Kurumlar haberdardı, koruma mekanizmaları işletilmedi | SES Emek Hareketi'nden emekçilere çağrı
Fatma Nur ve kızı Hira korunabilirdi. Riskler biliniyordu, kurumlar haberdardı. Koruma mekanizmaları işletilmedi. İhmalin üzeri örtülmesin; sorumlular açıklansın, hesap verilsin.

Çok üzgünüz, acılı ve öfkeliyiz. Fatma Nur ve kızı Hira; çocukları ve kadınları koruması gereken kurumlar, onlar henüz farkında değilken bile güvenliklerinin tehlikede olduğunu fark etmek ve onları korumakla yükümlüdür. Riskleri bilmek, bunları tespit etmek, onlara bunu anlatmak, gerekli tedbirleri planlamak profesyonel bir iştir ve bu sorumlu kurumların asli görevidir. Oysa kadınlar artık kendileri fark ediyor başlarına gelebilecekleri... "Öldürüleceğim beni koruyun" çığlıkları ile destek arıyor, "Ben ölünce mi geleceksiniz?" diye soruyor. Seslerini duyan ve desteğe koşansa yine kadınlar ve onların örgütleri oluyor, zaten kadınların çağırdığı da kurumlar olmuyor çoğu zaman. Fatma Nur da istismara uğrayan kızı Hira için mücadele ederken başına neler gelebileceğinin farkındaydı; bunu defalarca anlatmıştı. Mayıs ayında kızının duruşması vardı; o da nöbet tutuyordu; "Mayıs ayına kadar yaşayacağımı düşünmüyorum" dedi. Tehditler alıyordu, "Başıma bir şey gelirse intihar diye düşünmeyin" dedi. Dedi, anlattı... Ve korunmadı. Mayıs ayına kadar yaşayamadı... Fatma Nur, kendisini ve kızını istismar ettiğini söylediği evli olduğu erkeğin yönetici olduğu vakfın tehditlerini ve baskılarını da anlattı. Aynı vakıfta yıllar önce kendi yaşadıklarını paylaştı çokça kez. 

Kendi gibi olmasın istemişti kızının geleceği, kurtulsun, adalet bulsun istemişti. Tehditlere karşı, istismara karşı korunmadı. Fatma Nur ve kızını korumakla yükümlü kurumlar; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı... Fatma Nur'dan ve kızının durumundan zaten haberdardı. En az üç yıldır kızı için mücadele ediyordu Fatma Nur. Adli süreç devam ediyordu. Çocuk hakkında Çocuk Koruma Kanunu kapsamında mahkemelerce verilmiş tedbir kararları vardı. Tüm kurumlar haberdardı, iletişim halindeydi, sorumluydu onlardan. İsteseler koruyabilirlerdi en başından beri. Kız çocuğun ifadesini alan adli uzmanlar, çocuğun babası için kuvvetli istismar şüphesinden tutuklama talep etmişti, uzmanların görüşüne rağmen tutuklanmadı baba. Oysa bu gibi davalarda en önemli kanıttır adli uzman değerlendirmesi ve dikkate alınmalıydı. 

Fatma Nur ve kızının ihtiyaçlarını anlamak için daha kapsamlı, daha etkin incelemeler yapılabilirdi. Detaylı risk değerlendirmeleri yapılabilirdi, daha etkin hizmetler planlanabilirdi. Kapsamlı bir koruma programı uygulanabilirdi güvenlikleri için. Fatma Nur'un avukatının verdiği bilgilerden bunların yapılmadığını net olarak anlıyoruz. 

Kurumların resmi açıklamalarında da tersi bir iddia yer almıyor zaten. Belli ki tercih onları korumaktan değil, söz konusu vakfı ve yöneticisini korumaktan yana yapılmıştı. Bir kadın ve çocuk daha, desteklenen ve destek alınan karanlık güçlerin bekası uğruna kurban edilmişti. Hem çocukların hem kadınların korunmasından sorumlu olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açıklaması ise böylesine önemli bir olayın ardından yapılacak bir açıklama ciddiyetinden tamamen uzaktır. Bir kadın ve bir çocuğun ölümünün ardından yapılan açıklamada bırakın üzüntü kırıntısını, başsağlığı dileği göremediğimiz gibi, kurumun kendini koruma ve bu uğurda hayatını kaybedenleri sorumlu tutmayı dert edinmiş olduğu anlaşılan bir açıklamadır. Tüm kurumların bu konuda yapılan çalışmaları, yapılan ve yapılmayan yönleri ile kamuoyu ile paylaşmaları, sorumluları belirlemeleri ve hesap vermeleri gerekmektedir. Çocukların ve kadınların korunmasını sağlamakla yükümlü olan kurumlarda politikaların ne olacağının, koruma mekanizmalarının ne şekilde ve hangi sınırda işleyeceğinin büyük oranda siyasi iktidar tarafından belirlendiğini biliyoruz. Bu politikaların ve mekanizmaların yapısal sorunları ve eksiklikleri olduğunu biliyoruz.

Diğer yandan, buralarda görev yapan binlerce emekçi olduğunu da biliyoruz. Kadınları ve çocukları korumaya çalışan, işini en iyi şekilde yapmayı dert edinen, mesleğinin sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan, bunu yaparken kendi kurumu ile karşı karşıya gelen, zarar görme ihtimaline rağmen görevini yerine getiren çok değerli emekçiler var. İşini yapmaya çalışırken yalnız hisseden, bazen umutsuzluğa düşen, tükenmişlik yaşayan, desteğe ihtiyaç duyan; ücreti yeterli gelmeyen, iş yükünde bunalan, yine de işine tutunan... Bizler, sadece kurumların sorumluluklarını, ölümlerdeki ihmallerini sıralayarak durumu açıklayamayız. Buralarda görevli olan biz emekçilere de kadınların ve çocukların korunmasında, bunu sağlayacak mekanizmaların etkili şekilde işletilmesinde, politikalara etki edebilmekte çok önemli sorumluluklar düşüyor. Çok fazla sendika ile bölünmüş halde iken bunu başaramayacağımız açık. Sendikal ayrımları ve diğer tüm ayrımlarımızı bir yana bırakarak, kadınların ve çocukların korunması için de birleşmeli, etkili şekilde kurumlarımızda mücadele etmeli, hizmetlere yön verebilecek güç haline gelmeliyiz.

İlgili haberler
Fatma Nur ve kızı İkra'nın tabutlarını kadınlar omuzladı

Fatma Nur Çelik ve kızı İkra'nın Hidayet Camii'nde cenazesi gerçekleşiyor, cenazeler Ihlamurkuyu Mezarlığı'na defnedilecek.

Fatma Nur Çelik ve kızı ölü bulundu: 'Başıma bir şey gelirse intihar demeyin' demişti

Cinsel istismara uğradı, evlendirildi, kızı oldu, aynı adam tarafından cinsel istismara uğradı, 'başıma bir şey gelirse intihar demeyin' dedi... Devlet susturmaya çalıştı, vakıf tehdit etti.

‘Bahar Taş’a ne oldu?’ sorusu hâlâ yanıtsız bırakılıyor

Bahar Taş’ın şüpheli ölümünde 3 hafta geçti. Kan testleri 25 gündür dosyada yok. Aile, soruşturmanın ağır ilerlediğini belirterek ihmale tepki gösteriyor.


Editörden