadınlar Ezgisi, Kadının Akşam Duası başlıklı şiirlerinde kadınların yaşadıklarına yakın tanıklığın yanı sıra onların duygularını dile getirmiştir.
Sennur Sezer yaşıyor; ak tülbentlerini sarıp oğullarının kızlarının yaşamı için mücadele eden Kürt kadınların yaşam arayışlarında; aralarında, yanı başlarında dizeleriyle. Kirlenmiş Kağıtlar, Dilsiz Dengbej ve Akşam Haberleri kitaplarındaki şiirlerinde de yaşamın çeşitli alanlarından kadınların, genç kızların; cinsiyetlerinin yanı sıra farklı dil ve kimlikleri nedeniyle baskılanan kadınların yaşamlarına tanıklık etmiştir. X artı 1, Kenger, Gülo, Boşnak Gelini bu şiirlerinden bazıları...
Sennur Sezer yaşıyor; Kirlenmiş Kağıtlar adlı kitabındaki aynı adı taşıyan şiirindeki şu dizelerle yaşamlarına tanıklık ettiği kadınların yaşama ve özgürleşme mücadelesinde görüyoruz onu:

“Kadınlar, ki yoklukları fark edilir olsa olsa. Kadınlar, bir yazma, bir renk, bir devinim… Karıncalar kadar olağan... Payları karıncalar kadar hayatta. Göçerler, trenleri tanımadan. Selvisiz ve söğütsüz bir ıssızda, katar katar hece taşları.”


Sennur Sezer’in şiirlerinde eşi, oğlu öldürülmüş kadınların, kendileri öldürülmüş kadınların acılarına tanıklığın yanı sıra, kadınların dirençli sesi vardır. Doğum sancısı ve acıları çeken bir kadınla toplumsal yaşamın sancılarını özdeşleştirmiş ve dirençli olmak gerektiğini vurgulamıştır. Doğuran Bir Kadına Direnç, Vurulan Arkadaşın Eşine, Notlar V bunlardan bazılarıdır.
Sennur Sezer yaşıyor; kadınlar, yaşam ve özgürleşme mücadelesinde onun şiirlerini yol arkadaşı yapıyorlar; EKBD bülteninden Ekmek ve Gül’e, dergilere yazdığı yemek tariflerinden yararlanıyorlar. Cevap adlı şiirinde kendisini anlatırken söylediği yemek tariflerinden...

“Besleyici ucuz yemek tarifleri toplarım
bayılırım dedikoduya
kocamı kıskanırım
Güzel işe yaramaz şeyleri biriktirim
Paket bağlarını atamam
Gözlerim hemen dolar
Yüreğim dopdoludur
Oya yapmasını bilmem de
Dizeler karalarım
O kadar”