Enternasyonal sosyalizm ruhuyla dolup taşan bir yürek: Rosa Luxemburg
‘Rosa, 1898’de kendini tüm varlığıyla proletarya davasına adamak üzere Almanya’ya yerleşti. O tarihten itibaren Avrupa sosyalizmi içindeki belli başlı tartışmalarda önemli bir rol oynadı.’

Polonya’nın Avusturya-Macaristan, Almanya ve Rusya tarafından tekrar tekrar paylaşılması sırasında birkaç kez el değiştiren bir bölgede, en son Çarlık Rusya’sının sultasındaki Zamość kentinde, aydınlanmacı Musevi bir ailede, Lehçe ve Almanca konuşulan bir evde doğdu (1871), kozmopolit bir yapıya sahip Varşova’da büyüdü ve Rusça eğitim veren bir okulda okudu. Bu özellikler, henüz 16 yaşında Polonya’daki sosyalist hareketin ilk nüvelerinden biri olan “Proletarya” örgütünün bir militanı olmasında etken olmuş muydu, bilemeyiz. Ancak Çarlık polisinin takibi ve tutuklamalar dalgası nedeniyle 1889’da yasadışı yollarla iltica ettiği Zürih’te hem okumaya başladığı üniversitede hem de tanıştığı Rus Marksistleri başta olmak üzere pek çok ülkenin politik mültecileri arasında uyum sağlamakta zorlanmadı.

Zürih’te sosyal bilimler ve özellikle de bilimsel sosyalizm alanında kapsamlı ve detaylı çalışmaların sonucunda “Polonya’nın Sanayi Gelişimi” hakkında bir doktora tezi yazdı. Yanı sıra çeşitli fraksiyonlara bölünmüş genç Polonya sosyalist hareketine büyük bir coşkuyla katıldı. Polonya Sosyalist Partisi'nin milliyetçi politikalarına karşı çıkarak, yayın kurulunda yer aldığı “İşçi Davası” dergisi etrafında Marksist bir muhalefet geliştirmeye çalıştı. İşçi Davası grubu daha sonra Leo Jogiches, Julian Marchlewski ve Adolf Warszawski’yle birlikte 1894’te Polonya Krallığı Sosyal Demokrasi'sini kurdu. 1896’da Enternasyonal’in Londra Kongresi’nde Rosa ve arkadaşları bağımsız bir örgüt olarak Polonya’yı temsil etme hakkını elde ettiler. Bu kongreden sonra Rosa, başta Alman Sosyal Demokrat Partisinin teorik yayın organı “Neue Zeit” olmak üzere, çeşitli sosyal demokrat yayın organları için Polonya sorunu üzerine makaleler yazdı.

Reformizme ve revizyonizme karşı

Rosa 1898’de kendini tüm varlığıyla proletarya davasına adamak üzere Almanya’ya yerleşti. O tarihten itibaren Avrupa sosyalizmi içindeki belli başlı tartışmalarda önemli bir rol oynadı. Tüm oportünist ve revizyonist akımlara karşı coşkulu ve ısrarlı bir şekilde mücadele etti. “Sosyal Reform ve Devrim” adlı çalışması reformizme karşı yazılmış güçlü bir Marksist eleştiri olarak öne çıktı. Luxemburg bu eserinde, kapitalizmin bunalımlarının ve çelişkilerinin üstesinden gelemeyeceğini, buna bel bağlayarak kapitalizmin kendiliğinden sosyalizme evrileceğini ummanın Bernstein'ın yaptığı gibi Marksizmin özünü bozmak olacağını yazdı.

Rus imparatorluğunda proletarya 1905'te Çarlık ve kapitalizme karşı ayaklandığında, Rosa bu mücadeleye bizzat katılmaktan kendini alıkoyamadı. Varşova'ya gitti ve aylarca süren yorucu çalışmanın ardından, karşı devrimin ağlarına düşerek hapsedildi. Kaçarak daha da kötü bir kaderden kurtuldu. Bir süre St. Petersburg yakınlarındaki Finlandiya-Rusya sınırında saklandı, burada bir süre aralarında Lenin’in de olduğu Rus mültecilerle bir arada kaldı. Almanya'ya döner dönmez tekrar buradaki mücadelesini sürdürdü. Rosa, Rus işçilerinin kitlesel eylemlerinden çıkardığı derslerle, “Kitle Grevi, Parti ve Sendikalar” adlı bir kitap kaleme aldı. Burada, proletarya devrimi için belli başlı yöntem olarak kitle grevini önerdi.

Rosa Luxemburg’a SDP’nin yeni kadrolar yetiştirmek amacıyla 1906 sonunda açtığı parti okulunda görev alması önerildi. Politik ekonomi ve iktisat tarihi derslerini üstlenen Rosa, dünya savaşına kadar zamanının önemli bir kısmını okula ve üzerinde durduğu konulardan kaynaklanan teorik çalışmalara adadı. Bu çalışmaların ürünü “Ekonomi Politiğe Giriş” yıllar sonra 1925’de yayımlandı.

Emperyalizmin analizi

Basında, mitinglerde ve parti kongrelerinde devrimci ruh ve ona uygun taktikler için savaştı. Rosa Luxemburg artık İkinci Enternasyonal'in önde gelen, etkili isimlerinden biriydi. Luxemburg, 1910 yılında bütünüyle parlamentarist ve reformcu bir çizgi izlemeye başlayan Kautsky’ye, Alman emperyalizmine tavır almaktan kaçınan parti yönetimine karşı şiddetli bir muhalefet başlattı. 1911’de başladığı ve emperyalizm konusundaki düşüncelerini sistemleştirdiği “Sermaye Birikimi” başlıklı çalışması 1913’te savaş öncesinde yayınlandı. Luxemburg’a göre, kapitalizm sürekli güç kullanarak yeni topraklar ele geçirmek zorundaydı. Ancak, tüm dünya ele geçirildiğinde, emperyalistler arası çelişkiler ve emperyalizmle ele geçirilen ülkeler arasındaki çelişkiler dolayısıyla evrensel kapitalist ilişkiler sarsılacak ve sistem kaçınılmaz çöküşe doğru yol alacaktı. Rosa Luxemburg’un bu görüşleri Lenin tarafından eleştirildi. Kapitalizmin kapitalist olmayan ülkeleri sömürme zorunluluğu doğrudur, ne var ki bu kapitalizmin iç çelişkilerinin tümüyle ortadan kalkıp yerine dış çelişkilerin geçeceği anlamına gelmez. Bunun yanı sıra, kapitalizmin emperyalist aşaması, Lenin’e göre, bir yayılmanın yanı sıra çözülmenin de belirtisidir.

Savaşa karşı sosyalist tutum

Birinci Emperyalist Dünya Savaşı patlak verdiğinde proleter enternasyonalizm ruhuyla tarihsel durumu ve tehlikelerini derinlemesine ve keskin bir şekilde değerlendiren Rosa için, 4 Ağustos'ta 1914’te savaş kredilerini onaylayan sosyal demokrat liderliğin çöküşü sürpriz olmadı. Tek bir dakika bile kaybetmeden, Sosyal Demokrasi içinde ayakta kalmış ve sarsılmamış tüm güçleri amaçlı bir eylem için bir araya getirmek üzere azami enerjiyle harekete geçti. Parti önderliğiyle Reichstag fraksiyonunun sosyalist ideallere ve ilkelere ihaneti protesto ve mahkum eden bildiriyi sadece Karl Liebknecht, Rosa Luxemburg, Franz Mehring ve Clara Zetkin imzaladı.

Rosa, “Junius Broşürü” olarak bilinen makalesinde ve diğer yazılarında Sosyal Demokrasi’nin şoven milliyetçi tutumunu ihanet olarak niteledi. Karl Liebknecht, Leo Jogiches ve Franz Mehring ile birlikte kurduğu Spartaküs Birliği Savaşın büyük bölümünü hapishanede geçirmek zorunda kaldı. Hapishane yıllarında, Lenin, Troçki ve Bolşeviklere sempati ile bakan ve onların sosyalist devrimini destekleyen fakat toprak, ulusal sorun gibi politikalarını eleştiren “Rus Devrimi” adlı eserini yazdı. 1918 yılı sonlarında serbest bırakıldı ve Alman devrimine katıldı. Berlin’deki ayaklanma girişiminin bastırılması sırasında 15 Ocak (1919) Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in Alman karşı devrimi tarafından hunharca katledilmesi enternasyonal sosyalizmin ağır kaybı olarak tarihe geçti.

Fotoğraflar: Wikimedia Commons

İlgili haberler
GÜNÜN BELLEĞİ: Rosa Luxemburg 100 yıl önce bugün katledildi!

Rosa Luxemburg, yüz yıl önce bugün şiddetle bastırılan Spartaküs ayaklanmasının ardından kolluk güçlerince vahşice öldürüldü.

Luxemburg’un mirası

Luxemburg, kadınların kurtuluşunu sınıf mücadelesinden koparmadı. Oy hakkından burjuva feminizmine uzanan tartışmalarıyla, sorunun üretim ilişkilerinden ayrı ele alınamayacağını ısrarla savundu.

Ben Rosa Luxemburg

Tiyatro sanatçısı Jülide Kural’ın yazıp, yönettiği ve tek başına oynadığı Ben Rosa Luxemburg oyununu, oyuna dair merak edilenleri konuştuk.


Editörden