Öğretmenlerin talebi net: Atama hakkı, insanca yaşayacak ücret
‘Bugün, ilk bakışta bir avuç öğretmenin direnişi gibi görünen ancak ülkenin dört bir yanında binlerce öğretmeni harekete geçiren mücadele sürüyor.’

14 Haziran Pazar günü Öğretmen Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin çağrısı ile Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkarak Ankara’da buluştuk. Yıllardır gasbedilen kazanılmış haklarımızı istedik, mücadelemizde kararlıydık ve vazgeçmeye de hiç niyetimiz yoktu. Taleplerimiz netti; yıllar önce elimizden alınan taban maaş hakkımızın iadesi, mülakat mağduru öğretmenlerin mağduriyetlerinin giderilmesi.

Pazar sabahı 200’e yakın öğretmen büyük bir heyecanla buluştuk. Polisin tavrı beklediğimizden çok daha sert oldu. Alana girer girmez sendika genel başkanımız gözaltına alındı; hiçbir müzakere yapılmadan polisler ite kaka, darp ederek, şiddetle arkadaşlarımızı gözaltına aldı. Öğretmen arkadaşlarımızın anneleri vardı yanımızda, bebek arabasında çocuğuyla gelmişti bir kısmı. Anneler en önde kendi pankartı ile duruyordu, bizler arkalarında. “Çocuklarımız her daim yanındayız, onların mücadelesi bizim mücadelemiz” dediler. Yıllardır gözü gibi korudukları çocuklarına yapılan polis şiddetini engelleyebilmek için canla başla mücadele ettiler. Kadın erkek, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden insanlar yerde sürükleniyor, kalkanlarla müdahale ediliyordu. Baş örtülü kadınların örtüsünü çektiler, anneleri gözaltına almaya çalıştılar.

Bir tarafta “Bizler öğretmeniz, sizlerin çocuklarınıza ders veriyoruz” diye haykıran öğretmenler, bir tarafta “Ben öğretmen yetiştirdim, vatana millete hayırlı evlat olsun” diye ağlayan anneler. Karşılarında ise müdahale ederken aynı zamanda atanamadığı için polis olduğunu söyleyen kolluk güçleri. Sonuç; 41 gözaltı, daha kararlı öğretmenler ve ileriye taşınacak bir direniş oldu.

Ertesi gün çok daha kararlı, daha öfkeli bir şekilde demokratik kitle örgütleri ve milletvekilleri ile Kurtuluş Parkı’nda buluştuk. Bir grup arkadaşımız otelde iken çıkmalarına izin verilmedi. Kurtuluş Parkı’nda yine aynı müdahale, yine aynı şiddet vardı. Annelerimize biber gazı ile müdahale edildi. Başından beri mülakat mağduru öğretmenleri, baş örtülü meslektaşlarımızı sendikamızdan ayırmaya çalışan kolluk güçleri; bizim öğretmen olmadığımızı, her birimizin birer provokatör olduğunu söyleyerek direnişimizi bölmeye, kararlılığımızı kırmaya çalıştı. Gün sonunda ise açlık grevi kararı alındı.

Direniş günlerce devam etti, her geçen gün müdahaleler daha da sertleşti. Kadın arkadaşlarımız yerlerde sürüklendi, biber gazı solumaktan bayıldı. Vücutlarında morluklar oluştu, yaralar açıldı. Bazı arkadaşlarımız o sömürü çarkının içerisinde geçinebilmek için, işten atılmamak için şehrine dönmek zorunda kaldı. Ankara’da yakılan direniş ateşini, yaşadığı şehre dönen her öğretmen bulunduğu kente de taşıdı. Yürüyüşler yapıldı, açıklamalar düzenlendi.

Öğretmenlerin istediği şey çok açık. İnsanca yaşayacak koşullar ve insanca yaşanacak ücret. Yıllardır kurslarda, kolejlerde sömürülen öğretmenler özel sektör bataklığının düzeltilmesini istiyor. Mülakat yüzünden atanamayan, puanı düşürülen öğretmenler haksızca ellerinden alınan atama haklarının iadesini istiyor. Ve bugün tüm Türkiye’yi ayağa kaldıran, ilk bakışta bir avuç öğretmenin direnişi gibi görünen ancak ülkenin dört bir yanında binlerce öğretmeni harekete geçiren mücadele sürüyor ve haklı talepler karşılanana kadar her alanda örülmeye devam edeceğini gösteriyor.

Fotoğraf: Evrensel


Editörden