MESEM bir çocuğu nasıl dönüştürdü?
‘MESEM programı pek çok çocuğa ve ailelerine hayal satıyor, var olan potansiyelleri sömürüyor, çocukluktan gençliğe adım atılan o hassas yıllarda çocukların kendini tanımasına alan tanımıyor.’

Ben MESEM’li bir çocuk işçinin ablası olarak kardeşim üzerinden MESEM’in bir çocuğu nasıl dönüştürdüğüne en yakından şahit oldum. Öncelikle kardeşimin MESEM’e kayıt olma hikayesi, ekonomik krizle ve işsizlikle başlıyor. Pek çok kişi gibi biz de MESEM’i okula gitmek istemeyen, derslerinde başarılı olmayan öğrencilerin meslek öğrendiği bir alan gibi tanıyorduk. Fakat kardeşimin okumak istememesi veya derslerinde başarısız olduğu bir durum ortada yoktu. Onu MESEM’li yapan etkenler üniversite mezunlarının işsizlik oranları, Avrupa'da işçi olup Türkiye'den uzaklaşma hayali, geleceğinde yaşayacağı geçim derdi olmuştu. Tabi bunları 13-14 yaşlarındaki bir çocuk oturup düşünmedi, karar babası tarafından verildi. Annemiz buna karşı çıktığı halde mevcut ekonomik durumda o da en mantıklısının bu olduğuna karar vermiş, MESEM’den sonra dilerse üniversite okuyabileceğini düşünüp kendini rahatlatmıştı.

MESEM’de elektrik bölümüne başlayan kardeşim bölümünü ve mesleğini sevmişti. Bu konuda başarılı olup özgüveni artarken meslek dışındaki alanlarda öz güveni düşmekte ve önceden ilgi duyduğu pek çok alanı kaybetmekteydi. Örneğin; MESEM’e başlamadan önce çok sosyal bir çocukken, sonra bunu kaybetmişti. Çünkü çok çalışıyor, çalışmadığı zamanlarda da evde dinlenmek istiyordu. Ayrıca çok çalıştığı için yaşıtlarının gündemi olan pek çok konuya yetişemiyor ve yaşıtlarıyla iletişim kurmakta zorlanıyordu.

MESEM hiçbir zaman tercih meselesi olmadı

En belirgin değişimlerden biri ise hayallerinin yok oluşu oldu. Geleceği düşünülüp MESEM’e kaydettirilmiş bir çocuğun gelecek hayalleri yok; hayal kırıntıları başladığı an gerçeklik yüzüne tokat gibi çarpıyordu. Örneğin ara ara üniversite okuma hevesine kapılıyor fakat çabucak bunu yapamayacağını çünkü üç senedir sadece çalıştığını, ders görmediğini söylüyordu. MESEM’li öğrenciler haftada bir gün okula gidip on saat ders görüyorlar fakat bu dersler hem çocukların yorgunluğu hem ders programının işlevsizliği nedeniyle oldukça verimsiz geçiyor. Haftalık on saatlik eğitimde iki saat matematik, dört saat din kültürü dersleri olunca öğrenciler açısından üniversite sınavına hazırlanmak çok uzak bir ihtimal olarak kalıyor. Ayrıca din kültürü dersleri yüz yüze okulda verilirken; tarih, edebiyat gibi dersler online eğitimle veriliyor. Fizik, kimya, biyoloji gibi dersler ise hiç yok. Oysa MESEM'den mezun olanın üniversiteye de girebileceği iddiası, velileri MESEM konusunda ikna eden önemli etkenlerden biri.

MESEM programı pek çok çocuğa ve ailelerine hayal satıyor, var olan potansiyelleri sömürüyor, çocukluktan gençliğe adım atılan o hassas yıllarda çocukların kendini tanımasına alan tanımıyor. Onları şantiyelerde, fabrikalarda, atölyelerde esir ediyor. Henüz karar verme mekanizmaları oturmamış çocukları, bunların kendi kararları olduğuna ve MESEM’in bir tercih meselesi olduğuna ikna ediyorlar. Fakat MESEM’li olmak bu program ilan edildiğinden beri, hiçbir zaman tercih meselesi olmadı.

Yaz tatilinde bir ay iznimiz olsun
MESEM’li bir çocuk
Ankara-Sincan
Yazın bence her MESEM'li genç izin kullanmalı. Çünkü bizim de ailemiz var, biraz vakit geçirmek bizim de hakkımız. Kurban Bayramı'nda üç gün izin kullandık. Haftada sadece salı günü izinliyiz ve dinlenemiyoruz. Yaz tatilinde bir ay izin kullanma şansımız olsa ama bu devamsızlığa işlemese istiyorum.


Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden