Kaldırılan reklam: Kimin annesi olduğuna değil, nasıl yaşadığını tartışalım
Anneler Günü reklamları kadınları hâlâ mutfak ve temizlikle tanımlıyor. Tartışılması gereken “kimin annesi” değil, kadınlara neden ev içi angaryanın kutsal bir görev olarak dayatıldığıdır.

Önümüzdeki pazar anneler günü. Reklamlar da bugünün anlam ve önemine uygun olarak ekranlarda yerini almaya başladı. Annelerin "ihtiyacı" olan ev ürünleri için yarış başladı. "Bu sene bir mutfak robotu mu alsam da annem rahat etse, yoksa güzelinden bir robot süpürge mi?" Reklamların gösterdikleri biraz da bunlar gibi sanki. Çünkü anne demek mutfak demek, temizlik demek, ev içi angarya demek. E böyle olunca reklamların da ev aletleri satan firmalar tarafından yapılıyor olması çok da absürt sayılmaz. Şimdi bu kadar reklam reklam deyince en çok konuşulan, RTÜK’ün inceleme başlattığı hatta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yargıya taşıyacağını duyurduğu o reklam.

İzlemeyen kalmamıştır ama bir hatırlayalım ne vardı reklamda. Bir mağazada iki kadın çocuklarından bahsediyor. Çocuklu evin ihtiyacı olan bir beyaz eşyayı almak için. Sonra bir bakıyoruz ki çocuklardan  biri aslında bir köpekmiş. Zaten çocuğun köpek olduğunu öğrenene kadar bir sıkıntı yok da işte onu gördüğümüz anda tüm tuşlara basıp reklam hedef gösteriliyor. E firma da tam zamanını mı bulmuş canım. Aile on yılı genelgesi yayınlanmışken, dört bir yandan evlenin, doğurun ama doğuracaksanız da öyle sezeyan falan olmaz kampanyaları yürütülürken bir kadını bir köpeğin annesi olarak göstermek kabul edilemezdi, edilmedi de zaten.  Aile ve Sosyal Hizmet Bakanı “Hayvan sevgisi elbette kıymetlidir; ancak bu sevginin, annelik gibi derin ve kurucu bir kavramın yerine ikame edilmesini doğru bulmuyoruz. Oysa hayatın gerçeği de, araştırmalar da açık: Çocuk sahibi olmak insanlara daha fazla anlam, bağ ve aidiyet kazandırıyor” diyerek hem reklamı kınadı hem de ailenin kutsallığına, anneliğin derinliğine vurgu yapmayı ihmal etmedi. Şimdi tüm bu aile güzellemelerine bir de gerçekliklerden bakmak gerekiyor.

İktidar 2025'i aile yılı ilan ettiğindan beri sürekli yeni "kampanyalarla" evliliği ve doğumu teşvik etmeyi amaçlıyor. Şimdi de önümüzde aile on yılı var. Bu sayfalarda çokça kez dile getirdik. Aile yılı, aile on yılı kadınların emeğini ucuzlatmak, kazanılmış medeni haklarını elinden almak ve toplumsal muhalefeti "aile değerleri" üzerinden baskılamak amacıyla kurgulanan stratejik bir hamledir. Bundan sonrası atılacak her adım da bu hamleyi büyütme amacı güdüecek.  

Şimdi bu kadar kutsadıkları aileye, anneliğe bir de gerçeklikle bakalım. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre 2025 yılında en az 294 kadın erkekler tarafından katledildi, en az 297 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen kadınların 203’ü aile içindeki erkek tarafından öldürüldü. Kutsallık atfedilen ailede kadınlar öldürülüyor, "cennet annelerin ayaklarının altında" deniyor ancak kadınlar annelik sıfatı altında evlere kapatılıyor, "sabret" deniliyor, şiddete boyun eğmesi bekleniyor. Ancak unuttukları bir şey var, annelik bir tercih olabilir ancak kadını ev içi angaryanın tüm yükünü sırtlayan ucuz emeğe dönüştüren bir araca dönüştürülemez. İsteyen evindeki hayvanın da annesi olabilir. Karar verecek kişi devlet değildir. Hele ki kadınlar anne olup olmayacaklarına da bir reklam izleyerek de karar verecek değiller. Ancak reklamdan çıkacak bir mesaj varsa da bu mesaj Ahmet Hakan’ın dediği gibi “Ey kadınlar, çocuk sahibi olmanıza gerek yok. Köpeğiniz de sizin çocuğunuzdur. Köpeğinizin annesi olmak size yeter” değil.

Eğer reklam filmini yine konuşmak istiyorsak ki konuşalım bence de. Konuşulması gereken şey kimin annesi olduğu değil anneler gününde neden kadınlara hediye olarak ev eşyası alınıyor bunu konuşalım madem. 


Editörden