Banyodaki şey’i oraya kim koydu?
‘Temizliğe gittiği evde ferahlatıcılı, aromalı şeyi bulup eve getiren sonra kocasının banyo dolabında bulmasıyla yakalanan Ayşe ne yapacağını şaşırmış.’ Buyurun Ayşe’nin yeni maceralarına…

Nerede kalmıştık... Hah; temizliğe gittiği evde ferahlatıcılı, aromalı şeyi bulup eve getiren sonra kocasının banyo dolabında bulmasıyla yakalanan Ayşe ne yapacağını şaşırmış.

- Bacımmm adam Ayşeee diye bağırınca nasıl korktum. Önce bir şey oldu sandım, kız anam bir baktım ki elindekini bana doğru uzatmış, “Bu ne? Bunun bizim banyoda ne işi var?” diye sinirli sinirli soruyor. (Ayşe’nin evinde her adım başı aksiyon var)

“Eeee ne dedin adama?” diye merakla soruyoruz. Zeynep’e dönüp bir daha Ayşe’ye gelirken çekirdeğimizi de alıp gelelim diyorum, gülüşüyoruz. Ayşe kızıyor,

- Gülmeyin beee, o an şoka girdim hiç onun bulunacağını düşünmemiştim. Bu Ahmet oradan ne getirsem sürekli kızıyor bana, şimdi durduk yere gene kavga çıkmasın diye inkâr etmeye karar verdim.

- Ayşe adamın elinde somut delil var, ki sen de o evde sabıkalı sayılırsın, nasıl inkâr ettin, senden korkulur...

 “Heee kızzz sorma, dur anlatacağım” deyip çaylarımızı tazeliyor.

“Baktım Ahmet çok sinirli hemen şaşırmış numarası yaptım. Aaaaaa o ne dedim? O sinirlendikçe ben inkara girişiyorum bilmiyorum haberim yok bu nereden gelmiş ki bizim banyoya, diyorum. Yüzümde de çok şaşırmış ifade olsun diye uğraşıyorum. Bu, benim haberim olmadığına inandı sakinleşti. Geldi mutfak masasına oturdu, o şeyi de masaya koydu, düşünüyor. Kız aslında benim kocam iyi beeeee, baksana nasıl inandı bana. (Biz hâlâ gülüyoruz Ayşe senden gitgide korkmaya başlayacağız artık, eee diyoruz sonra ne oldu?) Anam bu durdu durdu birden bana baktı, Mehmet dedi, (Mehmet Ayşe’nin büyük oğlu, 17 yaşında) ne Mehmet’i dedim. Bunu sakın Mehmet eve getirmiş olmasın, demez mi? Adam bu sefer daha da sinirlendi, ‘Bu çocuk bunu ne yapacak? Bu yaşta ne bu? Bunu niye eve getiriyor? Bu çocuk ne işler çeviriyor?’ demez mi! Demek ilk sorduğunda ben getirdim desem daha az sinirlenecekti.”

AYŞE’NİN BAŞI HİÇ AĞRIMIYOR

Ayşe, sen artık bu işlerden biraz vaz mı geçsen, diyorum. “Saçmala, ne yapıyorum ki ben. İnsanlar hep alışmış kadınlar istemez, kadınların başı ağrır. Hayır, yok öyle bir şey benim başım hiç ağrımıyor” diyor. (Ahahaaaaa haahaaaaaa biz Zeynep’le yine gülme krizine girdik.) “Ayşe hiç başın ağrımıyor mu gerçekten?” “Kız yok normalde ağrıyor da hani onun için derler ya istemem başım ağrıyor diye, işte benim hiç ağrımıyor. Bir gün bana sorsa sırf başım ağrıyor demek için, istemem başım ağrıyor diyeceğim. O lafı söylemeden yaşlanacağım, çok gözümde kaldı. Bir kere başım ağrımasa da ağrıyor desem mutlu olacağım…” Zeynep diyor ki, “Kız senin yüzünden sürekli adamın başı ağrıyor. Adam sürekli başına bir iş gelmesin diye tetikte geziyor.” Hep birlikte gülüyoruz. Kahkahalarımıza sokaktan geçenler dönüp bakıyor.

“Ahmet abinin aklına Mehmet nasıl geldi?” diyorum. “Anam ne bileyim? Evde mi, diye sorunca telaşlandım, bu sefer çocuk benim yüzümden suçlanacak. Çocuk o şeyi görecek offff of işler iyice karıştı. Dur beee, dur hemen çocuğa bağırma ders çalışıyor küçücük çocuk bunu ne yapsın onunla alakası yoktur, dedim. Dedim ama kafamın içinde de ne desem ne desem düşünüyorum. Ahmet gene sinirlenmeye başladı, “Bu bizim evde ne geziyor Ayşeeeeeeee!” O öyle bağırınca birden aklıma geldi. “Aaa” dedim yine hafif şaşırarak, “Acaba bunu Hakan’lar mı banyoda unuttu?” (Hakan Ayşe’nin erkek kardeşi)

İHALE HAKAN’A KALDI

“Ayşeeee yerim senin şaşırmanı. Sen ne fenasın kız, kardeşin Hakan’ı da meseleye dâhil ettin bravo.” “Ayyy ne yapayım yaaa anladım, bu Ahmet’e ben getirdim desem daha da sinirlenecek. Kardeşim ve karısı şehir dışında yaşıyorlar, geçen hafta sonu iki günlüğüne bizi görmeye gelmişlerdi, iki gün kalıp gittiler. Birden onlar aklıma geldi. Daha yeni evliler, düğün borcu bitene kadar çocuk olsun istemiyorlar. Hatta onlarla kahvaltıda da bu konunun sohbeti geçmişti. Ne diyeyim eve girip çıkan hiç yabancı kimse yok ki.” (Zeki kadınsın Ayşeee) Ahmet durdu sakinleşti. ‘Allah Allah’ dedi, sonra ‘Aman onlar da... Misafirlikte olur mu böyle bir şey, hem ya çocuklar görseydi, bu ne deselerdi. Sen uygun bir dille konuş Ayşe, evde çocuklar var felan....’ Üfffff bir saat konuştu. Bir kahve yaptım, içti, baktım sakinledi. ‘Lan madem onlar unutmuş biz kullanalım mı’ dedim. (Ahahaha hahahaha Ayşe sen gerçekten uslanmazsın) Manyak gene bağırıp çağırmaya başladı, aman tamam be hadi kalk işine git dedim, gönderdim, sonra da siz geldiniz işte…”

“Oooo Ayşe demek daha dumanı üstünde aksiyona denk gelmişiz. Valla sana ne zaman gelsek acaba Ayşe bu hafta ne yaptı diye merakla geliyoruz. Hem daha önce bildiğin şey, ne diye daha eve getiriyorsun” diyorum. “Evet ama ferahlatıcı aromalı, ne farkı var onu merak ettim” diyor. “Kızzz aslında ben kötü birisi değilim yaaa kocamı çok seviyorum, ne yapayım gidince bakıyorum zenginler hep kullanıyor onlar yaptığına göre demek ki iyi bir şey diye düşünüyorum…” (Aslında tüm bu yaşanılanların altında Ayşe’nin kocasının ilgisizliği var, biliyoruz.)

AYŞE’NİN ÜNÜ

“Hem fena mı dergiyi okuyan tüm kadınlar seni ve maceralarını merak ediyor, her ay okuyup gülümsüyor, iyi bir şey yapıyorsun, kimse seni yargılayamaz” diyorum. “Kızzzz ben ünlü müyüm gerçekten?” diyor. “Evetttt dergiyi okuyan tüm kadınlar seni tanıyor” diyorum, gülüyor. “O zaman bana imza günü düzenleyin herkesle tanışmak istiyorum” deyince, ben “Tamam dur hemen dergi editörünü arayayım” diyorum. Koşup elimden telefonu alıyor, “Yok yok şaka yaptım” deyince ben, “Ben de şaka yaptım” diyorum, gülüyoruz…

“Fatoş o zaman sana dergiye yazman için bir şeyler anlatabilirim” diyor. “Yok artık Ayşeeee gene ne oldu” diyorum. “Yok yok daha bir şey olmadı ama olabilir” diyor.

“Ben geçen gün o zengin eve gittim ya bir şey gördüm ama şimdi söylemem önümüzdeki hafta temizliğe gittiğimde alabilirsem bir tane alacağım, dur bakalım inşallah alabilirim.” Zeynep’le bakışıyoruz, “Ayşe gene başına bela alma ne gördün, ne alacaksın” diyoruz. “Yok söylemem ama bu seferki çok değişik bir şey. Onu alırsam kesin Ahmet anlamadan kullanabilirim…”

“Ayşe adam evi terk edecek bir gün” diyorum, gülüşüyoruz. Ben de çok merak ediyorum “Ne olabilir ki acaba?” diye sorunca “Söylemem haftaya kadar bekleyeceksiniz” diyor. İyi madem bekleyelim görelim Ayşe!

Gelecek Sayı: Ayşe’nin yeni denemesi!

Fotoğraf: Canva