Pazartesi akşamı Trump’ın “İran’a yönelik saldırları tamamladık” minvalindeki açıklamasının hemen ardından Tahran’a son 11 günün en ağır saldırı dalgası gerçekleşti. Tahran’ın elektrik üretim tesisleri ve altyapısı ABD tarafından bombalandı ve 15 milyonu aşkın nüfusuyla başkent karanlığa gömüldü. Elektrik kesintilerinin çok geniş çaplı olması nedeniyle devlet kanalları yerel mesajlaşma uygulamaları üzerinden elektrik kesintisi ile ilgili acil durum mesajları yayımladı.
Yine pazartesi akşamı ABD-İsrail saldırıları Sulduz ilçesindeki Haydarabad Organize Sanayi Bölgesi’nde, bir un ve nişasta fabrikasını hedef aldı: Gece vardiyasında çalışan dokuz işçi hayatını kaybetti, bir işçi hâlâ kayıp.
Sadece başkemt değil Merivan’a düzenlenen bombardıman sırasında, hamile olan 30 yaşındaki Mitra Celilavi, 34 yaşındaki Ferzad Bazergan ve 4 yaşındaki Karen Bazergan adlı aile üyeleri hayatını kaybetti. Aynı gün Kamyaran şehrinin bombalanması sonucu 14 yaşındaki Mahan Zarei de hayatını kaybetti.
Tahran’ı Gazzeleştirme planı
Geçtiğimiz yaz aylarında İsrail’in 11 gün boyunca İran’a karşı sürdürdüğü saldırılar sürecinde de İran’ın sanayi kentleri ve gıda fabrikaları hedef alınmıştı. ABD ve İsrail’in Tahran’ı “Gazzeleştirme” planı, yeni insanlık suçlarıyla devam ediyor.
İsrail’in Tahran’da da “beyaz fosfor” kullandığına dair bilgiler İran medyasında yaygınlaşıyor.
İsrail daha önce de uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak Gazze’de “beyaz fosfor” kullanmış, binlerce Filistinlinin ölümüne ve engelli kalmasına neden olmuştu.
Perşembe gece ise Tahran’dan 46 kilometre mesafedeki Kerec ilinin bazı bölgelerine yönelik bombardımanları gösteren videolar, İsrail’in yasaklı bir silah kullandığına dair ihtimalleri ciddi şekilde güçlendiriyor. Beyaz fosfor bombaları patladıktan sonra oksijenle reaksiyona girerek 800°C’ye kadar sıcaklık üretiyor. Bu maddeler cilde yapışıyor ve oksijen aldığı sürece yanmaya devam ediyor. Bu bombanın dumanını solumak bile akciğerlerde yanıklara neden olmaya yetiyor. Keza geçtiğimiz günlerde Tahran’da petrol mahzenlerine yapılan saldırının ardından şehrin karanlığa büründüğüne şahit olmuştuk.
İsrail, hiçbir kurala ve insani değere bağlı olmadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Öyle ki Qeşm’de su arıtma tesislerini bombalaması, Tahran’da kamu altyapısının paramparça edilmesi ve şehirlerin içinde olan rafinerilerin hedef alınması bunun en canlı göstergesi. Ayrıca petrol rafinerilerinin İran’da şehir merkezlerine ve yerleşim yerlerine çok yakın olduğunu hatırlatmak gerekir.
Tahran’dan bir not: ‘Zehir soluyoruz’
Salı sabah Menjenigh dergisi tarafından Tahran’dan paylaşılan bir notta şunlar yer alıyor:
“Sabah uyandığımda perdenin ardından gri ve bulanık bir ışık süzülüyordu; sabahtan ziyade toza benzeyen bir ışık. Gözüm, pencerenin arkasından görünen balkon demirlerine takıldı. Demirler artık o tanıdık metal renginde değildi. Üzerlerine bir siyahlık tabakası çökmüştü, sanki gece boyunca biri her şeyin üzerine kalın bir is püskürtmüş gibiydi. Sonra bakışlarım avlunun duvarlarına kaydı. İşte o an meselenin sadece demirler olmadığını anladım. Duvarlar da kararmıştı. Ne bir leke, ne de sıradan bir şehir tozu; tek tip bir örtü.
Bu durumun en az beş gün süreceği söylendi. Havanın artık hava olmadığı, seyreltilmiş zehre benzeyen bir şeye dönüştüğü beş gün. Doktorlar meselenin sadece öksürük ve nefes darlığı olmadığı konusunda uyarıyor; otoimmün hastalıklardan, yıllar sonra böyle günlerin bağrından çıkacak kanserlerden bahsediyorlar. Yani savaş yarın bitse bile, bu duman bedenlerimizde var olmaya devam edecek. Kana karışan bir savaş.”
‘Gıda fiyatları 3 katına çıktı’
Salı sabahı ayrıca İran’lı öğretmenlerin bağımsız sendikası olan, Öğretmen Sendikaları Koordinasyon Konseyi, yayımladığı raporda Tahran’da olanları özetledi: “On gündür o hep uyanık olan şehir, Tahran, ürkütücü bir sessizliğe gömülmüş durumda. Sokaklar her zamankinden daha boş ve dükkanların kepenkleri inik. Endişeli halkın her şeyden çok güvenlik hissine ve sığınağa ihtiyaç duyduğu bu günlerde, şehrin çehresi tuhaf bir şekilde bir kışlaya dönüştü.”
Bu raporda gıda ürünlerinin pahalılaşmasına şöyle dikkat çekiliyor: “Sadece bu on gün içinde yumurta ve patates gibi hayatta kalmanın en temel maddelerinin fiyatı 2-3 katına çıktı.”
Hamile kadınlar için erken doğum, can kaybı riski
İran’ın resimi gazetelerinden Şerq, yayımladığı yeni raporda, savaş döneminde hamile kadınların koşullarını ve deneyimlerine dikkat çekiyor. Bu rapor, Tahran’daki hamile kadınların son günlerde oldukça stresli koşullarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Birçok kadın, en yakın güvenli merkezlerden bakım alabilmek için hastanesini veya doktorunu değiştirmek zorunda kaldı. Ayrıca, şiddetli stres ve saldırı korkusu; erken doğum ihtimalinin artmasına neden oluyor. Bu raporda, saldırı ve patlamaların yaşamlarını ve hamileliklerini etkilediği birkaç kadının deneyimi aktarılıyor. Bunlardan biri olan Fehime, Talegani Kavşağı yakınlarındaki bir saldırının ardından hastaneye ve muayenehaneye giden uzun yolu korku içinde katetti, doktorunu ve doğum yapacağı yeri değiştirmek zorunda kaldı. Nergis adındaki bir diğer kadının ise şiddetli stresin ortasında suyu geldi ve acil sezaryene alınması gerekti. Bu deneyimler, savaştan kaynaklanan kaygının özellikle hamile kadınlar üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor.
İran Devlet Sözcüsü Fateme Mohacerani, pazartesi yaptığı açıklamada şu ana kadar 52 sağlık merkezi, 29 tedavi birimi, 19 acil servis istasyonu ve 16 ambulansın Amerika ve İsrail’in askeri saldırılarına hedef olduğunu açıkladı.
Ağırlıklı siviller hayatını kaybediyor
Son 24 saat içinde İran İnsan Hakları ajansı (HRANA) İran’ın 17 eyaletinde İsrail ve ABD tarafından en az 285 saldırı kaydetti. Son 24 saatte 41’i sivil, toplam 61 kişi hayatını kaybetti. Şimdiye kadar, 196’sı çocuk, toplam 1245 sivil hayatını kayberken 189 İran askeri veya devrim muhafızlarına mensup kişiler hayatını kaybetti. Ayrıca hayatını kaybeden 327 kişinin kimliği tespit edilemiyor.
ABD’nin İran’a yönelik başlattığı saldırılarda ilk günden itibaren kız çocukları okullarının bombalanması, İran donanmasının güney filosuna ait “Dena” gemisini, Bengal Körfezi’nde Hindistan’ın daveti ile silahsız bir şekilde, içinde liseli çocukların da olduğu deniz tatbikatına katıldıktan sonra hedef alması, ABD’nin çocuk- sivil demeden herkesi katlettiğini gözler önüne seriyor.
İran’ın kültürel mirasları da hedef alınıyor
Son 24 saate Sulduz Sanayi Bölgesi’nin yanı sıra, İsfahan’da bulunan Optik Savunma Sanayi bölgesi, Bender Abbas’ta Suru İskelesi de ABD- İsrail tarafından hedef alındı. Uluslararası insancıl hukuka göre; sağlık merkezleri, acil servisler, insani yardım merkezleri ve yerleşim alanları özel koruma statüsüne sahiptir. Ancak ABD ve İsrail bunu sürekli ihlal ediyor. Dünya mirası olarak bilinen İsfahan’ın Çehel Sütun Sarayı Müzesi, Âlî Kapu Sarayı Müzesi de bombalarla tahrip edilen yerler arasında yer alıyor. Tahran’da bulunan Safaiyan Kliniği ve Tıp Merkezide pazartesi ciddi bir şekilde saldırıların hedefi oldu.
‘Savaş ne işçiler için başlar ne de onların lehine biter’
İran Emek Konfederasyonu yayımladığı son açıklamada bu süreçte işçi sendikalarının tutumuna ilişkin şu notu paylaştı: “Hükümetler ve askeri güçler savaş ve güç dengesi hakkında kararlar alırken; bombardıman, güvensizlik, altyapı yıkımı ve geçim kaynaklarının çöküşü altında yaşayanlar, işçiler, emekçiler ve sıradan halktır. Savaş ne işçiler için başlar ne de onların lehine sona erer. Fabrikalar, limanlar, okullar, hastaneler ve iş yerleri çatışma alanlarına dönüşüyor ve bu politikaların bedelini, savaş kararlarında hiçbir rolü olmayan aynı insanlar ödüyor.”
Fotoğraf: Fars News
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















